KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11818 E., 2023/11582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1591 E., 2023/1480 K.
- Karar
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 20. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/144 E., 2019/24 K.
Karar Metni
1.431 kelime·7 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında 5434 sayılı Kurum kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; Davacının Kuruma yapmış olduğu emeklilik talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile emeklilik başvuru tarihine göre 01.05.2018 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanmasına ve bu güne kadar ödenmeyen emekli aylıklarının faiziyle davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...1- Tüm dosya kapsamından, toplanan delillerden, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporundan, davacıya 2829 sayılı Kanun gereği tüm hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-F maddesine göre tahsis talep tarihi olan 27.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği kanaatine varılarak, davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi; 20.10.1972 doğumlu olan davacının 15.11.1990-14.09.2012 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, 4 yıl 6 ay 1 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, Silahlı Kuvvetlerden ayrılan davacının 04.09.2012 tarihinde 4/a sigortalısı olarak çalışmaya başladığı, 08.11.2016 tarihinde hizmet birleştirmesi için kuruma başvurduğu, kurumun 25 yıl 51 yaş 5450 prim gün koşullarından yaş koşulunu yerine getiremediğini, emekli olamayacağını bildirdiği, davacının 27.04.2018 tarihinde yeniden tahsis başvurusunda bulunduğu, bu talebinin de yaş koşulunu yerine getirmediğinden bahisle reddedildiği anlaşılmıştır.
506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi, Ek 5 ve Ek 6 maddeleri gereği fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihi ve yaş haddinden indirilmesi zorunlu olup buna göre davacının sigorta başlangıcı olan 15.11.1990 tarihinden fiili hizmet zammı kadar geri çekildiğinde 14.05.1986 tarihinde ulaşıldığı, bu tarihe göre 25 yıl 49 yaş 5300 prim gün şartının yerine getirilmesi gerektiği, ancak fiili hizmet zammının aynı zamanda yaş haddinden indirilmesi gerekmekte olup 20.10.1972 doğumlu olan davacının fiili hizmet zammı süresi indirildiğinde 20.04.1968 tarihine ulaşıldığı,
tahsis talep tarihi olan 27.04.2018 tarihinde 50 yaşını ikmal ettiği, toplam 11487 prim günü bulunan davacının tüm koşulları yerine getirdiği, kurum işleminde hata bulunduğu, mahkeme kararının yerinde olduğu, davalı kurumun istinaf başvurusunun reddi gerektiği, ancak mahkeme tarafından kurulan hükümde davacının 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı belirtilmişse de faiz talebi konusunda karar verilmediği, davacının bu yöndeki başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmakla, hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulü ile,
davacının tahsis talep tarihini takip eden 01.05.2018 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının tespiti ile bağlanacak aylığın hak ediliş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,.." dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma kararında "....2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”,
iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı,
5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak,
5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun'un kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun'un kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,
sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.11.1990 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 5 ay 12 gün,
23.05.2002 tarihi itibari ile de 11 yıl 6 ay 8 gün sigortalılığına ve 11487 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 20.10.1972 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 20.10.2024 tarihinden 4 yıl 6 aylık fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada bilirkişi raporu alınmış,Yargıtay ilamında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda, davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi, ancak sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmemesi suretiyle yargılamanın devamı esnasında 19.04.2020 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığı anlaşılmış ve davanın kısmen kabul kısmen reddine,, davacının 01.05.2020 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının tespitine..." dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11818, K. 2023/11582, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama