KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/11981 E., 2022/13533 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2022
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- —
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Asıl ve birleşen dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirttiği gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalı ... mirasçıları ve ... A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı Kurum ile davalı ... ve ... A.Ş. mirasçıları vekillerinin aşağıda belirtilen itirazları dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Dava, 22.09.2008 tarihli trafik iş kazasında sürekli iş göremezlik duruma giren sigortalıya bağlanan 46.798,80 TL tutarında gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Yasa’nın 26/2 uyarınca davalılardan (sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olarak) teselsülen tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Yasaya dayalı olarak açılan rücuan tazminat davalarında; zaman aşımının, işverenler açısından Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre belirlenmesinde, zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden ise, Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde öngörülen haksız fiil zaman aşımına tabii olduğunda tereddüt yoktur. Bu arada zaman aşımının başlangıcı konusuna gelince.
506 sayılı Yasada zaman aşımının (özel olarak) düzenlenmediği düşünüldüğünde; genel hükümler çerçevesinde çözüm arama gereği vardır. Gerçekten de Borçlar Kanununun 128. maddesinde. “Zaman aşımı, alacağın muaccel olduğu zamanda başlar” denilmektedir. Kurum açısından alacak hakkı, bağladığı gelirin yetkili organ tarafından onaylandığı tarihte ödenebilir hale geleceğinden, muacceliyetin de onay tarihi olacağı açıktır.
O halde, 26. maddeye ilişkin davalarda zaman aşımı, masraflar için sarf; gelirler için ise ilk peşin sermaye değerinin başlangıçtaki gelir bağlama onay tarihinden başlatılmalıdır. Üçüncü kişiler aleyhine açılan davalar ise Borçlar Kanunu madde 60 gereğince 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıcı zarar görenin faile ve fiile ıttıla tarihinden itibaren bir, her hal ve koşulda olay tarihinden itibaren 10 yıldır.
Zarara ıttıla ise gelirler yönünden gelirlerin onay tarihi, masraflar yönünden ise her bir masrafın sarf ve ödeme tarihidir.
Somut olayda, asıl davanın açıldığı 26.12.2013 tarihinde ...’nın ölü olduğu, 9.3.2015 tarihinde mirasçıların davaya dahil edildiği, davalı mirasçıların süresinde zamanaşımı definde bulunduklarının anlaşılması karşısında, yukarıda yapılan maddi ve hukuki açıklamalara göre zamanaşımı defi konusunda değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum ile davalılar ... mirasçıları ve ... A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11981, K. 2022/13533, 2 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama