KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11125 E., 2024/9113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/123 E., 2023/258 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
2.390 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasında mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkilinin asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalıların işletmesinde 03.12.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda malül kaldığını, iş kazasının gerçekleşmesinde tüm kusurun işverenlerde olduğunu, müvekkilinin bir ayağının kısa kaldığını ancak şu anda malüliyet oranının tespiti aşamasında olduğunu, müvekkilinin ayağının kısa kalmasından dolayı topal kalacağını ve ağır işlerde çalışamayacağını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili kazalı ... için 53.270,44 TL maddi tazminatın ve 60.000,00 TL manevi tazminatın,
müvekkili çocuk ... ve eş ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin açmış olduğu davayı kabul etmediklerini, iş kazasının meydana gelmesinde tüm kusurun davacı ...'in olduğunu, müvekkillerinin bir kusurunun olmadığını, davacı ... in malül kalmasının nedeninin Uşak medikal hastanesinde yanlış tedavi uygulanması olduğunu, mahallinde keşif yapılarak kusur oranının tespitini talep ettiklerini, davacılar Kazıban ve Medine nin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 17.03.2015 tarih 2011/576E. 2015/223K. Sayılı kararıyla; davacı ...'in yaralanmasına neden olan iş kazasının oluşumunda; davalı ... şirketinin % 40 oranında, davalı ...'nın % 40 oranında ve ayrıca kazalı işçi ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu, iş kazasına bağlı maluliyet oranının %13,2 olduğu kabulüyle:"
1-Davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 42.616,35-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacı ...'ın açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 17.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine, 4-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 17.03.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 01.12.2015 tarih ve 2015/11627 Esas, 2015/21409 Karar sayılı kararı ile "davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
...
İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça Sosyal Güvenlik Kurumunca davacıya mahkemece belirlenen sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak gelir bağlanmayacağı ve bu gelirin ilk peşin sermaye değeri maddi zarardan düşülmeden, Kurumca karşılanmayan maddi zarar miktarını belirleme imkanı bulunmadığından, maddi tazminat istemli Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı bu davada sürekli iş göremezlik oranının tespitinin yapılamayacağı, yapılması halinde maddi tazminat istemli davanın sonuçlandırılmasının fiilen mümkün olmadığı ortadadır.
Yapılacak iş; davacıya işvereni ve hak alanını ilgilendirdiği için SGK. Başkanlığını hasım göstererek sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açması için önel vermek, tespit davasını tazminat davası için bekletici mesele saymak, tespit davası sonucu verilecek hüküm kesinleştikten sonra davacıya kesinleşmiş mahkeme kararını Kuruma ibraz edip kendisine tespit edilen orana göre gelir bağlanılması için başvuruda bulunması için önel verilerek, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir bölümü hesaplanan tazminatından indirilmek, sonucuna göre ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek bir karar vermekten ibarettir. ...." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davacı vekiline sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair kurum ile davalı işvereni taraf göstermek suretiyle dava açması için süre verildiği, davacı vekilince ara karar gereği yerine getirilerek Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığı, anılan mahkemenin 2016/238 Esas, 2019/61 Karar sayılı kararı ile davacının davaya konu kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %13,2 olduğunun tespitine karar verildiği, hükmün dairemizin 2021/2824 Esas , 2020/1298 Karar sayılı onama ile kesinleştiği, Kuruma müzekkere yazılarak davacıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir miktarının sorulduğu,
kurumca miktarın 23.954,82 TL olarak bildirildiği, mahkemece dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 19.12.2022 tarihli 1. kök raporun sunulduğu anılan raporda davacının bozma öncesi hükme esas alınan hesap bilirkişi raporuna göre 42.616,35 TL maddi zararının bulunduğu, zarardan kurumca yapılan ödemenin kusur oranı uygulanmak suretiyle tenzili sonucu davacının 23.452,49 TL maddi tazminat tutarının tespit edildiği,
mahkemece taraf vekillerinin itirazı üzerine aldırılan 23.03.2023 tarihli 2.kök raporda ise bilinen dönemin ileriye çekilmesi ile davacının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH-2010 tablosunun esas alınması suretiyle zararın bu kez 356.320,69 TL olarak hesaplandığı, mahkemece gerekçe kısmında 23.03.2023 tarihli 2.kök rapora itibar edildiği ancak davacının talebi ile bağlı kalınarak ;"
1-Davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile 53.270,44-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacı ...'ın açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 17.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine,
4-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine, "şeklinde karar verildiği görülmüştür.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin 09.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle ; mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, bozma ilamında davacı kazalı yönünden yalnızca kurumdan bağlanan gelirin sorulması suretiyle hesaplanan zarardan indirilmesi gereğine işaret edildiği, mahkemece müvekkil lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilmeksizin karar verildiği, kararın hatalı olduğu, kazalı yönünden takdir edilen manevi tazminatın ise fahiş olduğunu beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle davalı .... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, Mahkemece bozmadan önce alınıp da bozulan kararda hükme dayanak kılınan 26.02.2015 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı kazalının maddi zararının davacının ücretini asgari ücret kadar olduğu kabul edilirse nihai gerçek zararının 42.616,35 TL olduğu, davacının ücretinin asgari ücretin %25 fazlası olduğu kabul edilirse nihai gerçek zararının 53.270,44 TL olduğu tespiti ile seçenekli olarak hesaplandığı, anılan hesap raporunda davacı yararına bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarının tenzil edilmediği, davacı vekilince hesap raporuna itiraz edilmediği,
2.seçenek üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemenin bozulan ilk kararının 17.03.2015 tarihli karar celsesinde davacılar vekilinin “maddi tazminat talebimizin hesaplama doğrultusunda ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz. ” şeklinde beyanda bulundukları, mahkemece davacı asilin aynı celse imzalı beyanına göre asgari ücret aldığının kabulü ile 1.seçenek üzerinden 42.616,35 TL maddi tazminata hükmettiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacılar vekillerinin 17.03.2015 tarihli celsede "maddi tazminat talebimizin hesaplama doğrultusunda ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz. " şeklinde beyanda bulunmuş olmaları nedeniyle davalı ... firması lehine bozulan hükme dayanak kılınan 26.02.2015 tarihli bilirkişi hesap raporu üzerinden usuli kazanılmış hak doğduğu, bu usuli kazanılmış hak gereğince anılan raporda davacı kazalı ... için hesaplanan zarar tutarlarından adı geçen davacıya bağlanan sürekli iş görememezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarının tenzil edilerek sonuca gidilmesi gerektiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup yerinde görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında yalnızca temyiz eden davalı ... firması yararlanacak şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Mahkemenin Gerekçeli kararında yer alan "Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin incelenmesinde, davacının yaralanmasına neden olan iş kazasının gerçekleşmesinde davalı ... şirketinin % 40 oranında, davalı ...'nın % 40 oranında ve ayrıca kazalı işçi ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu,
davacının kaza tarihindeki gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabul edilmekle mahkememizce hükme esas alınan 23.03.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda yapılan hesaplama ve değerlendirmeler neticesinde davacının maddi tazminat talebini 53.270,44 TL'ye yükselttiği 12.03.2015 tarihli dilekçesi ve yargıtay kararında da değinildiği üzere kazanılmış haklarda gözetilerek davacının iş kazasına bağlı maluliyetinden doğan maddi zararının 53.270,44 TL olduğu anlaşılmakla, davacı ...
Ağıbaş'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile, 53.270,44 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. " ibarelerinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
"Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin incelenmesinde, davacının yaralanmasına neden olan iş kazasının gerçekleşmesinde davalı ... şirketinin % 40 oranında, davalı ...'nın % 40 oranında ve ayrıca kazalı işçi ZülkarneynAğırbaş'ın % 20 oranında kusurlu olduğu,
davacının kaza tarihindeki gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabul edilmekle mahkememizce davacı vekilince bozma kararı öncesi aldırılan 26.02.2015 tarihli rapora itirazının bulunmaması nedeniyle davalı .... lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında 26.02.2015 tarihli rapordaki verilerin esas alındığı 19.12.2022 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle davalı ... firmasının 23.954,82 TL maddi tazminat ile sorumlu olduğu,
davalı ... yönünden ise 23.03.2023 tarihli raporda belirlenen tazminat miktarı olan 356.320,69 TL üzerinden sorumluluğunun devam ettiği ancak ne var ki davacının maddi tazminat talebini 53.270,44 TL'ye yükselttiği 12.03.2015 tarihli dilekçesi ve yargıtay kararında da değinildiği üzere kazanılmış haklarda gözetilerek davacının iş kazasına bağlı maluliyetinden doğan maddi zararının 53.270,44 TL olduğu anlaşılmakla, davacı ...
Ağıbaş'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile, 53.270,44 TL maddi tazminatın (davalı ... firmasının sorumluluk miktarı 23.954,82 TL ile sınırlı olmak üzere ) olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. " ibarelerinin yazılmasına,
b.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "HÜKÜM:(Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile 53.270,44-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ....'nin sorumluluk miktarı 23.954,82 TL ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacı ...'ın açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 17.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine,
4-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının reddine,
5-Davacı ... açtığı maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13 uyarınca 9.200,00TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
6-Davalı .... maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13 uyarınca 9.200,00TL maktu vekalet ücretinin davacı ... 'dan alınarak iş bu davalıya verilmesine
7-Davacı ... açtığı manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 10 uyarınca hesaplanan 2.720,00TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
8-Davalılar davacı ...'ın açtığı manevi tazminat davasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 10/3 uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Davalılar davacı ...'ın açtığı manevi tazminat davasında kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 10/3 uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Davacının bu davada yaptığı, 18,40-TL başvuru harcı, 1.559,25-TL peşin harç, 165,00TL ıslah harcı, 17,90TL tamamlama harcı, 348,30TL keşif harcı, 611,50 TL ATK fatura bedeli, 90,00TL araç, 2.600,00TL bilirkişi, 657,25-TL tebligat posta masrafı olmak üzere toplam 6.067,60-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (kabul red oranına göre davalı .... 'nin sorumluluk miktarı 1.577,57 TL ile sınırlı olmak üzere ) davacılara verilmesine,
10-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına.
11-Davalı .... tarafından yapılan 1.171,00 TL yargılama giderinin 866,54 TL'sinin davacılardan alınarak iş bu davalıya verilmesine,
12-Harçlar kanunu uyarınca kabul edilen değer üzerinden alınması gerekli olan 4.800,17 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.559,25-TL peşin harç, 165,00TL ıslah harcı, 17,90TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik kalan 3.058,02 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ( (kabul red oranına göre davalı .... 'nin sorumluluk miktarı 795,08 TL ile sınırlı olmak üzere ) hazineye irat kaydına,
13-Davacı/ davalı tarafından yatırılan ve sarf edilemeyen gider avansının işbu karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce yatırana iadesine,
Dair tarafların yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile Yargıtay ilgili hukuk dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09.05.2023 " ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11125, K. 2024/9113, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama