KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11779 E., 2024/12900 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1534 E., 2023/2836 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 29. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/608 E., 2022/824 K.
Karar Metni
2.230 kelime·11 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde, dava dışı ... Sosyal Hiz. Yem İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd.
Şti. nin sigortalısı olarak çalışan ...’un, Aydın ili Germencik İlçesi Ömerbeyli Köyünde sondaj kulesinde, sondaj işçisi olarak çalışırken, (sondaj kulesini kullanan) ... ’nın, kelly’yi aşağıya-yukarıya hareket ettirdiği esnada, bu hareket sonucunda tong anahtarının rotary hose’a (vibratör sondaj hortumu) takılarak yukarıya doğru hareket etmesi,
bu sırada ... ’nın ağırlık saatlerini kontrol etmekte olması sebebiyle, rotary hose ile yukarı doğru çıkan tong anahtarını fark edemediği ve kelly’yi yukarı doğru çekmeye devam ettiği esnada, tong anahtarının masanın alt kısmına çarpması sonucu, tong anahtarı (yaklaşık 400kg. ağırlığında) rotary hose’den kurtulup yaklaşık 4-5m. yüksekten ...’un kafasının üzerine düşmesi sonucu davacının yaralandığı, davacının geçirdiği iş kazası neticesinde yaralanması,
geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle uğradığı zarar ile ileride mahrum kalacağı maddi zararın son derece büyük olduğunu, davacının geçimini hayatı boyunca beden gücüne bağlı çalışmalarından sağlayacağı dikkate alındığında söz konusu kazadan sonra,
davacının ayakta durmakta ve yürümekte zorlanacağından ve hareket kabiliyeti eskisine göre büyük oranla farklı olacağından zaten hayli az olan iş alanı daha da azalacağını, davacının geçirdiği kaza sonrasında maruz kaldığı yaralanmalar ve bu kazanın vücudundaki bıraktığı izler nedeniyle derin acı, elem ve ızdırap hissettiğini, söz konusu kaza sonucu hayatının hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağı, dava konusu iş kazası sebebiyle çeşitli tıbbi operasyonlar geçirmiş, uzun süre tedavi gördüğünü, elinden ağır şekilde yaralanan davacının, defalarca muayeneden geçtiğini, müdahale, tahlil ve işlemlere maruz kaldığını,
ölümden kıl payı kurtulduğu bu iş kazası neticesinde meydana gelen yaralanmalar sebebiyle büyük ölçüde hareket kabiliyetini yitiren davacının bu durumu ömür boyu taşıyacak olması da düşünüldüğünde hem fiziken hem de manen telafisi güç ve imkânsız acı, elem ve üzüntüler yaşamakta olduğu olduğunu, kazası sonrası ağır bir travma yaşadığını, derin acı ve keder hissettiğini, her iki tarafın da sosyal ve ekonomik durumunun dikkate alınarak manevi tazminatın belirlenmesi gerektiğini,davalının olası bir iş kazasını engellemek için gerekli önlem ve tedbirleri almadığını, iş güvenliğini sağlamayan,
davacıya verilen işi yapması için gerekli araç ve gereçleri temin etmeyen, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen, çalışanlarını genel iş güvenliği ve sağlığı yönünden gereği gibi eğitmeyen, işyerinde gerekli denetim mekanizmasını oluşturmayıp emniyetsiz bir çalışma ortamı yaratan, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması adına ilgili mevzuat hükümleri tahtında zorunlu kılınan hiçbir önlemi almayan davalı işverenin tam ve ağır kusurlu olduğunu, davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, iş kazası ile ilgili taraflarınca yapılan başvuruya istinaden başlatılan soruşturma Ankara Ulucanlar Sosyal Güvenlik Merkezince devam ettiğini,
Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/229 E. sayılı dosyası ile ceza yargılamasının yapıldığını, davacının kaza tarihi itibariyle aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, 20.03.2013 tarihli Yönetim Kurulu Kararına rağmen kararlaştırılan zam oranlarının davacının ücretine yansıtılmadığını, bu nedenlerle, HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olmak üzere ve HMK madde 107/2 uyarınca şimdilik, 2.000,-TL maddi tazminatın,
150.000,-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 152.000,00TL nin 21.06.2013 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalı işverenden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava dilekçesinde, hiçbir şekilde alacak kalemlerini net bir şekilde belirtmediği gibi tahmini ve toplam bir bedel belirtmek suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak davayı açtığını, hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, Mahkemenin yetkili olmadığından yetki itirazında bulunduklarını,davacının davalı şirket çalışanı-işçisi olmadığını,dava dışı ...
Ltd.
Şti.'nin çalışanı olduğundan husumet itirazında bulunduklarını, davalı şirketin Turkish Petroleum International Company Limited (TPIC) nin 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 58 inci maddesine 315 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen 3.fıkra uyarınca, 21.08.1988 tarih ve 19906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile TPAO'ya: Türkiye'nin petrol ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunmak, uluslararası ticaret alanında konuları ile ilgili olarak faaliyetlerde bulunmasını temin etmek ve yurt dışı petrol ameliyeleri ve ticaretini,
icabında kuracağı bir şirket vasıtasıyla yürütmek amacıyla yurt dışında yabancı devlet mevzuatına göre faaliyet gösterecek bir şirket kurma izni verildiğini, Bakanlar Kurulunun verdiği bu yetkiye dayanılarak, TPAO Yönetim Kurulunca TPIC'in Kuruluş Beyannamesi ve Ana Statüsü uygun bulunarak TPIC'in kurulmasına karar verildiğini, bu doğrultuda TPIC, Jersey mevzuatı çerçevesinde 07.12.1988 tarihinde kurulduğunu, TPIC.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)'nın alt kuruluşu olarak yürütmekte olduğu faaliyetlerini, davalı şirketin (Turkish Petroleum International Company Limited) Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketine (BOTAŞ) devredilmesine ilişkin 2012/4152 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 22.01.2013 tarih ve 28536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi ve Bakanlar Kurulu kararı kapsamında öngörülen devir işlemlerinin 12.07.2013 tarih itibari ile tamamlanması ile faaliyetlerini hali hazırda BOTAŞ alt kuruluşu olarak yerine getirdiğini,
davalı Şirket TPIC ile TPAO arasında akdedilen sözleşmeler gereği TPAO'a ait Petrol sahalarında tüm teknik hizmetleri sunmak amacıyla TPAO ya hizmet vermekte olduğunu, 19.01.1990 tarihinde imzalanan “Hizmet Sözleşmesi” olduğunu, davalı şirketin TPIC ile TPAO arasında “Sondaj Hizmet Alım Sözleşmesi” ve “TPAO'ya ait petrol ve gaz kuyularında petrol tarafından DST, ASİT, LOG, Çimentolama ve Workover servis hizmetlerinin verilmesine ilişkin sözleşme” akdedildiğini bu sözleşmeler kapsamında davalı şirket TPIC”'in, TPAO'nun talep etmesi durumunda her türlü idari,
teknik personel hizmet alımını sağlayarak temin yükümlülüğü bulunduğunu,davalı şirketin TPAO nun talep etmesi halinde TPAO ya ait sahalarda Kamu İhale mevzuatına uygun olarak ihale makamı sıfatı ile personel teminine ilişkin olarak ihaleler gerçekleşttiğini, davacının iddia ettiği gibi söz konusu çalışmaların yapıldığı sahaların davalı şirkete ait sahalar olmadığını, sahaların sahibi TPAO'nın olduğunu, davalı şirketin bu sahlarda asıl işverenin öngördüğü şartlarda sahaların işletilmesini yüklendiğini, 2006-2009 yılları arasında ... ...
Petrol İnşaat Nakliye firması işi üstlenmiş olup, sonrasındaki dönemde yapılan ihaleler ise ... Sosyal Hiz. Yem. İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve devamında Asel İnş.
Enerji A.Ş. tarafından üstlenildiğini ve bu kapsamda sözleşmeler imzalanarak hizmet alındığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte personel teminine ilişkin olarak kurulan sözleşmeler ile asıl işveren - alt işveren ilişkisi kurulamayacağını,davacının tüm bu durumları bilerek ve isteyerek davalı şirketin TPAO ile akdettiği sözleşme gereği ihale makamı olarak ihale ettiği işlerde, ihaleleri iktisap eden farklı işverenler nezdinde nezdinde SGK'lı işçisi- çalışanı olarak hizmet sunduğunu,
SSK tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının sürekli iş gücü kaybına sebep olacak şekilde yaralanmış olduğu ifadesini kabul etmemekle birlikte bu durumun tespitinin yapılabilmesi içinde SGK başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle dava ikame edilmesi gerektiğini,davalının söz konusu kazada kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını,
davalı şirketin operasyon sahalarında akdedilen sözleşmeler nedeni ile üstlenmiş olduğu denetim ve gözetim yükümlülüğü nedeni ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda genel iş sağlığı ve güvenliği, yangın ve yangından korunma, hidrojen sülfür, ilk yardım gibi eğitimler ile birlikte, günlük kısa bilgilendirme toplantıları casing operasyonu, DST operasyonu, hidrojen sülfür ve korunma yöntemleri, çimento operasyonu, kule montaj-demontaj çalışmaları, basınç testi ve genel iş sağlığı ve güvenliği gibi eğitimler ayrıca yapıldığını ve yaptırıldığını, bu eğitimlere kulede bulunan tüm çalışanların dahil edildiğini,
TPAO ya ait sahlarda görevli yüklenici firma elemanlarının baret, eldiven, gözlük, iş güvenlik botu, gibi kişisel koruyucu donanımı ve oryantasyon eğitimi olmadan çalışmasının kesinlikle yasak olduğunu ,davalı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş oluğunu, ihbar talebinde bulunarak bu sebeple açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının dava konusu kaza nedeniyle %35,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %90, davacı işçinin ise %10 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle ; "1-Davanın kısmen kabulü ile 1.162,780,70TL maddi tazminatın kaza tarihinden (21.06.2013) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden (21.06.2013) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının raporda belirlenen maluliyet durumuna kıyasla çok cüzi kaldığını, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından dosya ve itirazları yeterince incelenmeksizin, müvekkilinin bizzat muayene edilmesi halinde tespit edilen maluliyet oranının artacağına dair itirazları da değerlendirilmeksizin, dosyanın Mahkemeye iade edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili hakkında tespit edilen %35,2 meslekte kazanma gücü kaybı oranının gerçek maluliyet ile uyuşmadığını,
bu nedenle davacının bizzat muayene edilebilmesi için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, müvekkiline isnat edilen kusur oranını kesinlikle kabul etmediklerini, söz konusu kusur raporları ve yukarıdaki itirazlarını tekrarla kabulleri olmayan maluliyet oranı esas alınarak tanzim edilen ve yerel mahkeme ilamına dayanak kılınan Aktüer Bilirkişi Raporu kapsamında yapılan hesaplama ve hesaplamaya esas alınan verilere (maluliyet oranı, hesaplamaya esas gelir, asgari ücret oranı,
agi ve sair) de kabullerinin olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Turkish Petroleum International A.Ş. (devralan işveren) vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, 6100 sayılı HMK’nın 16 ncı maddesi ile sonradan getirilen 01.10.2011 tarihinden itibaren haksız fiil sonucu zarara uğrayanlara haksız fiilden kaynaklanan davaların davacının yerleşim yeri mahkemelerinde açma imkanı tanıyan hüküm gereği davacının ikametgahı olan mahkeme yetkili olacağından davanın yetkisizlik nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalının çalışanı olmadığını,
müvekkili şirketin asıl işveren TPAO’nun sahibi olduğu sahalarda ihale makamı sıfatı ile söz konusu sahaların işletilmesini Kamu İhale Mevzuatı çerçevesinde çeşitli firmalara ihale ettiğini, davalının işveren sıfatı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davacı yana SGK Başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle iddia konusu olayın “iş kazası olup olmadığının tespiti istemli dava açması için” önel verilmesine, dava açılması halinde açılan davanın bekletici mesele yapılmasına,
önel süresinde açılmaması halinde huzurdaki davanın iddia konusu olayın iş kazası olduğunun tespit edilmemiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirkete karşı ileri sürdüğü iddia ve isnatların tamamının somut gerçekliğe aykırı olduğunu, davalı şirkete atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığını, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir geçerli belge de bulunmadığını, davacının dikkatsizliği nedeni ile kazaya sebebiyet verdiğini, kazadan sonra işvereni olan firmada çalıştığı da gözetildiğinde işgöremezlik halinin söz konusu olmadığını,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen manevi tazminat tutarının Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri karşısında fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 nci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 150.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 65.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11779, K. 2024/12900, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama