KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10218 E., 2023/11360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/176 E., 2023/454 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
1.908 kelime·10 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 01.05.2007 – 30.06.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait giyecek eşyası imalatı yapılan işyerinde hizmet akdine tabi olarak kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacının çalışma iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan işçi alacaklarına ilişkin davanın henüz temyiz aşamasında olduğunu ve kesinleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer' i müdahil ... Başkanlığı vekili, davacının çalışma iddiasının yöntemince kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2015/705E., 2017/590 K. sayılı kararı ile "... tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve itibar edilen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında ...
9. İş Mahkemesi’nin 2014/227 E. sayılı dosyasında görülen işçilik alacaklarına yönelik davada Mahkemenin 27.05.2015 tarih ve 2015/351 K. sayılı ilâmında işçilik alacaklarının hesabında davacının kıdeme esas hizmet süresinin 01.05.2007 ile 30.06.2010 tarihleri arasında kabul edildiği, dosyanın Yargıtay aşamasında olduğu anlaşıldığı, davacının dava konusu dönemde, davalı şirkete ait işyerinde bir hizmet akdi ile fiili çalışmasını ispatladığı,
buna göre davacının 01.05.2007 – 30.06.2010 döneminde davalı işverene ait 1043659.34.02 sigorta sicil numaralı “... “unvanlı işyerinden toplam 1.140 gün daha sigortalı olarak çalıştığının tespitine dair karar vermek gerektiği" gerekçesiyle;
"1-Davacının davasının kabulüne,
Davacının davalı işveren nezdindeki 01.05.2007 – 30.06.2010 döneminde bir hizmet akdi ile kesintisiz fiili çalışmasının kanıtladığı anlaşılarak; davalı işverene ait 1043659.34.02 sigorta sicil numaralı “... “unvanlı işyerinden,
01.05.2007- 30.06.2007 tarihleri arasında 60 gün ve günlük 18,75 TL kazançla,
01.07.2007- 31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 19,50 TL kazançla,
01.01.2008- 30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 20,28 TL kazançla,
01.07.2008- 31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 21,29 TL kazançla,
01.01.2009- 30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 22,20 TL kazançla,
01.07.2009- 31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 23,10 TL kazançla,
01.01.2010- 30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 24,30 TL kazançla,
olmak üzere 1.140 gün sigortalı tespitinin gerekeceğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili; tanık beyanlarının doğru ve yeterli olmadığını, tanıkların akraba olduklarını, kriz nedeniyle çalışmaların kesintili olduğunu, davanın kanıtlanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer' i müdahil Kurum vekili; Kurum kayıtlarında dava konusu dönemde çalışmayı doğrulayan belge ve bilginin bulunmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, eylemli ve gerçek bir çalışmanın yöntemince kanıtlanamadığını, tanık beyanları ile ispatının olanaklı olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.03.2019 gün, 2018/660 E. - 2019/641 K. sayılı kararı ile "... Somut olayda, bordro tanıklarının beyanları ile ...
9. İş Mahkemesi'nin 27/05/2015 gün ve 2014/227 - 2015/351 E. K. sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı işyerinde 01.05.2007 - 30.06.2010 tarihleri arasında tam zamanlı olarak çalıştığının kanıtlandığı, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılması nedeniyle hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı, karar başlığında Kurumun davadaki sıfatı ihbar olunan olarak gösterilmiş ise de gerçekte feri müdahil olması nedeniyle Dairemizin karar başlığında feri müdahil olarak gösterilmesinin gerektiği anlaşılmakla;
incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı ... vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 04.06.2020 gün, 2019/3476 E., 2020/2818 K. kararında; "...
Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı görülmekle; dosya kapsamından 30.12.2008 de yapılan Vergi Denetiminde iki kişinin sigortasız çalıştığının tespit edildiği, ancak davacının adının tutanakta bulunmadığı, Vergi Denetmeni tarafından tutulan tutanağın resmi belge niteliği taşıması nedeni ile bu belgenin aksinin ispatı gerektiği ve davalı tanıklarının davacının kardeşi ...' un davalı iş yerinde çalıştığı, davacının da ihtiyaç olduğunda kardeşi ile zaman zaman çalışmaya geldiği iddiası da gözetilerek;
vergi denetimi yapıldığı tarihte davacının iş yerinde bulunmama nedeni araştırılmalı, bu yönde davacının beyanı alınmalı, çalışmanın kısmi yada dönemsel olup olmadığı irdelenmeli, taraf tanıkları ile yetinilmeyip davalı işverenin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dinlenilen tanıkların hangi dönemler için dinlenildiği tespit ile beyanlar arasında çelişki var ise giderilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiç bir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalı, kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde;
gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedi buçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak, sigortalılık süresinin tespitine karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Kayıtlara göre işveren 12.06.1998 - 06.06.2014 tarihleri arasında vergi mükellefidir. İşveren adına kayıtlı 1043659.34.02 işyeri 15.06.1998 tarihinden itibaren kanun kapsamında olduğundan işveren yönünden tespite engel bir hal bulunmamaktadır.
Davacının iddiası açısından tespite yarar yazılı belge tespit olunamamıştır. Bu nedenle tespite ilişkin tanıkların anlatımlarına göre değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda, tanıklar ... (Tanığın 27.09.2007 - 31.07.2008 ve 19.12.2008 - 26.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ...(Tanığın 01.06.2007 - 31.07.2008 ve 16.07.2009 - 15.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ...
(Tanığın 27.09.2007 - 31.07.2008 , 20.12.2008 - 06.01.2009 ve 16.07.2009 - 15.10.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ... (Tanığın 27.09.2007 - 01.03.2008 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ...(Tanığın 10.08.2007 - 31.07.2008 ve 26.02.2011 - 15.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ... (Tanığın 12.10.2010 - 15.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ...
(Tanığın 10.08.2007 - 31.07.2008 ve 26.02.2011 - 15.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.), ... (Tanığın 09.12.2009 - 31.07.2010 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.) ve ... (Tanığın 01.05.2010 - 31.12.2012 tarihleri arasında hizmet kaydı vardır.) dinlenmiştir. Tanık anlatımlarına istinaden davacının çalışmasının kabulü olaya uygun düşmüştür. Çalışması kayda geçmiş tanık anlatımları ile çalışmanın ispat olunduğu değerlendirilmiştir.
Bu tür davalarda başvurulan en yaygın delillerden olan tanık anlatımları ile ispat edilen çalışma ve bozma ilamı sonrası 19.10.2021 tarihli davacının beyanı ile bozma gereklerinin yerine getirildiği kabul edilmiştir." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; "... Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı görülmekle; dosya kapsamından 30.12.2008 de yapılan Vergi Denetiminde iki kişinin sigortasız çalıştığının tespit edildiği, ancak davacının adının tutanakta bulunmadığı, Vergi Denetmeni tarafından tutulan tutanağın resmi belge niteliği taşıması nedeni ile bu belgenin aksinin ispatı gerektiği ve davalı tanıklarının davacının kardeşi ...' un davalı iş yerinde çalıştığı, davacının da ihtiyaç olduğunda kardeşi ile zaman zaman çalışmaya geldiği iddiası da gözetilerek; vergi denetimi yapıldığı tarihte davacının iş yerinde bulunmama nedeni araştırılmalı, bu yönde davacının beyanının alınması, ..." gereğine işaret edilmiştir.
Bozma sonrasında yapılan yargılamada, önceki bozma ilamında belirtilen vergi denetim tutanağının aksinin ispat edilmesine yönelik olarak davacı tarafından yapılan savunmada, binanın 3. ve 4. katında çalışma olduğunu ve denetim sırasında üst katta bulunduğunu iddia ettiği anlaşılmakta olup Mahkemece bu husus tanıklara sorulmamış, bu durumun doğruluğu denetlenmemiştir.
Denetim sırasında sigortasız çalıştığı belirtilip tutanakta adı geçen ... ve ...'un adresleri tespit edilerek dinlenilmeli, bu kişilere ve dinlenilen diğer tanıklara davacının savunmasında belirttiği gibi bir durum olup olmadığı, denetim tarihinde çalışıp çalışmadığı açıkça sorulmalı.
Mahkemece, hükme esas alınan tanık beyanları ile beyanlarının Mahkemece esas alınmayacağı kabul edilen tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olup tanıklar yeniden dinlenilerek çelişki giderilmeli ve dinlenilmeyen bordro tanıkları dinlenilerek davacının çalışıp çalışmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10218, K. 2023/11360, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama