KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11840 E., 2024/10784 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/275 E., 2023/1019 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/771 E., 2022/679 K.
Karar Metni
1.582 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 17.10.2016 tarihinde ... İnş. Turz. Teks. Nakt. San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin maliki olduğu ve kaza anında ...'ın sevk ve idaresinde bulunan araçla beton dökümü işine gittikleri sırada trafik kazası geçirerek yaralandığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 1000 TL maddi ve 200.000 TL manevi zararın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş; 12.09.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminata dair talebini 654.795,79 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ...'in davalı işyerinde beton pompa operatörü olarak görev yaptığını, olay günü akşam saatlerinde ...'ne beton dökümü için görevlendirildiği, iş arkadaşı ...'ın kullanmış olduğu araçta bulunduğu sırada, ...'in önünde orta şeritte seyreden kamyonun sol arka tarafına kendi aracının ön kısmıyla vurduğu,
daha sonra direksiyon hakimiyetini kaybettiği, kaza neticesinde sağ tarafta oturan davacı ...'in araç içerisinde sıkıştığı, kalçasının kırıldığı ve meshanesinin patladığı,İş Güvenliği Uzmanlarından oluşturulan teknik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 27.12.2019 tarihli kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde; davalı işveren ... İnşaat Tur. Teks. Nak. Araç Kir. San. ve Tic. Ltd.
Şti. %40 oranında, davalı işveren tarafından işletilen aracın dava dışı sürücüsü ... %60 oranında kusurlu bulunduğu, davacı işçi ...'in ise kusursuz olduğu, 18.03.2019 tarihli SGK Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin Kurum Sağlık Kurulu Kararına göre, davacının sürekli iş göremezlik oranının %16,2 olarak tespit edildiği, 07.09.2022 tarihli hesap bilirkişi raporundaki hesaplamanın yöntemince yapıldığı ve raporun denetlenebilir olduğu, dosya kapsamına uygun olması sebebiyle itibar edildiği ve hesaplanan maddi tazminatın talep gibi kabulüne karar verildiği,
tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, kaza neticesinde davacı işçinin iş göremezlik oranının %16,2 olması, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikler dikkate alınarak davacının olay nedeniyle yaşadığı ve bundan sonra da yaşayacakları acı ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmek amacıyla, manevi tazminat hükmetmenin, hakkaniyet ilkesine uygun olacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
davanın kısmen kabulüne " davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 654.795,79 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; hükmedilen manevi tazminatın son derece düşük olduğunu, gerek maddi ve gerekse manevi tazminata tatbik edilmesi gereken faizin avans faizi olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın yanlış yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, şirketin her türlü önlemi aldığını, çalışanlarına gerekli eğitimi verdiğini, ...'ın kazaya ilişkin ifadelerinin çelişkili olduğunu, davacının kolluk ifadesinde ihbar olunan ...'ın sevk ve idaresindeki aracın hızının fazla olduğu ve kazanın süratten dolayı meydana geldiğine ilişkin beyanlarının mevcut olduğunu, meydana gelen işbu kazada polis memurunun tanzim etmiş olduğu kaza tespit tutanağında da ...'ın %100 kusurlu olduğunun belirtildiğini, olaya ilişkin tanık anlatımlarında da dava konusu kazaya ilişkin kusurun tamamen ihbar olunan ...'a ait olduğunu,
müvekkili şirkete ait araçta arıza olduğuna ilişkin herhangi bir iddianın bulunmadığını, aracın bakımlarının ve muayenesinin tam olduğunu, bilirkişi raporunda asli kusurun ...'a ait olduğu ancak iş organizasyonundan kaynaklı yorgunluğun etkili olduğunu bu nedenle müvekkili şirketin de kazada kusurlu bulunduğunun belirtildiğini, ancak bu yorumun soyut ve tahmini bir yorum olduğunu, nesnel ve ölçülebilir bir yorum olmadığını, kaldı ki ...'ın iş nedeniyle yorgun olduğu ve kazanın bu nedenle gerçekleştiğine ilişkin bir beyanı da bulunmadığını,
bilirkişi raporunda müvekkili şirkete ilişkin kusur oranının ne şekilde tespit edildiğinin belli olmadığını, bilirkişi raporu ile yapılacak kusur hesaplamasının objektif, ölçülebilir, denetime elverişli ve bilimsel veriler ışığında hazırlanmış olması gerektiğini, müvekkili şirkete ilişkin tespit edilen kusur oranının matematiksel karşılığının ne olduğu belirtilmeden sonuç kısmına konulduğunu, davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, davacının asgari ücretten daha fazla ücret aldığına ilişkin tanık dahil herhangi bir delil bulunmadığını, davacının ücret bordrolarının imzalı ve ihtirazı kayıt içermediğinden yazılı delil oluşturduğunu,
davacının kaza nedeniyle malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine gönderilerek özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, davacının manevi tazminatı hak etmediğini, Mahkemece davacı lehine manevi tazminat miktarları belirlenirken Yüksek Dairenin belirttiği kıstasların özellikle kaza tarihinin dikkate alınmadığını,
Mahkemece hükmedilen alacaklara uygulanan faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve ıslah tarihi olması gerekirken kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 17.10.2016 tarihinde ...'ın kullandığı araçla (yolcu olarak) işyerine giderken sollama yaparken önde seyreden kamyona arkadan çarparak bariyerlere çarpıp yan yattığı, kazada davacının kalçası kırıldığı, mesanesi patladığı, ATK raporuna göre davacıda orta derecede kemik kırığı meydana geldiği, 18.03.2019 tarihli SGK Sağlık Kurulu Raporuna göre %16,2 maluliyeti bulunduğu, SGK Müfettiş raporunda davalının meydana gelen kazada %90, ... %10 oranında kusurlu olduğu,
Mahkemece alınan hükme ve denetime elverişli kusur heyet raporuna göre davalı %40, ... %60 oranında kusurlu bulunduğu, davalı şirketin sabah 08:00'de mesaiye başlayan akşama kadar muhtelif yerlerde beton dökme işinde çalıştırılan ...'in yorgun olduğu halde başka şoför temini yerine araç kullandırılması nedeniyle iş organizasyonundan kaynaklı kusuru bulunduğu, davalının kusura ilişkin itirazının yerinde görülmediği, ücretin tespitinde isabetsizlik bulunmadığı,
Mahkemece kurulan hükümde kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesinde, Mahkemece alınan hesap raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, asgari ücret artışına göre ek rapor alınarak güncel rapora göre hüküm kurulduğu,
davanın iş kazasından kaynaklanması nedeniyle bu konuda uygulanan içtihatlara uygun olarak Mahkemece hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı,ancak kaza tarihi itibarı ile davacının yaşı, maluliyet oranı, davacının kaza ve sonrası tedavi sürecinde duyabileceği elem ve ızdırap, kaza tarihi itibarı ile paranın alım gücü, davacının kaza sebebiyle bedensel bütünlüğünün bozulması ve kazadaki kusur durumu ile tarafların ekonomik sosyal durumları gibi hususlar değerlendirildiğinde, Mahkemece takdir olunan 25.000 TL manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçeleriyle;
davalı tarafın istinaf yoluna başvuru taleplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 654.795,79 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili ; müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, davacının kolluk ifadesinde ihbar olunan ...'ın sevk ve idaresindeki aracın hızının fazla olduğu ve kazanın süratten dolayı meydana geldiğine ilişkin beyanlarının mevcut olduğunu, tanık anlatımlarında da dava konusu kazaya ilişkin kusurun tamamen ihbar olunan ...'a ait olduğunu, müvekkili şirkete ait araçta arıza olduğuna ilişkin herhangi bir iddianın bulunmadığını, aracın bakımlarının ve muayenesinin tam olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili şirkete ilişkin kusur oranının ne şekilde tespit edildiğinin belli olmadığını,
davacının asgari ücretten daha fazla ücret aldığına ilişkin tanık dahil herhangi bir delil bulunmadığını, kaza nedeniyle malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine gönderilerek özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve ıslah tarihi olması gerekirken kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri ile 370 ve 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11840, K. 2024/10784, 11 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama