KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/452 E., 2021/13358 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
925 kelime·5 dk okuma
Dava, 11.09.2008 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ve yapılan tedavi giderleri ile cenaze masrafının davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 20.02.2014 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile“…Teselsüle dayalı olarak açıldığı anlaşılan eldeki davada,….mahkemece peşin sermaye değerli gelirin başladığı tarihteki ilk tutarın esas alınması ve bu değere davalıların toplamda %70 kusuru uygulanması suretiyle Kurum alacağının belirlenmesi ve hükmü temyiz etmeyen diğer davalı yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da nazara alınarak karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek, bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, bu Kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Eldeki davada, Mahkemece, 20.02.2014 tarihli kararda davalılardan ... ve ... Tütün San. ve Tic.
A.Ş. hakkında açılan davanın kısmen kabulüne ve Bağlanan ilk peşin sermaye değeri gelir yönünden 93.122,52 TL'nin gelir bağlama onay tarihi olan 30/07/2010 tarihinden itibaren, 257,24 TL cenaze gideri ile, 6.718,48 TL tedavi giderinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine, karar verildiği, davalılardan ... avukatı ve davalı ...’in temyizi üzerine, Dairemizce, kararın bozulduğu, mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi sonucu, kararı temyiz etmeyen davalılardan ...
Gıda Pet. Tem. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. açısından Kurum lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmaktadır. Olayda, usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, artık davalı ... Gıda Pet. Tem. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. açısından, ilk kararda kabul edilen tutarlar yönünden oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmaksızın karar verilmesi olanaklı değildir.
Bu ilke, Kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Diğer taraftan, teselsüle dayalı olarak açılan eldeki davada mahkemece davalıların kendi kusurları oranında sorumluluğunun karar yerinde ayrıca belirlenmesi ile yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/452, K. 2021/13358, 2 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama