KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/10495 E., 2021/3352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2021
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma
...
Dava, iş kazası sonucu maluliyete uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davacının tüm, davalı ...‘in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava, zararlandırıcı iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 49.201,00 TL maddi tazminat alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan (Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...’in sorumluluğunun 1.000,00 TL ile sınırlandırılmasına), fazlaya ilişkin talebin saklı tutulmasına, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1-6100 sayılı HMK'nın 326. maddesine göre Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.
Somut olayda, mahkemece verilen kararda davalı ... yönünden yargılama giderinin haklılık oranına göre paylaştırılmadığı anlaşılmaktadır.
2-İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında hüküm altına alınan tazminatlara uygulanması gereken faiz, yasal faizdir.
Mahkemece, hükmedilen tazminatlara yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faiz oranı ile tahsile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘nin 13. maddesinde; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7'nci maddenin ikinci fıkrası, 9'uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10'uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına hükmolunacağı, ancak hükmedilecek bu ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davalı ... yönünden 1.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği ancak diğer davalı ile birlikte sorumluluğunun 49.201,00 TL maddi tazminat olduğu ve bu miktar üzerinden aleyhine vekalet ücreti hükmedildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/10495, K. 2021/3352, 16 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama