KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/6154 E., 2020/7825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.390 kelime·7 dk okuma
Dava, iş kazasında sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalının maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde asıl birleşen davalar yönünden kısmen kabule karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebepler ile temyiz kapsam ve nedenlere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. ..., Usuli ... Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. ...’e ..., ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Öte yandan 6100 sayılı HMK.nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece re'sen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen 20/12/2018 tarihli bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir.
Bozma ilamında “06/06/2002 tarihinde açılan asıl davanın, maddi tazminat istemleri ve davalılardan davalı ... Tic. A.Ş. ile ... Çimento San. Türk A.Ş.’ne karşı açılan manevi tazminat istemleri yönünden açılmamış sayılmasına karar vermek, mahkemece verilen ilk karardaki manevi tazminat kararı yönünden davalı ... ... Makina ... Montaj San.ve Tic. A.Ş. aleyhine hükmedilen 17.500,00 TL manevi tazminata ilişkin kararın kesinleştiği gözetilerek iş bu davalı ... ...
Makina Şirketi’ni bu miktarla manevi tazminat isteminden sorumlu tutmak, diğer davalıları ise 04/06/2009 tarihinde açılan ve 10.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunan davadaki istemle sınırlı sorumlu olacak ve tahsilde tekerür olmayacak şekilde müştereken ve müteselsilen manevi tazminat isteminden sorumlu tutmak, maddi tazminat istemlerine gelindiğinde ise 06/06/2002 tarihinde açılan asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması, 23/09/2016 tarihinde açılan davaya karşı da davalıların süresi içerisinde zamanaşımı definde bulundukları dikkate alınarak,
yukarıda yapılan açıklamaya göre hesap edilecek maddi tazminat alacağı için 04/06/2009 tarihinde açılan ve asıl dava ile birleşen davadaki davacı tarafın 15.000,00 TL maddi tazminat istemiyle sınırlı olarak davalıların sorumluluğuna karar vermekten ibarettir." şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuştur.
Eldeki davada, mahkemenin bozma kararına uyarak asıl dava yönünden verdiği karar yerinde olmuş ise de; bozma kararı içeriği ve dosya kapsamına göre zamanaşımına uğrayan davanın, asıl dava dosyası ile birleşen 23/09/2016 tarihinde 30. İş Mahkemesinin 2016/1543 esasında açılan dava dosyası olduğu gözetilerek,
bu dava yönünden zamanaşımından redde karar verip, asıl dava dosyası ile birleşen 04/06/2009 tarihinde 11. İş Mahkemesinin 2009/524 esasında açılan davayı dikkate alarak 15.000,00 TL’lik maddi tazminatı bu davadan hüküm altına almak gerekirken hatalı değerlendirme ile 15.000,00 TL’lik maddi tazminatın birleşen 30. İş Mahkemesinin 2016/1543 esasında açılan dava dosyası üzerinden karara bağlanması ve zamanaşımından red ile ilgili bir hüküm kurulmaması, aynı zamanda vekalet ücreti ve harç ile ilgili olarak her dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmayarak hükmün infazında çelişki olacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6154, K. 2020/7825, 29 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama