KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/10706 E., 2022/13297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2022
Karar Metni
1.042 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı TRT ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalı kurum nezdinde 1999 yılında yapım ve yönetmen yardımcısı olarak işe başladığını, 1999-2002 arasında istisna akdiyle sigortasız olarak, 2002-2008 tarihleri arasında 1 yıldan az süreli istihdam edilecek kurumun yayın ve yapımına yardımcı işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile,
2008-2013 arasında sözleşmeli statüde istihdam edilen personel sözleşmesi kapsamında, 19.09.2013 tarihinden itibaren de torba yasayla yürürlüğe giren kanundan faydalanıp statü değişikliği yapılarak hizmetlerine herhangi bir ara vermeden 4/c kapsamında dahil edilerek çalıştığını ve halen çalışmaya devam ettiğini, davalı kurumda uzun yıllardır kesintisiz şekilde farklı hukuki statü ve sözleşme türleri ile çalıştığını, davacı fiilen çalışmış olmasına rağmen 1999-2002 tarihleri arasındaki çalışmasının ise hiçbir şekilde hesaba katılmadığını gördüğünü,
sistemde kaydı bulunmadığını oysa davacının 1999 yılından itibaren davalı kurumda aralıksız şekilde çalıştığını, davacının tüm çalışması hizmet akdinin özelliklerine havi olmasına rağmen kurum kayıtlarında bu süre istisna akdi ile çalışıyor şeklinde gösterildiğini, bu durumun müfettiş incelemesinde de konu olduğu ve hizmet akdi ile çalışıyor gibi değerlendirilmeleri yönünden karar verildiğini, iş bu tarihler arasında aralıksız ve kesintisiz çalışmasına devam ettiğini ileri sürerek,
haklı davanın kabulü ile davacının 1999 yılından itibaren 4/c kapsamına dahil edildiği tarihe kadar davalı kurumda aralıksız ve kesintisiz olarak hizmet akdine göre çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.,
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kurumda çalıştığı sürelerde davacı ile imzalanan sözleşmelerin istisna akdi niteliğini taşıması nedeniyle uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil genel mahkemelerde görülmesi gerektiğini, davacının çalışmalarının kesintili olarak devam ettiğini, Yasa hükümlerinde belirtildiği ve Yargıtay ın yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere hak düşürücü süre her bir kesintili hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayacağı için somut olayda 5 yıllık hak düşürücü sürenin davacının çalıştığını iddia ettiği tarihler bakımından dolduğunu,
davacının kurumdaki dava konusu dönemlerdeki çalışmaları gerek Borçlar kanunu ve gerekse 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, kurum ile arasındaki hukuki ilişkinin istisna akdine dayandığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış bulunan davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, yetki, derdestlik, husumet, hak düşürücü süre gibi itirazları ile zamanaşımı def’i yapılmış sayılarak haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İlk Derece Mahkeme Kararı
Mahkemece "...Dosya kapsamından davacının davalı kurumda 1999-2002 tarihleri arasında istisna akdiyle sigortasız olarak, 2002-2008 tarihleri arasında 1 yıldan az süreli istihdam edilecek kurumun yayın ve yapımına yardımcı işçi sayılmayan geçici personel sözleşmesi ile, 2008-2013 tarihleri arasında sözleşmeli statüde istihdam edilen personel sözleşmesi kapsamında, 19/09/2013 tarihinden itibaren de torba yasayla yürürlüğe giren kanundan faydalanıp statü değişikliği yapılarak hizmetlerine ara vermeden 4c kapsamında çalıştığı beyan edilerek iş bu davanın açıldığı,
dosya arasına alınan kurum kayıtları ve özlük dosyası incelendiğinde davacı adına davalı kurum tarafından 17/06/2002 tarihinden başlamak üzere dönem dönem çalışmaların bildirildiği, dosyada dinlenen tanıkların beyanlarında davacının akitli diye tabir edilen eser sözleşmesi ile davacının 1999 yılından itibaren kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığı ve sonraki yıllarda da kadroya geçtiği her ne kadar dosya kapsamında davacının işyerinde çalışmalarının sigortaya belli dönemlerde giriş çıkış yapılmak suretiyle aralıklı olduğu anlaşılmış ise de dosyada dinlenen tanıklardan ve toplanan delillerden davacının davalı kurumda çalışmasının farklı
hukuki statülerde olsa dahi işe girdiği tarihten itibaren kesintisiz olarak devam ettiği kanaatine varılmış... " gerekçesiyle,
"Davanın kabulü ile Davacının Kuruma yapılan bildirimleri hariç 01/09/1999-03/02/2008 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitine," karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
... Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada, dosya arasına alınan kurum kayıtları ve özlük dosyası incelendiğinde davacı adına davalı kurum tarafından 17/06/2002 tarihinden başlamak üzere dönem dönem çalışmaların bildirildiği, dosyada dinlenen iki tanığın beyanlarında davacının akitli diye tabir edilen eser sözleşmesi ile davacının 1999 yılından itibaren kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığı ve sonraki yıllarda da kadroya geçtiği belirtildiği, dinlenen tanıklardan ...’nın 2004 yılından itibaren program planlama müdür yardımcısı sıfatıyla davacının amiri olarak sürekli çalıştığını belirttiği anlaşılmış ise de davacının 17.06.2002 tarihinden önce işe girdiğine dari herhangi bir belgenin bulunmaması ve davacı ile aynı birimde çalışan diğer kişilerin tanık olarak dinlenilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Yukarıdaki açıklamalara göre mahkemece 1999 yılında davacının çalıştığı birimde birlikte çalışanlar tespit edilerek beyanlarının alınmalı, eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, başlangıç ve çalışma sürelerinin ortaya konularak hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10706, K. 2022/13297, 27 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama