İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2017/4706 K.2019/9360

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince…

Esas2017/4706Karar2019/9360Tarih2 Aralık 2019Okuma7 dk · 1.475 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2017/4706 E., 2019/9360 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Aralık 2019
Mahkemesi
Bartın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.475 kelime·7 dk okuma·7 bölüm

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

I-İSTEM

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ...'in 1998 yılında vefatından dolayı 5510 sayılı Kanun'un 4/a kapsamında ölüm aylığı almaya başladığını, müvekkilinin babası ...'un ise 1987 yılında, yani eşinden çok önce vefat ettiğini, müvekkilinin babasından dolayı kanunun 4/b maddesi gereğince Temmuz 2007 döneminde ölüm aylığı almaya başladığını, müvekkilinin her iki maaşı alma şartları taşıdığından davalı tarafından her iki maaşınında yıllardır ödendiğini,

müvekkilinin yurtdışından Türkiye'ye geldiğinde babasından dolayı 4/b kapsamında aldığı maaşının durdurulduğunu ve kendisine yersiz ödeme çıkartılarak bu ödemelerin 4/a kapsamındaki maaşından kesildiğini 18/03/2016 tarihinde öğrendiğini ve yapılan işlemin iptali için davalı kuruma dilekçe verdiğini ancak davalı kurumun 30/03/2016 tarihli cevabı ile müvekkilinin taleplerini reddettiğini, davalı kurumun 30/03/2016 tarihli cevabi yazısının fiili duruma ve gerçeklere aykırı olduğunu, müvekkilinin her iki maaşıda almaya kanunen hak kazandığını ve her iki maaşı alma şartlarınında halen devam ettiğini,

davalı tarafından yersiz ödemeye ilişkin çıkartılan borcunda 5510 SK.nun 96.maddesine aykırı ve fazla olduğunu, davalı kurumun sosyal devlet, sosyal güvenlik ilkelerine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı işlemlerinin iptali gerektiğini, açıklanan nedenlerle davlanın ...

Sigorta İl Müdürlüğü tarafından yapılan 11/11/2015 tarih, 15810456 sayılı işleminin iptali ve müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin müteveffa babası ...'tan dolayı aldığı 4/1-b kapsamında maaşının kesildiği tarihten itibaren müvekkiline yeniden bağlanarak kesintilerin faizi ile birlikte ödenmesine; müvekkilinin eşinden dolayı almakta olduğu 4/a ölüm maaşından yapılan kesintilerin, yapılan kesinti tarihinden itibaren işleyecek faizi ile müvekkile geri ödenmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II- CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; ölüm sigortasında gerek sigortalılar gerekse hak sahipleri yönünden sigortalı tarihinde geçerli olan mevzuat uygulandığını, buna göre ölüm tarihi itibari ile 4/1-b kapsamında sigortalılar ile bunların hak sahipleri için aranan koşulları gösterir tabloda gösterilen tarihler arasında ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak şartı arandığını,

davacı hakkında yapılan gelir tespiti araştırmasında davacının gelir ve kazaçlarının brüt asgari ücret tutarını aştığı bildirildiğinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığının Ağustos 2010 tarihinden itibaren durdurulduğunu, yersiz ödenen 29.369,24 TL fazla ve yersiz ödemelerin tahsiline ilişkin usul ve esaslar hakkındaki yönetmeliğin 13.maddesine istinaden eşinden almakta olduğu ölüm aylığından 1/4 oranında kesildiğini, yapılan işlemlerde kurumun herhangi bir işlem hatasının olmadığını, durumunu gizleyen ve muvazalı işlem yapanın davacı olduğunu,

kendi durumu hakkında kuruma bilgi vermemesinden ötürü dava konusu kurum zararının oluşumunda tamamen kusurlu olduğunu, bu nedenle kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi gereği haksız ve yersiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III- MAHKEME KARARI

A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup; buna göre, 1479 sayılı Kanun gereğince sigortalı babanın yaşamını yitirdiği gün itibarıyla yürürlükteki 1479 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulunun, eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacı yönünden gerçekleşmediği, davacının müteveffa babasından dolayı aldığı maaşın kesilmesi nedeniyle yersiz olarak ödenen maaş tutarının 29.369,24 TL olduğu,

kurum tarafından yersiz olarak ödenen maaşlar için öncelikle davacının kurumdan alacaklarından mahsup edilmek, gelir ve aylıklarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiği, davacının eşinden dolayı almakta olduğu aylıktan, aylığın %25 oranında kesinti yapılarak tahsil yoluna gidildiği, anılan işlemlerin Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 13. maddesine uygun olarak yapıldığı ve fazla bir kesintinin olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/ 1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ

Davacı vekili, davacının babasından aldığı maaşın iptal edilmesi işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME

05.10.1998 tarihinde yaşamını yitiren 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalı eşi üzerinden 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine 01.11.1998 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanan davacıya, 19.10.1987 tarihinde vefat eden 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babası üzerinden ve 01.08.2007 tarihinden itibaren , hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla yetim aylığı bağlandığı, ayrıca davacının Almanya Emeklilik Sigortasından 01.07.2010 tarihinden itibaren dul maaşı aldığı, daha sonra davacının babasından dolayı aldığı aylığının kesilerek,

başlangıçtan itibaren yapılan ödemelerin yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirildiği ve davacının, Kurum işleminin hukuka uygun olmadığından bahisle Kurum işleminin iptali ile kesilen aylıkların yeniden bağlanması talepli eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

5510 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan;”…. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanun'un 1'inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” Hükmü gereğince davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasa hükümleri olup eldeki uyuşmazlığı çözümünde bu yasa hükümlerinin dikkate alınması gereklidir.

Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.01.2018 günlü ve 2017/3192Esas. 2018/101 Karar Sayılı ilamında belirtildiği üzere, her uyuşmazlığın yürürlükte bulunduğu mevzuat hükümlerine göre çözülmesi gerektiği kuralı gereğince ve 1479 sayılı Kanun'un 41. maddesinde ölüm aylığının ne zaman başlayacağına dair “Sigortalının ölümde hak sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığı hak kazandıkları tarihten sonraki aybaşından başlar.” şeklindeki düzenlemeye istinaden, somut olay bakımından davacının ölüm aylığına müstehak olup olmadığı irdelenirken, hak sahipliği sıfatının kazanıldığı 22.09.1997 tarihindeki kanuni düzenlemelere değer verilmesi gerekmektedir.

1479 sayılı Kanun'un “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının.

18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama,

bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

İptale konu düzenleme daha sonra, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir.

Görüldüğü üzere, 1479 sayılı Kanun'un 46. maddesinin ilk halinde, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile getirilen “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” ifadesi bulunmamakta, sadece sigortalının kız çocukları yönünden aylık bağlama şartları arasında “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartının, kesme nedeni olarak ise evlenme olgusunun var olduğu görülmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip, ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan Kurumlardır. Her bir Yasa kendi sigortalıları açısından hüküm ifade eder. Açıkça atıf yapılmadıkça diğer yasa hükümleri dikkate alınamaz.

Eldeki davada ise, kurumun 506 sayılı Yasa'nın 92.ve 5510 sayılı Yasa'nın 54. maddesi kapsamında bir nizası bulunmayıp, nizanın davacının geçimini sağlayacak yeterli gelirinin bulunduğu noktasına hasretmesi, ayrıca babadan bağlanan aylığın 4956 sayılı Yasa değişikliğinden sonra 01.08.2007 tarihinde gerçekleştiği gözetilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının, HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/4706, K. 2019/9360, 2 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-istem
  4. Iı- Cevap
  5. Iıı- Mahkeme Kararı
  6. A- İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. B- Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
  8. Temyiz Kanun Yoluna Başvuru Ve Nedenleri
  9. Iv- İlgili Hukuk Kuralları Ve İnceleme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/4706
Karar No
2019/9360
Tarih
2 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2017/4709 K.2019/11656
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2017/4713 K.2019/11650
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2017/4713 K.2019/11477
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2017/4715 K.2019/8909
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2017/4716 K.2019/10402
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2017/4717 K.2019/6492

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.