KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2018/5017 E., 2018/8877 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2018
Karar Metni
1.945 kelime·10 dk okuma
.....
Dava, yersiz sağlık giderlerinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davalının 01.11.2008 - 2010/5 ay dönemine ilişkin 4/a bildirimlerinin iptal edilmesi ile 03.03.2009 - 05.08.2010 tarihleri arasında yapılan sağlık giderlerinin faizi ile tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz üzerine işbu davanın açıldığı, mahkemece, davalının ''Ben Örnek........isimli iş yerinde çalışmadım ancak çalışmış gibi göstermişler, sigorta primimi .......dedik, ayrıca bu durumu 2013 yılının Ekim ayında emeklilik dilekçesi vermeye gittiğimde öğrendim, Kurum zararını ödeyemedim'' şeklinde ki beyanını davanın kabulüne yönelik olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, davalının beyanın davanın kabulü niteliğinde olmadığından söz konusu hüküm eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar.
Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Yukarıda anlatılanlar nazarında mahkemece, çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden bildirimi bulunan bordrolu tanıkların yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ilgili işyerinin hangi tarihten itibaren faal olduğu ile çalışma ruhsatı alıp almadığı araştırılmalı, vergi kayıtları getirtilip incelenmeli, yapılan sigortalı bildirim ile işyerinin faaliyeti karşılaştırılmalı, çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerine komşu işyeri bordrolu tanıkları tespit edilip beyanlarına başvurulmalı, varsa savcılık soruşturması ve devamında ceza dosyası irdelenmeli, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
2-Mahkemece çalışmanın fiili olmadığı kanaatine ve sonucuna varılması halinde ise sağlık giderleri yönünden 19.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Yasanın 12. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Geçici 45. maddede, “Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31/01/2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez.
Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanuna göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile, bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Dava konusu sağlık giderleri 01.10.2008 sonrası ve 31.01.2012 tarihi öncesi olmasına göre geçici 45. madde kapsamında değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
Yine davalının hizmet cetveline göre 2010/7. ayından 2012/3. ayına kadar başka bir işyerinden 4/a'lı bidirimlerinin olduğu görülmekle 2010 yılı 7 ve 8. ay da yapılan sağlık giderleri bakımından sağlık sigortalılığı nedeniyle yararlanma hakkının varlığı üzerinde de durulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece sağlık yardımına ilişkin talep yönünden davanın kabul nedeniyle kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/5017, K. 2018/8877, 2 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama