KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2021/6981 E., 2023/12799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1782 E., 2019/1684 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/372 E., 2019/210 K.
Karar Metni
1.407 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin davalı Kurumun sigortalısı olup yaşlılık aylığı aldığını, müvekkilinin sigortalı olarak çalışmaya devam ederken 21.07.2007 tarihinde ... Tekstil Tur. Gıda Taş. Doğal Gaz Sist. İth. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti.'ne ortak olduğunu, müvekkilinin daha sonra bu şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin şirket ortağı olduğu dönemde hizmet akdine tabi işçi olarak çalıştığını, ancak, davalı kurumun bu şirket ortaklığı nedeniyle 31.07.2007 ile 28.02.2011 tarihleri arasında müvekkilini Bağ-Kur sigortalısı (4/1-b) olarak kabul ettiğini ve çakışan bu dönemdeki 4/1-a kapsamındaki kazançlarını aylık hesaplamasında dikkate almadığını, bu uygulamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 56 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a geçici 63 üncü madde eklendiğini, bu yasal düzenleme nedeniyle müvekkilinin 31.07.2007 ile 28.02.2011 tarihleri arasındaki bağkur sürelerinin tasfiye edildiğini, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki düzenleme karşısında sigortalılık çakışmasından söz edilemeyeceğinden, müvekkilinin 4/1-a kapsamındaki çalışmaları ve kazançlarının aylık hesabında dikkate alınması gerektiğini,
kuruma yapılan başvuruya 2016/20 sayılı Genelge gereği işlem yapıldığının bildirildiğini, yukarıdaki açıklamalar gereği, yasal düzenleme ile Bağkur sigortalılık süresinin tasfiye edilmiş olması karşısında, yasaya aykırı olarak çıkarılan genelge hükmüne göre işlem yapılmasının mümkün olmayacağını, bununla birlikte 2016/20 sayılı Genelgenin ilgili bölümünün bu şekilde bir hüküm içermediğini, Genelgede süresi içinde ödeme yapılmaması halinde sigortalılığın durdurulacağı ifadesinin yer aldığını, mevcut durumda Bağkur (4/1-b) süreleri değerlendirilmediği gibi, aynı döneme ait 4/1-a sürelerinin de değerlendirilmediğini,
çalışılmış ve primi ödenmiş sigortalılık sürelerinin dikkate alınmaması sonucu düşük aylık bağlanmasının hukuka ve sosyal güvenliğin genel ilkelerine aykırı olduğunu, yukarıdaki açıklamalara ek olarak; davalı Kurumca dava konusu döneme ait 4/1-a kazançlarının aylık hesabına ilave edilmesi gerektiğini, müvekkilinin SSK hizmet dökümünden ve şirket vergi kaydından da görüldüğü üzere, bu tarihlerde baskın çalışmasının hizmet akdine tabi işçilik olduğunu, müvekkilinin geçimini işçi olarak çalışması sonucu aldığı ücretle sağladığını, Yargıtay'ın yerleşik kararlarından da görüldüğü üzere,
çakışan sigortalılık durumunda kişinin emek ve mesaisini harcadığı, ekonomik olarak geçimini sağladığı baskın çalışmasına üstünlük tanıması gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin faal olmadığını, müvekkilinin buradan herhangi bir gelir elde edemediğini belirterek, kurum işleminin iptaline, 31.07.2007 ile 28.02.2011 tarihleri arasındaki SSK (4/1-a) çalışmaları ve bu döneme ait prime esas kazançların yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınması gerektiğinin tespitine, ilk tahsis tarihinden itibaren oluşacak aylık farklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının 31.03.2017 tarihinde müvekkili Kurum Müdürlüğü'ne tahsis talebinde bulunduğunu, 4/b servisinin 01.06.2017 tarihinde bildirilen cevabi yazısında 31.07.2007-28.02.2011 tarihleri arasında zorunlu, 4/b sigortalısı olduğunun bildirildiğini, müvekkili Kurumun 01.09.2016 tarih ve 2016 sayılı genelgesi gereği, 5510 sayılı Kanun'un geçici 63 üncü maddesine göre durdurulan 4/b süreleri ile çakışan 4/a hizmetleri dikkate alınamadığından sigortalının,
31.07.2007-28.02.2011 tarih arası zorunlu 4/1-b sigortalısı olunan bu sürelerle çakışan 31.07.2007-28.02.2011 tarihleri arasındaki 4/a hizmetlerinin dikkate alınmadığını, bu nedenle 31.03.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 31.07.2007-28.02.2011 tarihleri arasındaki 4/a hizmetleri dikkate alınmadan, 01.04.2017 tarihinden başlamak üzere sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının (hizmet birleştirmesi olmaksızın) sadece 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddeleri kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinden; yaşlılık aylığı tahsisinde dikkate alınmayan. 06.12.2007 - 12.05.2008. 29.05.2008 - 14.03.2009. 17.03.2009 - 05.05.2009. 13.06.2009 - 15.07.2009. 04.01.2010 - 31.01.2010.
01.02.2010 - 28.02.2011 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak, 506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanun ile değişik geçici 81/b-e maddesi uyarınca 01.04.2017 tarihinde itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.04.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylıklarının eksik ödenen kısımlarının, hakediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Mahkemece hükümde taleplerinde bulunmayan bir sonuca yer verildiğini, "davacının sadece 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddeleri kapsamındaki hizmetlerinin dikkate alınarak aylık bağlanması gerektiğinden" ifadesinin uygulamada tereddüt yaratacağını, sadece bu hizmetlerin aylık bağlamaya yeterli olmaması halinde aylığın tümden iptali sonucunu doğurabileceğini,
müvekkilinin şirket ortağı olduğu dönemde hizmet akdine tabi işçi olarak çalıştığını ancak davalı kurumun bu şirketin ortaklığı nedeniyle 31.07.2007 ile 28.02.2011 tarihleri arasında müvekkilini Bağ-Kur sigortalısı (4/1-b) olarak kabul ettiğini ve çakışan bu dönemdeki 4/1-a kapsamındaki kazançlarını aylık hesaplamasında dikkate almadığını, bu uygulamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Kurumun SSK ile çakışan Bağ-Kur sigortalılığını iptal etmesinin ve bu tarihlerde SSK'lı olduğunu ve kazançlarını kabul etmesi gerekirken,
müvekkili aleyhine olacak şekilde işlem tesis etmesinin sosyal güvenlik anlayışına aykırı olduğunu bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumun yaptığı işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davacının kendi kusuru ve yasal süresi içinde yapmadığı başvuru nedeniyle sonradan hak iddia etmesinin hukuken mümkün olmayacağını bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davacının 31.07.2007 - 28.02.2011 tarihleri arasındaki SSK (4/1-a) sigortalısı olarak geçen sürenin yaşlılık aylığında hesaba katılması gerektiğinin tespiti ile ilk tahsis tarihinden itibaren oluşacak aylık farklarının yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekillerinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dosyanın incelenmesinde. 01.02.1969 doğumlu olan davacının 506 sayılı Kanun'a tabi olarak geçen sigortalı çalışmalarının. 01.03.1985-31.12.2006, 01.01.2007-21.07.2007, 06.12.2007-12.05.2008, 29.05.2008-14.03.2009, 17.03.2009-05.05.2009, 13.06.2009-15.07.2009, 04.01.2010-31.01.2010, 01.02.2010-10.11.2013 tarihleri arasında olduğu, ancak ... Teks. Tur. Gıda. Taş. Doğal Gaz Sis. İth. İhr. San. Tic. Ltd.
Şti.'nin 11.11.2005-08.08.2011 tarihleri arasında kurucu ortağı ve hissedarı ortağı olması nedeniyle 31.07.2007-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunu'nun 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı ve çakışan dönemde, 5510 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi gereği Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması nedeniyle,
Bağ-Kur kapsamındaki çalışmalarının yaşlılık aylığının tahsisinde dikkate alınmadığı ve giderek çakışan dönemdeki hizmet akdine tabi çalışmalarının da yaşlılık aylığı tahsisinde dikkate alınmadığı ve davacının (31.07.2007-28.02.2011 tarihleri arasında çakışan dönemdeki Bağ-Kur ve SSK hizmetleri hariç) 01.03.1985-30.03.2017 tarihleri arasında 4736 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında, 06.08.1993-31.07.2007 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/b (Bağ-Kur) maddesi kapsamında 1133 gün hizmeti,
540 günlük askerlik borçlanması da dikkate alınarak kendisine toplam 6409 prim ödeme gün sayısı üzerinden 31.03.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.04.2017 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
3.Mahkemece davacının yaşlılık aylığı tahsisinde dikkate alınmayan. 06.12.2007-12.05.2008, 29.05.2008-14.03.2009, 17.03.2009-05.05.2009, 13.06.2009-15.07.2009, 04.01.2010-31.01.2010, 01.02.2010-28.02.2011 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun'un 2.maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak,
506 sayılı Kanun'un 4759 sayılı Kanun ile değişik geçici 81/b-e maddesi uyarınca 01.04.2017 tarihinde itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.04.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylıklarının eksik ödenen kısımlarının, hakediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmişse de, davacının ilk tahsis talebinde dikkate alınmayan Mahkeme kabulüne göre 506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilen hizmet sürelerinin eklenmesi durumunda, davacının aylığının ne kadar olacağı davalı Kurumdan sorulmadan,
fark aylıklara ilişkin eksik ödeme olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/6981, K. 2023/12799, 13 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama