KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/12455 E., 2023/10552 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/392 E., 2022/42 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
2.592 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki “Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 2. İş Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına yönelik ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin verilen karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından dosyanın dairemize gönderilmesi üzerine, Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 30.04.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde %36 oranında malûl kaldığını ve bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile HMK’nın 107 nci maddesi gereğince 1,00TL maddi, 40.000TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 19.04.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 272.559,98TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı Türkiye Taş Kömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, olayda müvekkili Kurumun kusuru bulunmadığını, kazanın Kuruma ait işyerinde meydana gelmediğini, olayın tamamen davacı işçinin kendi kusurundan kaynaklandığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. İş Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2017/56 E., 2019/289 K. sayılı kararı ile davacının 30.04.2013 tarihinde davalı işyerinde çalıştığı sırada kalp krizi geçirdiği, Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme raporu ile olayın iş kazası olduğu.
Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu (YSK) kararı ile de malûliyet oranının %36 olarak tespit edildiği, maden mühendisi ve doktor-kardiyoloji uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulu tarafından tanzim olunan 31.10.2018 tarihli raporda meydana gelen olayda %50 oranında kaçınılmazlık bulunduğu, dava dışı ...
İnşaat A.Ş.’nin %35, davalı ...’nın %10 ve davacının %5 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, 01.04.2019 tarihli hesap raporunda davacının maddi zararının 272.560,98TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulüne manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekillerince süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 02.12.2020 tarihli ve 2019/2200 E., 2020/1283 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı ve davalının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.06.2021 tarihli ve 2021/2599 E., 2021/7354 K. sayılı kararı ile her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda kalp krizi neticesinde ölüm sonucunun ortaya çıkmasında % 50 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün olmayıp, Mahkemece yapılacak işin;
öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden davacının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı,
bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu,
sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı,
kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra - dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek- oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
... 2. İş Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/392 E., 2022/42 K. sayılı kararı ile aynı iş kazası nedeniyle Kurum tarafından davalı ... ve dava dışı ... A.Ş. aleyhine açılan ...
1. İş Mahkemesinin 2017/407 E. sayılı rücuan tazminat dosyasında olayın %100 kaçınılmazlığa bağlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, sözü edilen dosyada alınan raporun sadece maden mühendisi bilirkişi tarafından düzenlendiği, davanın davacı ...'e ihbar edilmediği, dolayısıyla kesinleşen kaçınılmazlık oranının davacı açısından bağlayıcı olmayacağı, davalı ... yönünden ise bağlayıcı olacağı, ...
1. İş Mahkemesinin 2017/407 E. sayılı dosyasında tespit edilen kusur oranına (%100 kaçınılmazlık) göre eldeki davada hükme esas alınan kusur raporunun davacı lehine olduğu, davacı vekilinin de bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesini talep ettiği ayrıca eldeki davada kusur oranları yönünden ...
1. İş Mahkemesinin 2017/407 E. sayılı dosyasına göre daha detaylı inceleme ve araştırma yapılmış olduğu, kardiyolog bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor aldırıldığı, davacının bünyesinden kaynaklı faktörlerin de değerlendirildiği belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C.Direnme Kararının Temyizi 1.Direnme kararı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.09.2022 tarih ve 2022/10-604 Esas ve 2022/1117 Karar sayılı ilamında özetle; somut olayda.
İlk Derece Mahkemesinin maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararına yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekillerince temyizi üzerine Özel Daire tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporu ve davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait tüm tıbbi belge ve raporlarının dosya kapsamına getirtilerek yapılacak inceleme neticesinde karar
verilmesi yönünde bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince rucuan tazminat dosyasının getirtilmesine karar verilerek Özel Daire bozma kararında belirtilen rucuan tazminat dosyasında alınan kusur raporu dosya arasına alındıktan sonra sözü edilen rapor değerlendirilmek suretiyle direnme kararı verildiği, İlk Derece Mahkemesince bozma kararından sonra bozmada belirtilen şekilde dosya arasına alınan rucuan tazminat dosyasında alınan kusur raporu kapsamında yapılan değerlendirme sonrasında yeni bir karar verildiği,
bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunduğu, bu nedenle davacı ve davalı vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.09.2022 tarih ve 2022/10-604 Esas ve 2022/1117 Karar sayılı kararıyla dosya dairemize gönderilmiştir.
A. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 nci, 309 ncu, 310 ncu, 313 ncü, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamından sigortalının davalı işyeri maden ocağında maden İşçisi olarak çalışmakta iken, 30.04.2013 tarihinde yeraltında galeride süren kama çalışması yaptığı bir sırada aniden yere yığıldığı ve orada bulunan diğer arkadaşları tarafından kuyu dibine getirilerek ocak dışına çıkarılıp, hastaneye gönderildiği, hastanede yapılan tetkiklerde "Kalp Krizi" geçirdiğinin anlaşıldığı, meydana gelen olay ile ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince tek kusur raporu alındığı, 31.10.2018 tarihli anılan bu raporda; kazanın meydana gelişinde % 50 kaçınılmazlık olduğu, dava dışı ...
İnşaat ve Tic. A.Ş'nin % 35 oranında, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünün % 10 oranında ve davacının % 5 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak düzenlenen işbu raporun oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
2.Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazasında sorumluluğun tespiti noktasında toplanmaktadır.
3. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
4. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
5.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
7. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
8. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
9. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
10. Türk Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir.
Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ...
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
11-Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur.
12.Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.
13.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda; somut olayda, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda kalp krizi neticesinde ölüm sonucunun ortaya çıkmasında % 50 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün olmayıp, Mahkemece yapılacak iş;
öncelikle hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden davacının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı,
bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu,
sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı,
kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra - dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek- oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
14.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
15.O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre davacı ve davalı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
4.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12455, K. 2023/10552, 31 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama