KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/14677 E., 2023/12704 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/3829 E., 2021/1460 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 5. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/402 E., 2018/219 K.
Karar Metni
2.107 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davacı vekili tarafından da duruşma istemli olarak temyiz edilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılması ve duruşma için tayin edilen 18.10.2022 Salı günü için yapılan çağrı kağıtları üzerine duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı adına Av. ...'ın geldiği gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün yapılan inceleme neticesinde noksan tespit edilen hususların ikmali için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiş,
noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin temizlik görevlisi olarak işe girmişse de fiilen makine işçisi olarak görevlendirildiğini, 27.05.2015 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sol kolunun dış yüzeyi ile göğsünün sol tarafında ve sol koltuk altında ileri derecede yanıklar meydana geldiğini, davalının olayda % 100 kusurlu olduğunu belirterek 100.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sonucu meydana geldiğini, müvekkili şirketin kusuru olmadığını, işverenin iş güvenliği bakımından tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; tüm bu deliller ışığında davacının davalı iş yerinde geçirdiği kaza neticesinde %27 oranında malul kaldığı davalı işverenin olayda %75 kusurlu bulunduğu yine davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarından davalı tarafından yapılan 11.670 TL'nin mahsubu ile davacının isteyebileceği maddi tazminat miktarının 29.998,07 TL olduğu tespit edilmiş davacının maddi tazminat miktarının bu miktar üzerinden kabulüne olay tarihi olan 27.05.2015 den itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya dair taleplerin reddine, davacının manevi tazminat istemi yönünden tarafların tespit edilen sosyal-ekonomik durumları, davacının kusur nispeti, maluliyet oranı, olayın oluş şekli göz önüne alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurularında bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin temizlik görevlisi olarak çalışmak amacıyla işe alınmış ise de makine işçisi olarak çalıştırıldığını ve 27.05.2015 tarihinde sol el parmaklarını makineye kaptırdığını, olay nedeniyle artık sol elini kullanmadığını, ...
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunca sürekli iş göremezlik oranı %38 olarak tespit edilmişken, sonrasında Yüksek Sağlık Kurulunca bu oranının % 27 olarak tespit edildiğini, düzenlenmiş olan bu iki raporun birbiriyle çeliştiğini ve müvekkilin durumuna her ikisinin de uygun düşmediğini, müvekkilin temizlik işçisi olarak ellerine her daim ihtiyaç duyan bir insan olduğunu, müvekkilinin ellerini kullanmaksızın mesleğini devam ettirebilmesinin imkansız olmasına karşın denenmesi durumunda yeni bir iş kazasına sebebiyet verebilecek olması ihtimali bulunduğunu,
bu kapsamda Adli Tıptan rapor alınmadan %27 oranına itibarla karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kendisinden beklenen temizlik görevini yerine getirmekte iken hukuka aykırı olarak makine başında çalıştırıldığını, kusur oranın hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın açıklanan olgular ve duyduğu şiddetli elem kapsamında az olduğunu beyanla kararı istinaf kanun yoluna taşıdığı anlaşılmıştır.
2.Davalı vekili dilekçesinde özetle; olayın tamamen davacının tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, ceza soruşturmasında olayda işverenin kusuru bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiğini, takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun davacının sürekli iş göremezlik oranını %27 olduğuna ilişkin 17.06.2016 tarihli raporuna karşı beyanda bulunması için davacı vekiline 05.09.2016 tarihli oturumda 2 hafta süre verildiği, davacı vekilinin belirlenen bu orana süresinde bir itirazı bulunmadığından istinaf başvurusunun kabul edilemeyeceğini, kusura ilişkin bilirkişi heyeti raporunda iş hukuku ilkelerine göre değerlendirme yapıldığı, Mahkemece hükme esas alınan kusur ve hesap bilirkişi raporlarının gerekli hukuki ve teknik verileri içermekte olup dosya kapsamı ve oluşa uygun, denetime elverişli olduğu,
bu yöndeki istinaf başvurularının da yerinde olmadığını, manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiği, Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması,
bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminatın az olup davacının olayın meydana geldiği 27.05.2015 tarihinde 51 yaşında, evli ve üç çocuklu olması olay nedeniyle %27 derecesinde sürekli işgöremezliğe uğradığı,
olayda davacının % 25, işverenin ise % 75 oranında kusurlu olduğu dikkate alındığında 100.000,00 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiğini belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, HMK’nun 353/1-b-2 nci maddesine göre Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne.
29.998,07 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın 27.05.2015 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla sürekli iş göremezlik oranına ilişkin tespitin yerinde olmadığını Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince artırılarak hükmedilen manevi tazminat miktarının da yeterli olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla; kusur oran ve aidiyetinin tespitinin hatalı olduğunu, davacının savcılık aşamasında beyanında da belirttiği gibi olay anında dengesini kaybedip tökezlediği sırada dikkatsizce elini tel çekme makinesine uzatmasıyla kazanın gerçekleştiğinden müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince artırılarak hükmedilen manevi tazminatın fazla, harç hükmünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz incelemesi ile ilgili olarak 369, 370 ve 371 inci maddeleri, kesin süre ile ilgili olarak aynı Kanun'un 94 üncü maddesinde yer alan"(1)Kanun'un belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22.07.2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir.
Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmü, tazminat miktarının tayin ve tespiti açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddeleri yollamasıyla aynı Kanun'un 49, 50, 51, 52, 54, 55, 56 ve 417 nci maddeleri, olayın iş kazası tespiti ile iş göremezlik oranının tayin ve tespiti açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 21 ve 95 inci maddeleri ile ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli, 1976/6-4 sayılı Kararı,
iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri açısından 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri ile hükmedilmesi gereken harç miktarı yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15, 16 ve 28 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı;
iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
2. 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye,
usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
3. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
4. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
5. Somut olayda, davaya konu iş kazası nedeniyle SGK ...
Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 26.02.2016 tarihli sağlık kurul raporuna göre sigortalıda %38 oranında sürekli iş göremezlik oranı belirlendiği, davalı işveren şirket vekilinin itirazı üzerine SGK Yüksek Sağlık Kurulunun 17.06.2016 tarihli raporunda davacıda tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydıyla %27 olarak belirlendiği iş bu raporun davalı vekili tarafından 20.09.2016 tarihli celsede mahkemeye ibraz edildiği ve davacı vekiline aynı celse tebliğ edildiği davacı vekilinin beyanda bulunmak istemesi üzerine açıkça kesin olduğu belirtilip sonuçları açıklanmadan davacıya beyanda bulunmak üzere iki haftalık süre
verilerek duruşmanın 09.11.2016 tarihine ertelendiği davacı vekilinin takip eden celseden önce mahkemeye sunduğu 08.11.2016 tarihli dilekçesinde müvekkilinin muayene edilmeden sürekli iş göremezlik oranının %38'den %27 oranına indirilmesinin hatalı olduğunu belirtir dilekçe ibraz ettiği,
istinaf itirazı olarak da ileri sürülen itirazın Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen gerekçede de görüleceği üzere davacı itirazının sürede olmadığı belirtilerek reddedilmiş ise de yukarıda açık metni belirtilen 6100 sayılı H.M.K'nun 94 üncü maddesi kapsamında verilen sürenin açıkça kesin mahiyette olduğu ve sonuçlarının mahkemece ihtar edilmediği durumlarda sürenin kesin olduğundan ve gidererek itirazın süresinde yapılmadığından bahsedilemeyeceği açıktır.
6. O halde, Mahkemece yapılacak davacının sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazının değerlendirilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan ve çelişkinin varlığı halinde giderek Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle SGK Sağlık Kurulu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasında çelişkiyi gidermek, giderek sürekli iş göremezlik oranında azalma veya artmanın varlığı halinde başlangıç tarihi ile sebebinin de raporda açıklanması sağlanarak usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre davanın tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir.
7. Öte yandan kabule göre de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle davalının ödemekle yükümlü tutulacağı istinaf başvurusunun reddi nedeniyle davalıdan tahsil edilmesi gereken harcın, İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen tazminat miktarları üzerinden tespit edilen harç olan 3.757,00 TL olması gerektiği halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabul edilmesi nedeniyle artırılan tazminat miktarları da gözetilerek tespit edilen karar ve ilam harcıyla eşit 8.880,17 TL olarak hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
8. Bölge Adliye Mahkemesince anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebi kabul edilmiştir.
9. O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilerek, bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı vekillerinin bu aşamada bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
3. Dairemizde icra edilen duruşmada davacı ve davalı taraf kendilerini vekille temsil ettirmiş olmaları nedeniyle 17.100,00 TL tutarındaki vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya, 17.100,00 TL tutarındaki vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4. Dosyanın esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/14677, K. 2023/12704, 12 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama