İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/10083 K.2023/12444

Taraflar arasında görülen yersiz ödenen aylıklar nedeniyle davalıya yapılan ödemelerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulunca İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Esas2023/10083Karar2023/12444Tarih5 Aralık 2023Okuma14 dk · 2.706 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/10083 E., 2023/12444 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Aralık 2023
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2021/542 E., 2022/338 K.
Karar
Kısmen kabul
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.706 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasında görülen yersiz ödenen aylıklar nedeniyle davalıya yapılan ödemelerin iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulunca İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, yaşlılık aylığı almakta olan ...'a 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasında 11.209,56 TL yersiz ödeme yapıldığını, davalının yaşlılık aylığı talep tarihinden itibaren Almanya'da fiilen çalıştığı ve kesin dönüş şartını yerine getirmediğini, 24.12.2010 tarihinde yapılan tespit üzerine geriye doğru 10 yıl için aylığı yeniden hesaplandığını ve 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasında davalıya 11.209,56 TL yersiz fark ödeme yapıldığını belirterek , davalıya yersiz olarak ödenen 11.209,56 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğu, zamanaşımı itirazında bulunduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 12.02.2013 tarihli ve 2011/671 Esas, 2013/33 Karar Sayılı kararı ile "...Davalının 3201 sayılı Kanun uyarınca yaptığı borçlanma sonrasında, 20.10.1993 günlü tahsis talebine istinaden 01.11.1993 tarihinden geçerli olmak üzere davalıya yaşlılık aylığı bağlandığı.

TR-4 olarak kodlanan ve yardıma hak kazandıran Alman sigortalılık sürelerini gösterir belgede; davalının tahsis talep tarihi olan 20.10.1993 tarihinden sonra 31.12.1993 tarihinden 11.12.1996 tarihine kadar devreler halinde, sigortalı çalışmasının bulunduğu dolayısıyla Almanya'da fiilen çalıştığı ve kesin dönüş yapmadığından 01.11.1993 tarihinden geçerli olmak üzere davalıya bağlanan yaşlılık aylığının 3201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince iptal edilmesi gerektiği ve yurt dışı sigortalı çalışmasının sona erdiği tarihinin yurda kesin dönüş tarihi ve tahsis talep tarihi olarak kabul edilerek,

kesin dönüş şartının gerçekleştiğinden davalıya yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği ve kurumca davalıya 01.01.2001 tarihinden itibaren davalıya yaşlılık aylığı bağlandığı; davalının, 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kesin dönüş koşulunu yerine getirmeksizin aylık tahsis başvurusunda bulunduğundan, zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını ve geri vermekle yükümlü olduğunu ... durumda olduğu,

başka bir anlatımla kötü niyetli sayılması gerektiğinden 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin a bendi uyarınca iptal edilen yaşlılık aylığı ile yurda kesin dönüş şartının gerçekleştiği tarihten sonra bağlanan yaşlılık aylığı arasındaki fark olan 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arası yersiz ödenen 11.209,56 TL'yi davalının davacı kuruma ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne..." dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2013 tarihli ve 2011/671 Esas, 2013/33 Karar sayılı kararı ile davalı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairemizin, bozma ilamında "...Somut olayda, 24.12.2010 tarihinde Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğüne intikal eden 01.12.2010 tarihli TR 4 formüllerinde, davacının 16.02.1970-11.12.1996 tarihleri arası yurt dışında çalışıp sosyal yardım aldığı, Alman sigorta merciine hitaben yazılan 06.05.2011 günlü kurum yazısında da, davacıya 01.01.1997 tarihinden itibaren müstakil yaşlılık aylığı bağlandığı ifade edilirken.

28.04.2011 günlü aylık değişiklik kararıyla, 2010/103 sayılı Kurum genelgesi uyarınca, 8.458 prim gün sayısı üzerinden 01.01.2001 tarihi itibarıyla aylığın yeniden bağlandığının anlaşılması karşısında.

3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma süresiyle birlikte yaşlılık aylığının yeniden bağlanması için gereken kesin dönüş koşulunun gerçekleştiği tarihin ve bu kapsamda 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan borçlanma süresiyle yeniden bağlanacak yaşlılık aylığında, aylık başlangıç tarihinin, tereddüte yer bırakmayacak şekilde usulünce yapılacak araştırmayla belirlenmesi gerekir.

2-Bu belirleme sonrası 2147 sayılı Kanun'a göre yapılan borçlanmalarda ve aylık bağlamalarda yurda kesin dönüş şartı gerekmediğinden, 01.11.1993 tarihi ile anılan belirlemeyle tespit edilecek yaşlılık aylığı başlangıç tarihi arasındaki dönem yönünden davalı Kurumun, 3201 sayılı Kanun'dan kaynaklanan fark aylıkları istirdatı mümkün olacağından; anılan döneme ilişkin olarak çıkarılacak fark aylıkların, davalı Kurumdan sorularak belirlenmesi gerekir.

Bu kapsamda, davaya 01.01.2001-18.05.2011 devresine ait olduğu belirtilen 11.209,56 TL’lik 3201 sayılı Kanun uygulamasından kaynaklanan fark aylıklar konu edilmiş ise de, anılan dönemde davalı sigortalının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma süresiyle birlikte toplam 8458 prim gün sayısı üzerinden aylığının yeniden bağlanmış olması karşısında, kurumca davaya konu edilmek istenen yersiz aylık dönemi ve miktarına ilişkin bu çelişkili durumun davalı Kurumdan sorularak açıklığa kavuşturulması gerekir.

3-Tüm bu belirlemeler yapıldıktan sonra, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermesi karşısında,

anılan madde hükmü uyarınca, davalı Kurumca, istirdatı mümkün olan fark yersiz aylık dönemi ile aylık miktarının bulunup bulunmadığı yapılacak inceleme ve araştırmayla saptanmalıdır..." denilmek suretiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 14.05.2015 tarihli ve 2014/276 Esas, 2015/249 Karar sayılı kararı ile; "...Bozma sonrası dosya bilirkişiye gönderilmiş alınan 27.03.2015 havale tarihli bilirkişi raporu ile davacının 3201 sayılı Kanun'a göre yurt dışı borçlanması yaptığı 31.12.1993 tarihinde yurt dışı kesin dönüş yapması gerekirken çalışmaya devam ettiği, kurumun 05.04.2011 tarihinde bu durumu tespit etmesiyle davalının kusurlu olarak çalıştığı, 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasındaki 10 yıl geriye doğru maaş farkı hesabı olan 11.209,56 TL yersiz fark ödemenin 3201 sayılı Kanun'un ve 13.09.2010 tarihli 2010/103 nolu SGK genelgesine göre davalının davacı kuruma borçlu olduğu yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır.

Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; davalının 3201 sayılı Kanun Hükümleri kapsamında kesin dönüş koşulunu yerine getirmeksizin aylık tahsis başvurusunda bulunduğu, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (a) bendi uyarınca iptal edilen yaşlılık aylığı ile yurda kesin dönüş şartının gerçekleştiği tarihler olan 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arası yersiz ödenen 11.209,56 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile kuruma verilmesine dair karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 10.12.2015 tarihli ve 2015/14909 Esas, 2015/21822 Karar sayılı Kararı ile "... Dairemiz bozma kararı sonrası celbedilen 05.12.2014 ve 09.02.2015 günlü kurum yazısı ile eki belgelere göre, davalı sigortalıya 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla anılan 8.458 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığının yeniden bağlandığı, giderek kurumca 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arası dönem için 3201 sayılı Kanun farkından kaynaklanan 11.209,56 TL yersiz aylık tahakkuku yapıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davalı sigortalıya 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla 8.458 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığının anlaşılmış olması karşısında; davalı Kurum tarafından, ancak 01.11.1993-01.01.1997 tarihleri arası dönem yönünden 3201 sayılı Kanun farkından kaynaklanan yersiz aylıkların istirdata konu yapılabilmesi mümkündür. Ancak, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin a bendi hükmü uyarınca, 2011 yılındaki tespit tarihinden gerye dönük 10 yıl gitmek suretiyle istirdat dönemini belirleyen kurum kabulü ve anılan yasal mevzuat karşısında bu halde dahi, anılan istirdati mümkün döneme ait yersiz aylıkların davalı sigortalıdan iadesi mümkün değildir...." denilerek karar 2. kez bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Direnilerek Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2016 gün ve 2016/64 - 2016/174 sayılı Karar sayılı kararı ile "...

Mahkememizin 14.05.2015 tarih ve 2014/276 esas, 2015/249 karar sayılı ilamı ile davacı SGK Başkanlığının davasının kabulü ile 11.209,56 TL kurum zararının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi olarak verilen karar davalı tarafça temyiz edilmiş olup, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.12.2015 tarih ve 2015/14909 esas, 2015/21822 karar sayılı ilamı ile "....davalı sigortalıya 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibariyle 8.458 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığının anlaşılmış olması karşısında, davalı kurum tarafından ,

ancak 01.11.1993-01.01.1997 tarihleri arası dönem yönünden 3201 sayılı Kanun farkından kaynaklana yersiz aylıklaın istirdata konu yapılabilmesi mümkündür.

Ancak, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin a bendi hükmü uyarınca 2011 yılındaki tespit tarihinden geriye dönük 10 yıl gitmek suretiyle istirdat dönemini belirleyen kurum kabulü ve anılan yasal karşısında bu halde dahi anılan istirdati mümkün döneme ait yeriz aylıkların davalı sigortalıdan iadesi mümkün değildir " denilerek bozulmuş, Mahkememizce usul ve yasaya uygun görülmeyen Yargıtay bozma ilamına aşağıdaki gerekçe ile direnilmesine karar verilmiştir.

Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; davalının 3201 sayılı Kanun Hükümleri kapsamında kesin dönüş koşulunu yerine getirmeksizin aylık tahsis başvurusunda bulunduğu, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin (a) bendi uyarınca iptal edilen yaşlılık aylığı ile yurda kesin dönüş şartının gerçekleştiği tarihler olan 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arası yersiz ödenen 11.209,56 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile kuruma verilmesine.." dair karar verilmiştir.

E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar

1.İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2016 gün ve 2016/64 - 2016/174 sayılı Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Hukuk Genel Kurulunun Kararı ile "...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık. 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kesin dönüş koşulunu yerine getirmeksizin 20.10.1993 tarihli tahsis talebini takip eden 01.11.1993 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanan davacının 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı dikkate alındığında;

yurda kesin dönüş koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle 28.04.2011 tarihinde 2010/103 sayılı Genelgeye istinaden yaşlılık aylığının 01.01.2001 tarihi itibariyle yeniden hesaplanması nedeniyle 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasından ödenen 11.209,56 TL yersiz fark aylığın 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi dikkate alındığında istirdatının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

...5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesi ile 506 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun ile ödeme yükümünün kapsamı sigortalının iyi niyetli veya kötü niyetli oluşunun tespitine göre farklılaştırılarak, kayıtsız şartsız iade öngören 506 sayılı Kanun’un 121 inci madde hükmüne göre lehe bir düzenleme getirilmiştir.

Bu noktada yaşlılık aylığının hesabı yönünden 5510 sayılı Kanun’un Geçici 2 nci maddenin yollaması ile 506 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine ve Geçici 82 nci maddesine değinmek gerekir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için,

her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı arttırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir.

Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun’a 4447 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi ile eklenen Geçici 82 nci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, davalının 3201 sayılı Kanun uyarınca 23.09.1993 tarihinde yaptığı borçlanma sonrası 20.10.1993 tarihli tahsis talebine istinaden 01.11.1993 tarihinde 8458 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı,

24.12.2010 tarihinde Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğüne intikal eden 01.12.2010 tarihli TR4 formüllerinde davalının 16.02.1970-11.12.1996 tarihleri arası yurt dışında çalışıp sosyal yardım aldığının tespit edilmesi üzerine kesin dönüş koşulunu yerine getirmediği gerekçesiyle 28.04.2011 tarihli aylık değişiklik kararıyla 2010/103 sayılı Kurum Genelgesi uyarınca davalıya yine 8458 gün sayısı üzerinden 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığının yeniden bağlandığı,

aylığın 01.01.2001 tarihi itibariyle yeniden hesaplanması nedeniyle 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasından ödenen 11.209,56TL yersiz fark aylık borcu çıkarılması üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; davalıya 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden aybaşı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasının yerinde olduğu,

davalıya 01.11.1993 tarihinde ve 01.01.1997 tarihinde de 8458 prim gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı ancak Kurum tarafından kesin dönüş koşulunun yerine getirilmesini takiben 01.01.1997 tarihinde bağlanan ve 01.01.2001 tarihi itibariyle güncellenen aylığının 01.11.1993 tarihinde bağlanan aylığa göre daha düşük olduğu nedeniyle borç çıkarıldığı görülmekle aynı prim gün sayısı üzerinden bağlanan aylıklar arasındaki yersiz fark aylığın nedeni dosyadan tam olarak anlaşılamamaktadır.

Bu nedenle davacı Kurumdan davalıya 01.11.1993 tarihinde bağlanan aylığın başlangıcından 18.05.2011 tarihine kadar olan ödemeler listesinin tamamı celbedilerek davalının aldığı bu aylık ile yukarıda da açıklandığı üzere 4447 sayılı Kanun değişikliği öncesi yasal mevzuata göre 01.01.1997 tarihinde bağlanması gereken aylık hesaplanarak bu aylık ödenmeye devam edildiği takdirde 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasında davalının alacağı aylığın ne kadar olacağı açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek varılacak sonuca göre iki farklı

tarihte bağlanan aylıklar nedeniyle 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasında davalının aldığı aylık ile alması gereken aylık arasında yersiz fark aylık borcu oluşup oluşmadığı belirlenerek bu şekilde varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır." denilerek, kararın bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.

F. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, getirtilen ve ibraz edilen bilgi ve belgeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/10-2880 Esas 2017/1282 Karar sayılı ilamı, mahkememizce denetime elverişli olduğu değerlendirilen 21.02.2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 2147 sayılı Kanun'a göre yurtdışı hizmet borçlanması-askerlik borçlanması ve 506 sayılı Kanun'a tabi yurtiçi hizmeti gözönüne alındığında ilk tahsis talep tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı,

bu kriterlere göre belirlenen yaşlılık aylığının yurda kesin dönüş şartını yerine getirdiği 01.01.1997 tarihinden itibaren 3201 sayılı Kanun'a göre borçlandığı 2698 günlük hizmet de eklenerek yeniden güncellenmesi gerektiği belirlenmiş, bu tespitler sonucunda mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda yer alan ayrıntılı aylık hesabı dikkate alınarak, davacı Kurum'un davalıya 01.01.2001-18.05.2011 arası dönem için toplam 10.453,59 TL yersiz aylık ödemesinde bulunduğu ve bu yersiz aylıkları davacıdan talep etme hakkının mevcut olduğu kanaatine varılarak, davanın kısmen kabülü ile.

10.453,59 TL tutarlı yersiz ödeme miktarının, her bir aylık tutarı için ödeme tarihlerinden itibaren ay be ay olmak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,..." dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ve davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili; direnme kararının yerinde ve isabetli olduğunu davalı hakkında yapılan aylık hesaplamasının hatalı olduğunun çok açık olduğunu alınan bilirkişi raporlarının da hatalı olup karara esas alınamayacağını belirterek, verilen kararın bozulmasını ve davanın yüksek miktar üzerinden karara bağlanmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kesin dönüş koşulunu yerine getirmeksizin 20.10.1993 tarihli tahsis talebini takip eden 01.11.1993 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanan davacının 11.12.1996 tarihli kesin dönüşü takip eden ay başı olan 01.01.1997 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığı dikkate alındığında; yurda kesin dönüş koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle 28.04.2011 tarihinde 2010/103 sayılı Genelgeye istinaden yaşlılık aylığının 01.01.2001 tarihi itibariyle yeniden hesaplanması nedeniyle 01.01.2001-18.05.2011 tarihleri arasından ödenen 11.209,56 TL yersiz fark aylığın 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesi dikkate alındığında istirdatının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 ve 1479 sayılı Kanun hükümleridir.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ve davacı Kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı ve davacı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10083, K. 2023/12444, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. A. İlk Bozma Kararı
  8. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  9. E. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10083
Karar No
2023/12444
Tarih
5 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/10083 K.2023/9372
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/10084 K.2023/13272
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/10084 K.2023/13931
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/10085 K.2023/13030
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/10086 K.2023/12697
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/10086 K.2023/13294

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.