KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11262 E., 2023/11621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/293 E., 2023/1288 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/459 E., 2021/1294 K.
Karar Metni
1.936 kelime·10 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının, dava dışı ... İnş.
Tur. ve Otelcilik A.Ş.’nin otelinde ön büro müdürü olarak görev yaptığını, davalı Kurum tarafından bu şirketin Temmuz 2016 – Temmuz 2017 aralığındaki prim ve feri alacaklarının tahsili için şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi olduğu gerekçesiyle davacıya, 2017/012956, 2017/012957 ve 2017/012958 takip no.lu ödeme emirlerinin gönderildiğini, ödeme emirlerinin 18.12.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, öncesinde dava dışı şirkete ödeme emirlerinin gönderildiğini, şirket hakkında iflas erteleme kararı ve tedbir kararı olduğundan dava konusu borçların şirket tarafından ödenmediğini, davacının borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını,
borçlu şirket ile ilgili iflasın ertelenmesi ve tedbir kararları bulunmasının, prim borcunun ödenmemesinde haklı neden oluşturduğunu ileri sürerek ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2 5510 01 01 1094368 026 15-50 işyeri sicil dosyasında işlem gören ... İnş. Tur. ve Otelcilik A.Ş' nin prim, işsizlik sigortası ve damga vergisi borçlarının tahsili için 2017/012956, 012957 ve 012958 takip nolu ödeme emirlerinin şirkete ve ... . Krl. Başk. Mehmet Halit Kılıç' a gönderildiğini, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/111 sayılı kararı ile iflas erteleme karar verildiğini, şirket ve yönetim kurulu üyesinin araç ve tapuları üzerine kayden haciz tatbik edildiğini, davacının şube müdürü olarak sicil kayıtlarında yer aldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu prim borcunun şube borcu olması nedeniyle davacının sorumlu olduğu prim borçlarının 2016/07-2017/08 dönemine ilişkin olduğu, 02.02.2016 tarihi itibariyle iflasın ertelenmesine ilişkin tedbir kararı verildiğinden ve iflas erteleme süresinde doğan borç nedeniyle davacının dava konusu prim borçlarını ödememesine haklı neden teşkil edeceğinden, davacının borçlardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenen 2017/012956, 2017/012957 ve 2017/012958 takip numaralı ödeme emirlerinin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının borç döneminde temsil ve ilzama yetkili bulunduğunu, dava konusu borçların davacının sorumluluk dönemine ait olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı yönünden haklı sebep bulunmadığını, kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun'un 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanun'un 80 inci ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanun'un 80/12 inci maddesi, "Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanun'un 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup,
"Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. " hükmünü öngörmüştür.
Her iki yasal düzenleme birlikte irdelendiğinde, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın Kurum alacaklarını düzenleyen 88/20 nci maddesinde sorumluluk için yönetim kurulu üyeliği yeterli iken, 01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 80/12 nci maddesinde ise, yönetim kurulu üyeliği tek başına yeterli olmayıp, yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda üst düzey yönetici veya yetkilisi olması da gerekmektedir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317 nci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
Ancak bu sorumluluk, “haklı sebep olmaksızın” ödememe hali ile sınırlandırılmış olup; özel nitelikteki tüzel kişilerin üst düzey yönetici ve yetkilileri yönünden primlerin ödenememesi haklı bir neden sonucu ise prim borcundan ötürü şahsen sorumlu tutulamazlar. Diğer bir anlatımla şirketin prim borcundan müteselsilen sorumlu olan üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri, borcun haklı nedenle ödenemediği savunmasında bulunabilirler ve haklı nedenin varlığı halinde, prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulamazlar.
Haklı nedenlerin neler olduğu konusunda kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği, her bir davadaki özel koşullar ile hukuki ve maddi olayların özelliklerine göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken; diğer Kanunlardaki düzenlemelerden yararlanılmalı ve bilhassa Sosyal Güvenlik ilkeleri göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan; iflasın ertelenmesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 179 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, “borca batık durumda olan (aktifi pasifini karşılamayan) bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkında, Ticaret Mahkemesi’nce iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumdan kurtulmalarını sağlayan ve iflaslarını önleyen bir kurum”dur. Anılan Kanunun 179/b,I maddesi uyarınca, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu sonuç kanundan doğduğundan, mahkemenin kararında ayrıca belirtmesine gerek olmadan ve ilan edilmese dahi gerçekleşir.
Bu bağlamda. İcra ve İflas Kanunu’nun 179’uncu maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan şirketten, anılan Kanun’un 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz...” düzenlemesi uyarınca primler tahsil edilemeyecektir.
Söz konusu tahsil imkânsızlığı, yönetim kurulu üyesinin kusurundan değil, doğrudan Kanundan doğduğundan, yönetim kurulu üyesi yönünden 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesinde yer alan “haklı sebep” kavramı kapsamında kabul edilecektir.
Ancak, iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyecek ve haklı neden oluşturmayacaktır.
6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesine göre ise; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurumun işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilciler mal varlıklarıyla sorumludurlar.
Maddede belirtilen “tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde tanımlanmış olup, söz konusu maddeye göre tahsil edilemeyen amme alacağı terimi.
“Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını”, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise.
“Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını” ifade etmektedir.
Ayrıca, iflasın ertelenmesine ilişkin devam eden yargılama sırasında, borçlu şirket hakkında yapılan icra takiplerinin ihtiyati haciz ve tedbir uygulamalarının tedbiren durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının da sonuç itibariyle yukarıda açıklanan iflasın ertelenmesi işlemleri ve haklı sebep kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği nazara alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 'nun 2012/12-602 Esas – 2012/914 Karar numaralı ilamı incelendiğinde; "İcra ve İflas Kanunu sermaye şirketleri ve kooperatifler için özel bir doğrudan doğruya iflas sebebi kabul etmiştir. Buna göre, sermaye şirketlerinin pasifinin aktifinden fazla olduğunun ilgililerce mahkemeye bildirilmesi ve iflasın ertelenme talebinin bulunmaması halinde mahkemece şirketin veya kooperatifin iflasına karar verilir (m.179,I c.1).
Sermaye şirketinin veya kooperatifin pasifinin aktifinden fazla olduğunu ticaret mahkemesine bildiren yönetim kurulu üyeleri, alacaklılarından biri, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları şirketin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesini isteyebilir (m.179,I c.2). Mahkeme, iyileştirme projesini ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar verir (m.179,I c.3).
İcra ve İflas Kanunu’nun “Erteleme Tedbirleri” başlığı altında düzenlenen 179/a,I maddesinde “İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli her türlü tedbiri iyileştirme projesini de göz önünde tutarak alır.” hükmü öngörülmüş; “Erteleme Kararının Etkileri” başlığı altında düzenlenen 179/b,I maddesinde ise, “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca önemle vurgulanmalıdır ki, yönetim kurulu üyelerinin prim borçlarının muaccel hale gelmesi ile anılan borçlardan müteselsil sorumlulukları doğduğundan, iflasın ertelenmesi kararının öncesine ilişkin prim borçları yönünden, şirket hakkında verilen iflasın ertelenmesi kararı, yönetim kurulu üyeleri yönünden haklı neden oluşturmayacaktır.
3. Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde, dava dışı ... İnş.
Tur. ve Otelcilik A.Ş. adına tescilli iş yerinin Eskişehir Şubesinin 2016/07-2017/08 dönemlerine ait prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçlarından dolayı, anılan şirketin 11.06.2015 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden, Eskişehir Şubesine 16.06.2015 tarihinden itibaren aksi kararlaştırılıncaya kadar temsilci olarak münferiden yetkili olarak atanan davacıya, 3 adet ödeme emrinin 18.12.2017 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, 25.12.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı, ...
Anadolu 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/111 Esas sayılı dosyasına kayden, borçlu şirketin iflasın ertelenmesi başvurusu üzerine yapılan yargılamada, Mahkemesince 08.02.2016 tarihinde ihtiyati tedbir kararı karara bağlanıncaya kadar şirket varlıklarının korunması amacıyla, bu aşamada İcra Müdürlüklerince yalnızca muhafaza işlemleri ve fiili haciz işlemi yapılmamasına karar verildiği, akabinde dava dışı ... İnş.
Tur. ve Otelcilik A.Ş' nin iflas erteleme talebinin reddi ile borca batık olan ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün 916667 sicil numarasında kayıtlı bulunan şirketin 01.07.2021 günü saat 15:06 itibariyle iflasına karar verildiği, iflasına ilişkin tasfiyesinin ...
1. İflas Dairesinin 2021/14 İflas sayılı dosyasından yürütüldüğü, müflis şirket hakkında tasfiyenin İİK'nın 219 uncu maddesi gereğince adi usulde yürütülmesine karar verildiği, ilgili Müdürlüğün 02.09.2021 tarihli ilk alacaklılar toplantısında iflas idare memuru atandığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda anlatılanlar ışığında, gerek 506 sayılı Kanun'un 80/12 ve gerekse de 5510 sayılı Kanun'un 88/20 maddeleri gereğince, anonim şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunan şahısların bu yetkileri dönemindeki borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gözetilmeksizin, dava dışı şirketin açtığı iflasın ertelenmesi davasında, Mahkemece 08.02.2016 tarihli tensiben verilen kararın anılan şirketin varlıklarının korunması amacıyla, ihtiyadi tedbir kararı verilinceye kadar bu aşamada icra müdürlüklerince yalnızca muhafaza işlemleri ve fiili haciz işlemleri yapılmamasına yönelik olması karşısında,
davacının yetkili olduğu şubenin prim borçları dolayısıyla, haklı sebebe bağlı olarak sorumlu olmadığı ve davacı hakkında takip yapılamayacağı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11262, K. 2023/11621, 22 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama