KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/13778 E., 2019/1409 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2019
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma
Dava, farklı sicil numarasındaki hizmetlerin aidiyeti ile 01.08.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. . Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dosya kapsamından, 01.11.2008 tarihinden itibaren 3707 gün üzerinden 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı alan davacının, 23.05.2005 tarihi itibariyle toplam prim ödeme gün sayısının 3618 gün olduğundan bahisle tahsis talep tarihi olan 28.07.2006 tarihinde gerekli şartları yerine getirdiği ile 01.08.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına dair bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de, 506 sayıl Yasa’nın Geçici 81. Maddesinin C/b-ba fıkrası gereğince 23.05.2005 tarihine kadar 3600 gün şartının dolması halinde 56 yaş şartına göre aylık bağlanabileceğinin belirtildiği,
davacının 23.05.2005 tarihine kadarki hizmetinin 3588 gün olduğu, zira 2005 yılındaki 88 günlük kısmın 30 gününün 23.05.2005 tarihinden sonraki kısma (2005/12) ait olduğu, buna göre davacı hakkında 506 sayıl Yasa’nın Geçici 81. Maddesinin C/b-bb fıkrasının uygulanması gerektiği,
14.04.1950 doğumlu olan davacının 57 şartını 14.04.2007 tarihinde yerine getirdiği ile 01.05.2007 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığının gözetilmemesi (01.11.2008 tarihinde bağlanan aylık ile 01.05.2007 tarihinde bağlanacak aylıkta esas alınan sürelere göre oluşacak aylık miktarı farklılığının infazda gözetilmesi mümkün bulunduğundan bu hususta ayrıca irdeleme yapılmamıştır) usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/13778, K. 2019/1409, 20 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama