KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11823 E., 2023/9821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/200 E., 2022/191 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul, kısmen reddine
Karar Metni
1.683 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.03.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen olayla davalı şirket yetkililerinin herhangi bir kusurunun olmadığını, kendilerinin almadığı ve ya almayı ihmal ettiği bir tedbirin bulunmadığını, davacının kaza tarihinden 5 gün önce işe başladığını, kendisinin daha önce mermer fabrikasında aynı işi yaptığı için, yapılan iş konusunda bilgi ve tecrübe sahibi olduğunu, çalışma esnasında alması gereken tedbiri almadığını, riskli çalıştığını, davacının şirkette "..." mermer blok kesim makinesi kullandığını, iddiasının aksine "..." makinesinin vakumlarında herhangi bir arıza olmadığını,
davacının tamamen kendi inisiyatifi ile sehpayı kullandığını, sehpa ile çalışıldığında sehpayı kurma ve güvenliği ile sağlamlığını denetleme görevinin o kişiye ait olduğunu, davacının halen ... Mermer San. Tic. Ltd. Şti.'nde davalı şirkette yaptığı aynı işi yaptığını, herhangi bir rahatsızlığının olmadığını, davacının maluliyetinin söz konusu olmadığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu, dava konusu kazayı kapsar şekilde ...
Sigorta A.Ş. tarafından sigorta poliçesi düzenlendiğini ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/21 Esas, 2015/461 Karar sayılı kararı ile 26.264,15 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 13.02.2018 tarih ve 2016/11997 Esas- 2018/1185 Karar sayılı ilamında özetle; davaya konu iş kazası tarihinin 15.03.2011 olmasına rağmen hükme esas alınan sürekli iş göremezlik derecesinin 12.03.2012 tarihli kaza nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik derecesi olduğunun anlaşıldığı, yapılacak işin; davaya konu 15.03.2011 tarihli iş kazası sonucunda oluşan sürekli iş göremezlik derecesinin 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde belirtildiği şekilde tespiti ile çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.05.2022 tarihli ve 2018/200 Esas, 2022/191 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu İkinci Üst kurulundan rapor alındığı, 08.07.2021 tarihli raporda, davacının E Cetveline (yaşına) göre %1,3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda, hesap bilirkişisinden ek rapor alındığı, 09.05.2022 tarihli raporda, davacının geçici ve sürekli iş gücü (efor) kaybından kaynaklanan ve SGK ödemelerini aşan toplam zararının 25.512,78 TL olarak hesaplandığı,
tarafların iddiaları, dosya kapsamındaki belgeler, davacının ekonomik ve aylık gelir durumu, olayın oluşumu, tarafların kusur durumu, davacının maluliyet oranı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının %1,3 maluliyetiyle sonuçlanan iş kazasında, davacının yaşadığı elem ve ızdırabın kısmen de olsa hafifletilmesine yönelik olarak ve hakkaniyet ilkesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle manevi tazminata karar vermek gerektiği gerekçesiyle 25.512,78 TL maddi tazminat, 8.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; meydana gelen olayda, davalı vekil eden şirket yetkililerinin herhangi bir kusuru olmadığını, kendilerinin almadığı ya da almayı ihmal ettiği bir tedbir bulunmadığını, hesaplamayı kabul etmediklerini, bilirkişi raporu ile davacının 25.03.2015 tarihli hesap raporunda esas alınan %20 kusur oranı, ATK 2.Üst Kurul raporuna göre % 1,3 sürekli geçici iş göremezlik oranı, olay tarihindeki ücreti ve TRH Yaşam Tablosu esas alınarak yapıldığı belirtilerek hesaplama yapıldığını, davacının ücretinin 1.000,00.-TL. olarak hesaplamada esas alınmasını kabul etmediklerini,
dosyaya sunulu banka ödeme dekontlarında da görüldüğü üzere vekil eden şirketçe davacıya 18.05.2011 tarihinde 1500,00.-TL ve 11.04.2011 tarihinde 300,00.- TL. olmak üzere toplam 1.800,00.-TL. ödeme yapıldığını, bilirkişi raporunda esas alınan kusur oranı, asgari ücrete uygulanan 1,59 kat artış oranı gerekse PMF dönemlerinin tespiti ile iskonto oranlarının hesaplanmasının ve neticeten yapılan hesaplamanın taraflarınca kabul edilmediğini, yapılan hesaplamada SGK tarafından davacıya ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin de tenzili gerektiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 26 ncı ve 303 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanun'un 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 53 ncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi,
manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22/06/1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dosya kapsamından, meydana gelen iş kazası neticesinde davacıda oluşan iş göremezlik oranının %1,3 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
3.Usuli kazanılmış hak kavramı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
4.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
5.Somut olayda mahkemece bozma öncesi hükme esas alınan 25.03.2015 tarihli hesap bilirkişisi raporunda bakiye ömür tespiti yönünden PMF Yaşam Tablosunun esas alındığı, işbu kararın davacı ve davalı tarafından temyiz edildiği, davacının bakiye ömür tespiti yönünden temyiz itirazında bulunmadığı ancak bozma ilamı sonrası mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda TRH10 Yaşam Tablosunun kullanılarak davacının bakiye ömrünün tespit edilmesi ile hatalı sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
6.Mahkemece yapılacak iş, alınacak yeni hesap raporunda davacının iş göremezlik oranının %1,3 olduğu, bakiye ömür tablosu olarak PMF tablosunu esas alarak davacının bakiye ömrünü belirlemek, Mahkemece yapılan hesaplamada esas alınan bilinen (işlemiş) dönem sonu tarihini ( 31.12.2022) ve Mahkemece kabul gören diğer verileri gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri rapora yansıtmamak ve bunlar dışındaki usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
8. O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla,
17.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1. Dairemizin 2021/6264 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;
2. Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.
3. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Talep artırım dilekçesinden sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.
4. Yargılamanın her aşamasından sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, bilinen/iskontolu, bilinmeyen dönem değişeceğinden ve bu kapsamda hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Bu bilinen ve davacı lehine belirlenecek ücret, karar tarihine en yakın veriler dikkate alındığında asgari ücrete gelen artışlar nedeni ile değişecektir.
Bir tarafın ilerde değişecek diye talep artırımında veya ıslah talebinde bulunmaması hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar hemen verilmiş olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak hesaplamadan sonra veriler tekrar değişmiştir. Bu değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır.
Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11823, K. 2023/9821, 17 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama