KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10983 E., 2023/12143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1045 E., 2023/1106 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Trabzon 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/163 E., 2022/90 K.
Karar Metni
882 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Asansör San. Müh. Serv. Hiz. Taah. Tic. Ltd. Şti. çalışanlarının sigorta primlerinin ödenmemiş olması nedeni ile Sosyal Sigortalar Kurumu Trabzon İl Müdürlüğünün 11.07.2018 tarihinde 20 adet ödeme emri gönderildiğini, kendisinin işveren vekili olmadığını belirterek tamamen hukuka aykırı ve hiçbir yasal dayanağı olmayan 2009/020969, 2009/023252, 2010/011479, 2010/013116, 2014/016815, 2014/016814, 2014/010857, 2014/010856, 2013/018508, 2013/018507, 2013/016122, 2013/016121, 2013/012333, 2012/019050, 2012/019049, 2012/011214, 2012/011213, 2012/011213, 2010/022379 ve 2010/022378 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; 6183 sayılı Kanun gereği işbu yasadan kaynaklanan borçlardan davacı ile şirketin birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davaya konu ihtilafın davacının dava dışı şirkette işveren vekili olup olmadığı üzerinde yoğunlaştığını, davacının, dava dışı ... Asansör San. Müh. Serv. Hiz. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin Trabzon 1. Noterliği'nin 23.12.2008 tarih ve 2483 yevmiye numaralı vekâletnamesinde işveren vekili sıfatıyla temsile yetkili olduğunu beyan ettiğini, bu durumda işveren vekili olması nedeni ile prim borçlarından dava dışı şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davacının şirket tarafından verilen vekaletname ile kendisine tanınan yetkilere istinaden işveren vekili olarak kabul edileceği ve bu sebeple iptali yönünde dava konusu yaptığı ödeme emirlerinde yer alan borçların ödenmesinden müşterek müteselsil sorumlu bulunduğu kabul edilmekle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 12/ll. maddesinde, işveren vekilliği için “işveren adına ve hesabına hareket etmek” ve “görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapmak” unsurlarının birlikte gerçekleşmesi şartlarının arandığını, şirket yönetiminde kendisine görev verilmeyen salt temsil yetkisi verilen kişiler ile davacı müvekkilinin, işveren vekili olarak kabul edilemeyeceğini, yapılan yargılamada davacı müvekkilinin asıl borçlu şirketin hiçbir zaman yönetiminde görev almadığı tespit edilmesine rağmen işveren vekili sayılıp talebinin reddine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; davanın esasına yönelik ret kararı verilmişken, ihtiyati tedbir kararının karar ile birlikte kaldırılması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için dava konusunun açıkça hukuka aykırı olması ve tedbir kararı verilememesi halinde davacıya yönelik telafisi güç ve imkansız bir durumun varlığının gerektiğini, zira davaya konu edilen işlemlerde hukuka uygunluk var iken ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için veya devamı yönünde karar ihdası için hukuka açıkça aykırılığın olması gerektiğini, açılan davanın reddine karar verilmiş olmasının, mahkemece de yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu anlamına geldiğini,
bu mealde açılan davanın reddedilip ihtiyati tedbir kararının kaldırılmaması ve devamına karar vermesinin usul ve esas açısından hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından davacıya verilen 23.12.2008 tarihli vekaletnamede, davacıya şirket müdürü olarak atanması halinde verilebilecek yetkilerden daha fazla yetkinin verildiği, vekaletname uyarınca davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunun anlaşıldığı,
şirket müdürünün sorumluluğunun şirketi temsil ve ilzam yetkisinden kaynaklandığı gözetildiğinde, bir şirket ortağı ve yetkilisinin sahip olduğu tüm yetkilerin davacıya verildiği sabit olup davacının fiilen işveren vekili olarak kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinde hata bulunmadığı, davacı şirket işçisi olduğunu, işveren vekilliği sıfatı olmadığını iddia etmiş ise de; davacının SGK kaydı sona erdikten sonra 2011 yılı içinde yapılandırma yapması da işveren vekili olduğunu gösterdiği,
Mahkemece davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, davanın reddine karar verilmiş olsa da, karar kesinleşinceye kadar tedbirin devamına karar verilmesinde HMK'nın 397/2 nci maddesine göre hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10983, K. 2023/12143, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama