KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11774 E., 2024/9044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022.1777 E., 2023.2305 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021.129 E., 2022.100 K.
Karar Metni
1.477 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 06.09.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Ankara 7. İş Mahkemesinin 2015/974 Esas, 2015/1551 Karar sayılı ilamı ile 01.11.2006 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verildiğini, yaşlılık aylıklarının süresi içinde ödenmemesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek 01.11.2006 - 15.02.2021 tarihleri arasında hak kazanılmış aylıkların, ilk üç aylık dönem sonundan başlamak üzere ödeme tarihine kadar şimdilik 1.000 TL yasal faizinin tahsilini talep etmiş, talebini 277.375,68 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili, tespit davası kesinleştikten sonra yapılan müracaat ile davacıya yaşlılık aylığı bağlandığını, faiz talebinde bulunulmadığı gibi faiz hakkının saklı tutulmadığını, Mahkemece faize karar verilmediğini, TBK 131 inci maddesi gereğince, asıl borç ifa ile sona erdiğinden yan hakların da sona erdiğini, faiz isteminin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, davacıya 01.11.2006 - 15.02.2021 tarihleri arasında her ay için tahakkuk eden yaşlılık aylıklarına, 01.02.2007 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için tahakkuk tarihinden itibaren, fiili ödeme tarihi olan 26.02.2021 tarihine kadar işleyen toplam 277.375,68 TL yasal faizin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, yaşlılık aylığı tespiti davasında faiz talep edilmediğini, Mahkemece faize karar verilmediğini, davalı Vakfın herhangi bir zarara sebebiyet vermediğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının dava açılmadan önce 02.02.2021 tarihinde başvuruda bulunarak dava şartını yerine getirdiği, Kurumca talebinin reddedildiği, Ankara 7. İş Mahkemesinin 12.09.2013 tarihli ve 2012/1802 E.-2013/852 K. sayılı kararı ile davacının 08.11.1982-31.10.2003 tarihleri arasında Vakıf üyesi olarak aidat ödediği, 07.03.1978-07.11.1979 dönemindeki 600 günlük askerlik hizmetini borçlandığı, Vakıftaki sigortalılık başlangıcının 07.03.1981 tarihine gerilediği, Vakıf nezdindeki hizmet süresinin 22 yıl 7 ay 23 gün; prim ödeme gün sayısının 8153 gün olduğu,
03.07.1958 doğumlu olup 19.10.2006 tahsis talep tarihi itibariyle 46 yaşını ikmal ettiği, 25 yıl sigortalılık süresini doldurduğu, Vakıf Senedine göre 25 yıl sigortalılık, 5075 gün prim ödeme ve 46 yaş şeklindeki aylık bağlanma koşullarını tahsis talep tarihi itibariyle yerine getirdiği, Vakfa tâbi hizmetinin 2829 sayılı Kanun'a göre hizmet birleştirmesi yapılmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacıya 01.11.2006 tarihinden itibaren davalı Vakıfça yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği, direnme kararının HGK kararıyla onanarak 11.11.2021 tarihinde kesinleştiği,
Kamu görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığının 08.06.2021 tarihli yazısında; 15.11.2006 tarihinden itibaren emekli aylığının, TZH Vakfı tarafından 01.11.2006 tarihinden itibaren bağlanan emekli aylığı nedeniyle kesildiği, yersiz ödenen 15.01.2006-30.04.2021 aylıkları ve emekli ikramiyeleri toplamı olan 258.865,34 TL ile 127.231,03 TL faiz olmak üzere toplam 386.096,37 TL'nin davacıdan tahsili yoluna gidildiğinin belirtildiği,
... Bankası A.Ş.nin 26.02.2021 tarihli dekontundan davacıya "Emekli Üye ...'ün 01.11.2006-14.03.2021 tarihleri arası maaş tutarı ödenen" açıklaması ile 556.019,09 TL ödeme yapıldığı, ödeme ekinde davacı adına 01.11.2006 -14.03.2021 tarihleri arasında tahakkuk ettirilen maaş, ikramiye ve ek ödemelerin dönemsel miktarını gösterir dökümün sunulduğu, vakıf dosyası ile vakıf senedinin ibraz edildiği,Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığından davacıya ait tahsis dosyası ve 4.c işlem dosyasının geldiği,
Hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; 01.11.2006-15.02.2021 tarihleri arasında her ay için yapılan tahakkuklara taleple bağlı kalınarak 01.02.2007 tarihinden başlamak üzere tahakkuk tarihlerinden (Vakıf Senedinin 30. maddesi uyarınca her ayın 1'inden) itibaren fiili ödeme tarihi olan 26.02.2021 tarihine kadar işleyen yasal faiz miktarının toplam 277.375,68 TL olduğunun bildirildiği görülmektedir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, Mahkemece yaşlılık aylığına ilişkin faiz talebinin kabulüne karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353.1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir."gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
2.06.09.2023 tarihli ek karar ile "Somut olayda Dairemiz Kararı 19.07.2023 tarihinde temyiz yoluna başvuran davalı vekiline tebliğ edilmiş, temyiz yoluna ise 21.08.2023 tarihinde başvurulmuştur. Bu duruma göre davada iki haftalık temyiz yoluna başvuru süresi fazlası ile geçmiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte harç konusunda hata yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde, adli tatilin dikkate alınmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, faiz alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 102, 103, 104 üncü maddeleri, 346 ve 366 ncı maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Vakıf senedi hükümleri
3. Değerlendirme 1.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102 nci maddesi, "Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylül'de başlar."
Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103 üncü maddesi, "(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:...
ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar...
h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler...
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir Mahkemeye, Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtay'a gönderilmesi işlemleri de yapılır...."
Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104 üncü maddesi, "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır."
Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447 nci maddesi, "Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır." düzenlemelerini içermektedir.
2.Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usûlüne tabi olan davalara adlî tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tâbi davalar da adlî tatile tâbi olacaktır. Basit yargılama usûlünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adlî tatilden yararlanacaktır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ise basit yargılama usûlüne tâbi olan davalar adlî tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11). Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usûlüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adlî tatil süresi içinde sona ererse, adlî tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır.
Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adlî tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usûlü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir.
Bu nedenle Mahkeme yazılı ya da basit yargılama usûlüne tâbi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adlî tatilde de görülmesine karar verebilir. Adlî tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adlî tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adlî tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (... Pekcanıtez/... Atalay/... Özekes, Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)
3.Bu doğrultuda, hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalardan veya taraflardan birinin talebi üzerine Mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden olmaması sebebiyle adli tatile tabi olan eldeki davada; hükmün davalı vekiline 19.07.2023 gününde tebliğ edilmesi, temyiz süresinin bitim tarihinin adli tatil süresi içerisinde kalması ve temyiz dilekçesinin 21.08.2023 tarihinde verilmesi ve temyiz harcının da yatırılması karşısında, HMK'nın 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alındığında, davalı vekilinin başvurusunun süresinde olduğu anlaşıldığından ek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
4.Davanın esası yönünden temyiz incelemesine gelince, bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 06.09.2023 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11774, K. 2024/9044, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama