KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/10106 E., 2022/11857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- —
Karar Metni
825 kelime·4 dk okuma
Dava, hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, fer'i müdahil Kurum ile davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun.
288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de,
senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; mahkeme, bozmaya uyularak “Davacının davasının kısmen kabülü ile;
1- Davacının davalı şirkete ait işyerinde 01/07/2007 - 11/08/2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve 01/07/2007 - 31/12/2011 tarihleri arasında 1215 gün, 01/01/2014 - 30/06/2014 tarihleri arasında 9 gün olmak üzere toplam 1224 gün hizmetinin kuruma bildirilmediğinin tespitine, kayıtlı dönemler yönünden talebin Reddine,
2- Davacının prime esas brüt aylık kazancının;
01/07/2007-12/05/2010 döneminde asgari ücret,
13/05/2010-30/06/2010 döneminde 905,00-TL,
01/07/2010-31/12/2010 döneminde 905,00-TL,
01/01/2011-30/06/2011 döneminde 796,50-TL,
01/07/2011-31/12/2011 döneminde 837,00-TL,
01/01/2012-30/06/2012 döneminde 886,50-TL,
01/07/2012-31/12/2012 döneminde 940,50-TL,
01/01/2013-30/06/2013 döneminde 978,60-TL,
01/07/2013-31/10/2013 döneminde 1.021,50-TL,
01/11/2013-31/12/2013 döneminde 1.200,00-TL,
01/01/2014-30/06/2014 döneminde 1.200,00-TL,
01/07/2014-11/08/2014 döneminde 1.200,00-TL olarak belirlenmesine” karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece Uyulan 18/04/2019 tarih ve 2016/18091 E, 2019/3651 K ve 22/09/2021 tarih 2021/6298 E, 2021/10700 K sayılı bozma ilamlarında yer alan “davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanunun 77. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 80. maddesi olduğu,
söz konusu maddelerde prime esas kazançların nasıl belirleneceğinin düzenlediği bozma ilamımız da belirtilmiş olup yine mahkemece, taraflar arasında imzalanan 13/05/2010 başlangıç tarihli belirli iş sözleşmesinde belirlenen ücretin ödenip ödenmediği araştırılmalı, şayet işçilik alacaklarına ilişkin dava açılmış ise bu dosyadan tespit edilen ücretin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına esas alınabileceğinin gözetilerek,
işçilik alacaklarında belirlenen ücretin ödenip ödenmediği araştırılmalı, bu ücret ödenmiş ise 11/08/2014 itibariyle son ücret olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
1- Mahkemenin 01/07/2007-12/05/2010, 01/11/2011-31/10/2013 tarihleri arasındaki kabulü yerindedir.
2- Mahkemece, dosya arasında bulunmadığı anlaşılan 13/05/2010 tarihli işçilik sözleşmesi ve 2 adet ücret ödemesindeki ücret miktarları esas alınarak 31/05/2010-30/06/2010 ve 01/11/2013-11/08/2014 dönemine ait prime esas kazançlar yönünden verilen hüküm ise eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve uyulan bozma ilamları doğrultusunda, taraflar arasında imzalanan 13/05/2010 başlangıç tarihli “belirli iş sözleşmesinde” belirlenen ücretin ve yine taraflar arasındaki ücret ödemeye ilişkin 2 adet ücret ödeme belgesinin dosya içerisine alınarak bunların da ödenip ödenmediği araştırılmalı ve önceki bozma ilamı çerçevesinde yapılacak irdeleme-değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, fer'i müdahil Kurum ile davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10106, K. 2022/11857, 5 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama