KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11642 E., 2024/8951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/77 Esas, 2021/3150 Karar
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Çorum 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/65 Esas - 2020/582 Karar
Karar Metni
1.906 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı şirket vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369’uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazası neticesinde müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığını kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle 99.731,83 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %8,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacı sigortalının %20, asıl işveren davalı şirketin %20, alt işveren davalı ...'in %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, hesaplanan maddi tazminat miktarının müvekkilinin ekonomik kaybını karşılamayacak derecede az olduğunu, iş kazası meydana geldiğinde müvekkilinin asgari ücretin üzerinde maaş aldığını, bu husus dikkate alınmadan tazminat hesaplandığını, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu,
ıslah yapılırken sehven 99.731,83 TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile talep edilmiş ise de dava dilekçesinin sonuç kısmında kaza tarihinden itibaren faiz talepleri bulunduğundan faiz başlangıcı tarihinin kaza tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili hakkındaki davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin asıl işveren veya işveren olmadığını, anahtar teslimi iş verdiğini, herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacının kendi kusuru ve ihmali sebebiyle yaralandığını, ceza kovuşturmasında müvekkili şirkete kusur verilmediğini, davacının somut olaya ilişkin şikayetçi de olmadığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, davacının tedavi sürecinin devam ettiğini, tedavi sonunda iyileşeceğini, kaldı ki tedavi süresinde başkaca işlerde çalıştığını,
tedavinin bu şekilde kısa sürede sonuç almasının da davacının kusuru nedeniyle güçleştiğini, sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, maluliyet hesaplaması esnasında hesap hataları yapıldığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik ödeneği dışında davacının bir zararının oluşması halinde bile davalı işverenden kusuru oranında talepte bulunma hakkı olduğundan ve mevcut iş kazasında davacı işçinin tam kusurlu olması hasebiyle davalı işverenden talep edilebilecek maddi zarar bulunmadığını, manevi tazminatın bölünemeyeceğini, hüküm altına alınan manevi tazminmatın fazla olduğunu,
hesap raporunu düzenleyen bilirkişinin önce asgari ücret üzerinden de hesaplama yapıp takdir hakkını mahkeme hakimine bırakması gerekirken kanaat belirterek tek hesaplama yapmış olmasının HMK'ya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişinin işçinin bordroda görülen ücreti dışında bir ücret aldığına ilişkin hesaplama yapıyorsa salt hukuki görüş belirterek davacının iddialarını kabul ederek hesaplama yapamayacağını, terditli rapor hazırlaması geretiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe a. Davacı vekili ve davalı şirket vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 99.731,83 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2021 tarihli kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden taraf vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davacı vekili ve davalı şirket vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya kapsamına alınan Kurum cevabi yazısından davacıya geçici iş göremezlik döneminde Kurum tarafından 3.844,40 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunda bu tutarın rücu edilebilecek kısmının tenzil edilmediği, buna karşılık İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzil edildiğinden bahsedildiği, yine hükme esas bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zarar hesabının asgari ücretin 1,959 katına isabet eden ücret üzerinden yapılmasına karşın, karar gerekçesinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığının açıklandığı, davalı şirketin ticaret ünvanının gerekçeli karar başlığında eksik yazıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekili ve davalı şirket vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının; a.Gerekçesinin 5 inci sayfasında yer alan "davacının asgari ücret ile çalıştığı tespiti ile" ibarelerinin silinerek "davacının asgari ücretin asgari ücretin 1,959 katına isabet eden ücretle çalıştığı tespiti ve" ibarelerinin yazılması,
b.Gerekçesinin 5 inci sayfasında yer alan "SGK tarafından ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin mahsup edildiği anlaşıldığından;" ibarelerinin silinerek yerine geçmek üzere "SGK tarafından ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin mahsup edilmediği anlaşıldığından, Kurum tarafından davacıya ödenen 3.844,40 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilecek %80’lik kısmı olan 3.075,52 TL’nin hesaplanan 99.731,83 TL maddi zarar tutarından tenzili sonucu davacının 96.656,31 TL maddi zararı bulunduğu sonucuna varılmıştır;" ibarelerinin yazılması,
c.Gerekçeli karar başlığında yer alan "Tic" "San" ibarelerinin arasına "ve" ibaresinin yazılması,
ç.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere;
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11642, K. 2024/8951, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama