KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11814 E., 2023/11741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/75 E., 2022/27 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.079 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki Mahkemesinde görülen rücuan tazminat istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı Kurum ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil Kurumun ... sigorta sicil numası ile sigortalısı olan ... 16.07.2005 tarihinde davalının işyerinde geçirdiği iş kazası neticesinde malül kaldığını, davalılardan ...
Madencilik diğer davalı ... aracısı konumunda olduğundan 506 sayılı Kanun'un 26 ve 87 maddesi uyarınca birlikte davalı gösterildiğini, sigortalının malüliyet sonucu sigortalıya ilk PDG ilk sıra 8.323,20 TL ve 110,44 TL SYZ olmak üzere toplam 8.433,64 TL gelir bağlandığını, sigortalı iş kazası neticesinde malül kalmış olduğundan müvekkil Kurum tarafından yapılan ödemelerin 506 sayılı Kanun uyarınca zararlandırıcı sigorta olayı olarak kabul edildiğinden müvekkil kurumun tazmin sorumluluklarına rücu edebilme hakkının olduğunu, sigortalının yaralandığı ve malül kaldığı iş kazası ile ilgili olarak ...
2 nolu Grup başkanlığınca düzenlenen 17.01.2006 tarih ve 2-sor/2 sayılı raporda 506 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi gereğince iş kazası olduğunun sabit olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Müfettişlerince düzenlenen 31.10.2005 tarih ve AA/136 sayılı raporda işverenin işyerinde alması gereken tedbirleri almayarak iş kazasının oluşmasına sebebiyet verdiğinden bahisle kazanın meydana gelmesinde %40, oranında kusurlu olduğu,
olayda %20 oranında kaçınılmazlık unsurunun bulunduğunu, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin istem ve dava açma hakları saklı kalmak suretiyle sigortalıya bağlanan ilk PDG ilk sıra miktarının ve SYZ miktarlarının %40'ına ve kaçınılmazlık unsurunun %10'una tekabül eden 4.216,81 TL nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin diğer davalı ...'dan kiraladığı yerde maden işlettiğini, bu işyerinde tek yetkili müvekkili olduğundan işveren niteliğine haiz bulunmayan diğer davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini işkazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olan işbu davaya ilişkin iş sözleşmesine dayanmasını gerektirmekte olup davalı ...'ın hiçbir şekilde işveren niteliğinin bulunmadığını, müvekkilinin teşeron-alt işveren olarak nitelendirilmekte ise de gerek İş K m.2, gerekse,
506 sayılı Kanun'un 87 nci maddesi anlamında bir asil işveren-alt işveren ilişkisinden söz etmenin mümkün olmadığını, kiralanan bu yerde sadece müvekkilinin şirketin işçisi çalıştığını, diğer davalıya ait herhangi bir işçi bulunmadığını, bu olgunun asıl işveren-alt işveren ilişkisinin gerçekleşmediğini göstermeye yeterli olduğunu, sigortalının müvekkili tarafından işletilmekte olan maden işyerinde usta yeraltı maden işçisi olarak çalıştığını, sigortalanın iş tecrübesinin hayli yüksek olduğunu, iş müfettişlerinin müvekkili şirkete verdikleri kusur oranının hukuka aykırı olduğunu,
yeraltı işçilerinin kazı yapmak yanında kazıya bağlı olarak 1 - 1,5 metre ilerlediğinde ağaçlarla tavanı desteklemek için tahkimat yapma görevlerinin bulnduğunu, söz konusu kazada sigortalanın tahkimat yapma görevini yerine getirmemesi nedeni ile tavandan kopan birparçanın topuğuna düşmesi sonucu gerçekleştiğini, kazanın oluşmasına engel olma anlamında müvekkilince yapılacak herhangi bir somut tedbir mümkün bulunmadığını, tamamıyla sigortalının kusurlu davranışıyla gerçekleşmiş ve diğer iş arkadaşlarının da beden bütünlüğünü tehlikeye soktuğunu, kazada müvekkiline herhangi bir sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını,
kazadan sonra gerçekleşen C.Savılığı kovuşturmasında da şirket yetkililerinin kusuru olmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğini, kaçınılmazlık, sorumluluk hukukunda sorumsuzluk hallerinden biri olup kaçınılmaklık oranında müvekkilinin sorumluluğunun talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigortalı tarafından işbu kaza nedeniyle tazminat davası açıldığını, 2009/335 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunubu dosyada kusur incelemesi yapılacağını, aynı incelemenin işbu dosya içinde yapılması gerektiğini,
müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığından bu alacaklardan sorumluluğuda bulunmayacağından davacı tarafça açılan haksız davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Özetle; "Davanın kabulüne" dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece özetle; “...Eldeki davada, kısa kararın ve hükmün usule uygun oluşturulmadığı görülmektedir. Mahkemece, kısa kararda sadece. “Islah dilekçesi uyarınca davanın kabulüne denilmesine karşın, gerekçeli kararda.
“1-Davanın kabulü ile 8.433,64 TL’lik PSD miktarının tahsisin onay tarihi olan 29.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine,” denilmek suretiyle, usul ve yasaya uygun şekilde kısa karar oluşturulmaksızın gerekçeli karar yazıldığı anlaşılmaktadır.
Belirtilen şekilde kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın buna uygun olarak düzenlenmediği ve kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerden olan yasal düzenlemelere aykırı olarak davanın yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir.
Diğer taraftan davaya konu kazayla ilgili maddi olgu doğru belirlenerek, olayın niteliği, davalıların olay anındaki sıfatları ve olaya etkileri araştırılarak, davaya konu olayla ilgili tazminat dava dosyası ve kurum müfettiş raporunda belirtilen kusur oranları arasındaki çelişkilerin de giderilmesi amacıyla, olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden uygun bir kusur raporu alınarak sonucuna göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi bozmayı gerektirir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; "Davanın kısmen kabulü ile; 1- 5.903,55 TL'lik PDG miktarının tahsisin onay tarihi olan 29.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...Ş. 'den tahsili ile davacı kuruma verilmesine,
2-Davalı ... yönünden açılan davanın reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı şirket vekili dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi için kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple; Davacı Kurum vekili ile davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11814, K. 2023/11741, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama