KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11300 E., 2023/1655 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/69 E., 2022/108 K.
- Dava tarihi
- 22.08.2013
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.457 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki sahte sigortalılık nedeniyle ödenen yersiz aylıkların tahsili talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar davacı Kurum vekilince temyiz edilmiş, Dairece ikince kez yapılan inceleme sonucunda karar tekrar bozulmuştur.
Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. Dava
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde.
Kurumlarının kontrol memurluğunca hazırlanan rapor içeriğine göre 2105492166 tahsis numaralı ...'nın sahte hizmet kazandırılarak düzenlenen 29.12.2010 tarih 325 sayılı raporda Amasya ili Suluova ilçesinde 2.6511.01.01.1006742.005.05.68 iş yeri sicil numaralı işvereni ... olan Allianez sigorta şirketi isimli işyerinde davalının ve başka kişilerin 2005, 2008, 2009 ve 2010 yılında kuruma bildirilen çalışmaların sahte bordrolara dayalı hayali bildirimler olduğu belirtildiğini, davalının iptal edilen günleri sonrasında aylık bağlanması şartlarını yitirdiği görüldüğünü,
davalıya hak etmediği halde 01.05.2011- 22.06.2013 arası toplam 20.129,03 TL yersiz ödeme yapıldığını, davalı, kurum zararı kenndisine yapılan ihtarnameye rağmen halen ödememiş neticede iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, fazlaya ait dava ve talep hakkının saklı tutularak yersiz ödenen maaşlar nedeniyle kurum zararı olan 20.129,03 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 96/a maddesine göre hesaplanacak yasal faizi mahkeme masrafı ve vekalet ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline kurum alacağının karşılıksız kalmaması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne,
davalının trafikte kayıtlı araçlarına ve tapuda kayıtlı gayri menkullerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini arz ve talep ettiği görülmüştür.
II. Cevap
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 30.09.2014 tarihli ve 2013/109-2014/125 Esas ve Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile; davalıya yersiz ödenen maaşa karşılık olmak üzere 20.129,03 TL'nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı yapılan sağlık masraflarına karşılık olmak üzere 1.742,91 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiştir.
IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairece 24.03.2016 tarih ve 2014/27018- 2016/4041 Esas ve Karar sayılı ilamı ile " uyuşmazlık konusu aylık ve sağlık hizmeti giderlerinin yersizliğinin saptanabilmesi, 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) maddesi kapsamında gerçekleştirilen zorunlu sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığının ortaya konulmasını gerektirmekte olup Kurum tespit ve bulgularının aksinin aynı derecede somut, inandırıcı, gerçeklere dayalı delillerle kanıtlanması gereğinden hareketle, aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı olup sigortalılıkları Kurumca geçersiz sayılmayan kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı,
aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince belirlenerek dinlenilmeli, işverenin iş ilişkisi içerisinde olduğu kişiler saptanarak ifadeleri alınmalı, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, sigortalılıkları iptal edilenler hakkında Amasya İş Mahkemesindeki davalardan kanıt olarak yararlanılmalı, işyerinin faaliyeti ve kapasitesi, çalışma şekli ve düzeni, davacının yaptığı işin ne olduğu, nasıl yerine getirildiği,
günlük/haftalık çalışma saatleri saptanmalı, gerektiğinde işyerine ait elektrik ve su faturaları ilgili kurumlardan, işverenin ödediği vergilerde esas alınan kazanç miktarlarını gösteren vergi kayıtları ilgili vergi dairelerinden getirtilerek irdelenmeli, işyerinin ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre Kuruma bildirildiği kadar sigortalının çalışıp çalışamayacağı ortaya konulmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir." denilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 12.07.2017 tarih ve 2016/103 -2017/75 Esas ve Karar sayılı kararı ile kaydı iptal edilen döneme ilişkin sigortalılık bildirimlerinin ilgili iş yerinde fiili çalışmaya dayandığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece 02.04.2018 tarih ve 2017/5913 -2018/2873 Esas ve Karar sayılı ilamı ile " Mahkemece, uyulan bozma ilamımızda, “…uyuşmazlık konusu aylık giderlerinin yersizliğinin saptanabilmesi, 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında gerçekleştirilen zorunlu sigortalılık bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığının ortaya konulmasını gerektirmekte olup Kurum tespit ve bulgularının aksinin aynı derecede somut, inandırıcı, gerçeklere dayalı delillerle kanıtlanması gereğinden hareketle, aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı olup sigortalılıkları Kurumca geçersiz sayılmayan kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı,
aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince belirlenerek dinlenilmeli, işverenin iş ilişkisi içerisinde olduğu kişiler saptanarak ifadeleri alınmalı, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, sigortalılıkları iptal edilenler hakkında Amasya İş Mahkemesindeki davalardan kanıt olarak yararlanılmalı, işyerinin faaliyeti ve kapasitesi, çalışma şekli ve düzeni, davacının yaptığı işin ne olduğu, nasıl yerine getirildiği,
günlük/haftalık çalışma saatleri saptanmalı, gerektiğinde işyerine ait elektrik ve su faturaları ilgili kurumlardan, işverenin ödediği vergilerde esas alınan kazanç miktarlarını gösteren vergi kayıtları ilgili vergi dairelerinden getirtilerek irdelenmeli, işyerinin ticari faaliyetinin kapsamına, ticaret ve çalışma hayatının gerçeklerine göre Kuruma bildirildiği kadar sigortalının çalışıp çalışamayacağı ortaya konulmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.” hususları belirtilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılamada, davalının işvereni ...'un eşi olan ...'un işyerinde çalışan kişilerin tanık olarak dinlenildiği, bozma ilamı kapsamında yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, bozma ilamında belirtildiği şekilde; aynı çevrede faaliyet yürüten, tarafsız tanıklık yapacak işverenler ve çalışanlar yöntemince belirlenerek dinlenilmeli, işverenin iş ilişkisi içerisinde olduğu kişiler saptanarak ifadeleri alınmalı, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, sonucuna göre hüküm kurulmaldır." denilmek suretiyle Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Kamu tanığı sıfatı olarak dinlenen ...'un bozma öncesinde davalının işyerinde çalışmadığı şeklinde beyanı, davalının adı geçen işyerinde çalışmalarının fiili olup olmadığı yönünde beyanlarına başvurulan diğer tanık beyanlarının da davalının dava dışı işverenlerin işyerinde fiilen çalıştığını kanıtlar güçte bulunmamış olması, davalının hizmet süreleri iptal edilen şirketin yaptığı iş, 29.12.2010 tarihli sigorta denetim raporunda büro elemanı ... dışında sigortalı gösterilenlerin çalışmalarının hayali olduğunun tespit edilmiş olması,
davalının işyerinde kiminle çalıştığı ya da kaç kişiyle çalıştığına dair net bir bilgi vermemiş olması, iptal edilen zaman dilimi olan 2005, 2008, 2009, 2010 yıllarını kapsar bir biçimde davalının denetmen raporunun aksini ve çalışmasının fiili ve gerçek olduğunu somut delillerle ispatlayamadığı, davalının kurumun iptale konu ettiği 2005, 2008, 2009, 2010 yılı dönemi olduğu dikkate alınarak,
bu dönem boyunca ..., ... unvanlı işyerinde bildirim yapılan dönemlerde fiilen çalıştığını kanıtlar güçte bulunmadığından kurumun usulsüz işlemler/sahte sigortalılık bildirimi gerekçesiyle davalı hakkındaki hizmet iptaline yönelik işlemlerinin hukuka ve yasaya uygun olduğu, davalının işyerindeki çalışmasının filli olup olmadığı hususunda yapılan araştırma ve değerlendirme, tanık ve taraf anlatımları, bozma öncesi toplanan deliller ve sonrasında toplanan delillerin bir bütün olarak incelemesinde;
gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulamamış, böylelikle davalının sözkonusu işyerinde 2005, 2008, 2009,2010 dönemi hizmetinin gerçek olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile, davalıya yersiz ödenen maaşa karşılık olmak üzere 20.129,03 TL'nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya yapılan sağlık masraflarına karşılık olmak üzere 1.742,91 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, " karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz başvuru dilekçesinde; kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, dolayısıyla, usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacak miktarının hatalı olduğunu, yargılama giderleri eksik ve hatalı olduğunu ayrıca vekalet ücretinin de tarifeye aykırı olarak tespit edildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; tanık beyanlarından davacının çalışmasının ispatlandığını, emsal kararların olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sahte sigortalılık nedeni ile haksız ödenen yersiz aylıkların ve sağlık giderlerinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesidir.
3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Kurum vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11300, K. 2023/1655, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama