KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11926 E., 2024/10259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/920 E., 2023/1905 K.
- Hüküm/karar
- Asıl davanın kabulü, birleşen davanın kısmen kabulü/ Birleşen dosyada davalı vekilinin başvurusunun esastan reddi, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/68 E., 2022/546 K.
Karar Metni
2.072 kelime·10 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada kurum zararından kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dosyada davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde. Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde işçi kadrosunda bulunmasına rağmen yıllardır maaş mutemetliği yapan davalı ...'un 01.01.2006 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar geçen süreçte personeller adına toplu olarak tahakkuk ettirilen meblağların, her alt birim adına ilgili banka şubesinde, birim adına bir “ara hesap” açılarak,
bu “ara hesaba” toplu olarak gönderilmesi suretiyle kendi adına haksız kazanç elde ettiğinin belirlendiğini, gerek idari gerekse adli olarak konunun incelenmesi ve oluşan kamu zararının tespiti ve tahsilinin gerekliliği konusunda 28.12.2012 tarihinde muhasebe yetkilisi ve Daire Başkanı tarafından tutanak tutulduğunu, davalının zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin, 01.01.2006 tarihinde başladığı,
idareleri tarafından 29.01.2013 tarihli 17507090/1408-423 sayılı soruşturma onayı ile ceza soruşturmasının açıldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakelemeri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.798.090,59 TL kurum zararının davalının hesabına aktarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 1.895.455,34 TL'ye yükseltmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde.
İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/106 E sayılı dosyasından sanık ...' un nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik yollarıyla kamu zararına neden olduğu gerekçesi ile yargılandığını, soruşturma sırasında ifadesi alınan ...'un, ek ders ücret bordrolarını ve puantajları Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde görevli Enstitü Sekreteri Dr. ...' nın talimatı ile düzenlendiği ve uhdesinde geçirdiği paraların bir kısmını ...'ya verdiği beyanları üzerine ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın davalının suça iştiraki olduğu yönündeki 2013/377 no'lu iddianamesinin hazırlandığını,
davalının gerçekleştirme görevlisi olduğunu belirterek 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince 1.803.146,67 TL'lik kamu zararının oluştuğu tarihler dikkate alınarak kademeli olarak hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 1.895.455,34 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz yere açıldığını, davacının delil listesinde göstermiş olduğu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/118479 Hazırlık dosyası incelendiğinde zimmetine para geçiren şahsın müvekkili değil, firari sanık olan mutemet olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle davacının sadece müvekkili hakkında dava açmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin mutemet olmadığını, işçi statüsünde bir görevli olup iş akdinde mutemetlik görevinin bulunmadığını, dava tarihi olan 11.02.2013 tarihinden daha önceki zararlarını talep etme hakkının olmadığını,
var olduğunu iddia ettiği bu zararların zamanaşımına uğradığını, bu nedenle müvekkilinin sadece 11.02.2012 ile 31.12.2012 tarihleri arasındaki hesaplardan hukuken sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mevcut dava ile İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/229 Esas Nolu dosyasının birleştirilmesine itiraz ederek müvekkili hakkındaki iddiaların somutlaştırılmadığını, davada delillerin yer almadığını, davanın belirsiz alacak davasının şartlarını taşımadığını, ihtiyati hacze itiraz ettiğini, müvekkilinin Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde Enstitü Sekreterliği görevini yürüttüğünü, Enstitüde ödenen ek ders ücretleri ile tahakkuk eden ek ders ücretleri arasındaki farklılığı müvekkilinin tespit ettiğini ve müvekkilinin isteği ile araştırma başlatıldığını,
durumun Enstitü Müdürüne ve Rektörlüğe aktarıldığını, fazladan ve yersiz yapılan ödemelerin kurumda mutemet-muhasebeci olarak çalışan aynı zamanda diğer davalı olan ...'un hesabına yatırıldığının müvekkili tarafından ortaya çıkarıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada davalı ...'un İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, ceza dosyasında ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalı ...'ın uhdesine geçirdiği miktarın 1.895.455,34 TL olarak belirlendiği ve davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, asıl davada davalının uhdesine geçirdiği miktardan sorumlu olduğu,
birleşen davada ise ceza yargılamasında ve ceza yargılamasındaki Yargıtay ilamında davalı ...'nın hesabına gönderilen havale miktarının altı yıl boyunca toplam 27.000,00 TL olduğu, bu miktarın davalı ...'un hesabına aktarılan 1.895.455,34 TL'nin küçük bir kısmını oluşturduğu, bu ödemelerin zimmetin paylaşıldığına dair somut delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı ...'nın hesabına gönderilen paraların birer yıl aralıklarla olduğunun tespit edildiği,
bu suretle davalı ...'nın, davalı ...'un eylemine katıldığına ilişkin somut delil olmadığı ancak davalı ... tarafından her ne sebeple olursa olsun 27.000,00 TL'nin davalı ...'ya aktarıldığı, bu durumda davalı ...'nın sorumluluğunun 27.000,00 TL ile sınırlı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda tabloda gösterilen her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline,
birleşen davanın kısmen kabulü ile 27.000,00 TL'nin davalı ...'nın hesabına aktarılma tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların ortak eylemi sonucunda kamu zararının meydana geldiğini, birleşen davada davalı ... 'nın meydana gelen kamu zararının küçük bir kısmından hukuki anlamda sorumlu olduğu yönündeki gerekçenin kamu zararının tahsilini olanaksız ... getireceğini ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ...'nın gerek ceza dosyasında gerek hukuk dosyasında açıkça sabit olduğu üzere görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle kamu zararına neden olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın ... bakımından tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... ile müvekkilinin eylem ve fikir birliği içerisinde hareket etmediğinin Yargıtay bozma ilamında belirtildiğini ve İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/53 Esas sayılı dosyası ile de sabit olduğunu, hukuk mahkemesinin esas itibariyle bu kabul ile bağlı olduğunu, davalı ...'un eylemlerinin müvekkilinin gayret ve çabası ile ortaya çıkartıldığını,
Yargıtay bozma ilamında da kabul edildiği gibi davalı ...'un hesabından müvekkilinin hesabına suça konu paranın bir bölümünün de olsa aktarıldığına dair hiçbir delil bulunmadığını, suçtan kaynaklanan 1.895.455,34 TL'nin bir kısmının dahi olsa müvekkilinin uhdesine geçirildiğine dair hiçbir delil veya emare bulunmadığını, çünkü müvekkilinin mal varlığında hiçbir artış bulunmadığını, ceza dava dosyasında belirtildiği ve mahkemece de kabul edildiği biçimi ile müvekkili hakkında ...'un gösterdiği ve dinlenilmesini talep ettiği tanıkların anlatımlarının doğru olmadığını,
bunların tamamen asıl davada davalı tarafından ikna edilmiş kimseler olduğunun açıkça ispat edildiğini, müvekkilinin bir ihmalinin bulunduğu kabul edilse bile meydana gelen zarar ile bu ihmal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, çünkü davalı ...'un kasıtlı davranışları yani resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin söz konusu bu illiyet bağını kopardığını, müvekkilinin doğan bu zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili hakkında açılmış davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'nın diğer davalının yaptığı işlemi gerçekleştirme görevlisi olarak denetlemesi ve ödeme emrindeki bilgileri kontrol etmesi gerekirken bu hususları göz ardı ederek kontrol etmeden tahsil onayı verdiği, yasada kendisine yüklenen sorumluluklarını yerine getirmeyerek görevini kötüye kullandığı, davacı idare zararının tamamından davacının asıl ve birleşen davadaki talebi ile bağlı kalınarak davalı ...'nın da sorumlu tutulması gerektiği, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusunun yerinde olduğu,
birleşen davalı ... vekilinin sorumlu olmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmediği gerekçesiyle birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/68 Esas - 2022/546 Karar sayılı 22.12.2022 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle;
asıl davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte birleşen dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davalının nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemleri, birleşen davada ise davalının denetleme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davacı kurumun uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 49, 51 ve 52 nci maddeleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu'nun(5018 sayılı Kanun) 71 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, meydana gelen zarardan birleşen dosyada davalı olan ...'nın da sorumlu olduğu yönündeki kabulün yerinde olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre birleşen dosyada davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hukukumuzda hakkaniyet, 6098 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenmiştir. Hakkaniyet; bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hâllerde etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre hâkimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini göz önünde tutması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinde; asıl ve birleşen davada davalıların yargılandığı İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/78 Esas sayılı dosyasında, asıl davada davalı ...'un, birleşen davada davalı ...'nın talimatı ve yönlendirmesi ile personele ödenecek ek ders ücretlerine ilişkin puantaj ve bordro cetvellerinde fazla ek ders ücreti göstererek fazla tahakkuk yapılmasını sağladığı, sonrasında ise fazladan tahakkuk eden miktarları kendisine ödenmesini sağladığı,
hesabına yatırılan bu tutarları da aralarında birleşen davalı ...'nın da bulunduğu farklı kişilerin hesaplarına gönderdiği kabulü ile asıl ve birleşen davada davalıların kamu kurumlarının zararına olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 26.02.2019 tarihli, 2018/3322 Esas ve 2019/1262 Karar sayılı ilamı ile davalı ...'nın, diğer davalının nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemlerine iştirak ettiğine dair yeterli, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı,
davalı ...'nın sübut bulan eyleminin bir bütün halinde 5018 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bordro tanzim etme görevine ilişkin olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/53 Esas sayılı dosyasında davalı ...'nın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı görülmektedir.
Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; birleşen davada davalı ...'nın, diğer davalı ...'un eylemine iştiraki olmadığı anlaşılmasına göre davalı ...'nın hesabına geçen 27.000,00 TL'yi aşan miktar yönünden anılan davalının çalışma koşulları, işin niteliği, olayın oluş şekli ve 6098 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde yer alan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davalı ... lehine uygun bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, asıl ve birleşen davada davalıların zararın tamamından tahsilde tekerrür olmamak üzere sorumlu tutulmalarının yerinde olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden ve kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11926, K. 2024/10259, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama