KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11885 E., 2023/12438 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/627 E., 2023/174 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
2.118 kelime·11 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki Kurumca yapılan tespit nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılmamaya dair yapılan Kurum işleminin ve kesilen idari para cezasının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun 25.04.2013 tarihinde yerel denetim kapsamında davacı şirkete ait işyerinde denetim yaptığını, ... adlı kişinin serada bulunmasına rağmen işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği gerekçesiyle şirket aleyhine 3.914,00 TL idari para cezası düzenlediğini, ayrıca davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince yararlanmakta olduğu 5 puanlık prim indirimi ve şirketin yatırım teşvik belgesi sebebiyle yararlanmakta olduğu,
indirimlerden 1 yıl süreyle yararlanmasının durdurulduğunu, Kurum tarafından uygulanan idari para cezası ve 1 yıl süreyle indirimden yararlanmama yönündeki işlemin kaldırılması için yapılan itirazın reddedildiğini, ayrıca davalı Kurum tarafından davacı şirkete gönderilen 23.07.2013 tarihli yazı ile prim hizmet belgelerinin verilmesi ve teşvikten yararlanılan kısımların faiziyle birlikte ödenmesinin istendiğini, ... adlı işçinin daha önce davacı şirkette çalışmakta iken 31.03.2013 tarihinde işinden istifa etmek suretiyle ayrıldığını,
... adlı işçinin davalı Kurum elemanlarının geldiği sırada sera içerisinde olan ve daha önce birlikte çalıştığı, arkadaşları ile yemek yemiş olduğunu ve sohbet etmiş olduğunu, kişinin istifa ettiği 31.03.2013 tarihinden sonra işyerine ilk defa gelmiş olduğunu, söz konusu işçinin o gün serada çalışmak maksadıyla bulunmadığını iddia ederek,
davalı Kurumun 25.04.2013 tarihli tutanağa istinaden davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde tanımlanan prim indiriminden ve yatırım teşvik indiriminden yararlanamayacağına ilişkin işlemin iptaline, haksız olarak düzenlenen 3.914,00 TL tutarındaki idari para cezasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde idari para cezasının iptali talep edildiğinden, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, esasa yönelik olarak ise Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören davacı şirketin işyerinde kontrol memurları tarafından fiili denetim yapıldığını, denetim sonucu düzenlenen rapora göre işyerinde 25.04.2013 tarihinde yapılan yerel denetim sırasında fiilen çalışırken görülen ... isimli kişinin işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettirilmediğinin görüldüğünü, buna istinaden 5110 sayılı Kanun'a göre idari para cezası uygulandığını,
ayrıca davacı işveren şirketin yararlandığı teşvik indirimlerinin 1 yıl süreyle durdurulduğunu, Kurum işleminin yasal ve yerinde olduğunu" ileri sürülerek haksız ve yersiz açılan, yasal dayanağı bulunmayan davanın usul ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin verdiği ilk kararı ile tüm deliller ve değerlendirmeler ışığında dava dosyası incelendiğinde.
03.07.2013 tarih-04 sayılı rapor kapsamında davacı şirkete ait sera işyerinde 25.04.2013 tarihinde yapılan fiili denetim günü davaya konu edilen ... adlı kişinin denetim günü işyerinde çalışmadığı, denetim günü eski işyerine gelerek iş arkadaşları ile aynı ortamda bulunduğu, kişinin denetim günü eski işyerinde bulunmasının çalıştığına karine teşkil etmekle birlikte fiilen çalıştığına dair kesin ve net bilgilerin mevcut olmadığı, davacı yan iddiaları ve tanık anlatımlarının tutanağın aksi görüşünde olduğu anlaşılmakla;
davalı Kurumun kontrol ve denetim ile görevli denetmenleri tarafından düzenlenen 03.07.2013 tarih - 04 sayılı raporu doğrultusunda 23.07.2013 tarih ve 12132008 sayılı işleminin iptali gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.1 inci Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.İlk bozma ilamında; dosyadaki kayıt ve belgelerden, 03.07.2013 tarihli denetim raporunda, 25.04.2013 tarihinde davacı işyerinde yapılan denetimde ... dahil 9 kişinin işyerinde çalışken görüldüğü, çalıştığı tespit edilenlerden sigorta bildirimi yapılan yok ise idari para cezası uygulanması ve varsa 5 puanlık hazine teşvikinin tutanak tarihini izleyen aybaşından itibaren bir yıl süreyle yararlandırılması gerektiğinin belirtildiği, ...' in 27.06.2012 - 20.10.2012, 09.01.2013- 31.03.2013 ve 27.04.2013- 21.01.2014 tarihleri arasında davacı işverenlikte sigortalı çalıştığı, davacı şirketin 01.10.2010 tarihinden itibaren yasa kapsamında olduğu,
bir kısım bordro tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, iş bu dava ...' in hak alanını ilgilendirdiği halde bu kişinin taraf haline getirilerek davaya dahil edilmemesi, 03.07.2013 tarihli denetim raporunda denetim esnasında çalıştığı tespit edilen kişiler dinlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş, ...' in davaya dahil edilmesi için davacıya uygun bir süre verilmek suretiyle bu kişiyi usulünce taraf haline getirmek, 03.07.2013 tarihli denetim raporunda denetim esnasında çalıştığı tespit edilen kişiler dinlenmek suretiyle ...' in denetim tarihinde çalışıp çalışmadığını tespit etmek, ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili verilen idari para cezasına yönelik bir dava bulunup bulunmadığı varsa bu davanın sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
B. Mahkemece 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile tüm toplanan deliller ve değerlendirmeler ile Yargıtay bozma ilamı ışığında. Mahkemece ... isimli şahıs davaya dahil edilmiş ve taraf haline getirilmiştir. Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen beyanda bulunmamıştır.
Davacı vekili, 26.07.2017 tarihli duruşmadaki beyanında; idari para cezasının iptaline ilişkin İdare Mahkemesinde dava açmadıkları gibi davaya konu uyuşmazlıkla ilgili başka bir dava olmadığını beyan etmiştir. Denetim günü işyerinde bulunan işçiler dinlenmiştir. Dinlenen tanık beyanlarından.
03.07.2013 tarih ve 04 sayılı rapor kapsamında davacı şirkette ait sera işyerinde 25.04.2013 tarihinde yapılan fiili denetim günü, davaya konu edilen ... isimli kişinin denetim günü işyerinde çalışmadığı, denetim günü eski işyerine gelerek eski işyeri arkadaşları ile aynı ortamda bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 25.04.2013 tarihli tutanağa istinaden davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde tanımlanan prim indiriminden ve yatırım teşvik indiriminden yararlanamayacağına ilişkin işlemin iptaline,
davacı şirketin dava tarihine kadar yararlanamadığı ve uygulama sebebiyle 1 yıl boyunca yararlanamayacağı prim indirimine ilişkin alacakları konusunda dava açma hakkının saklı tutulmasına, idari para cezasının iptaline ilişkin idari yargıda dava açılmadığından ve verilen idari para cezasının kesinleştiği anlaşıldığından 3914,00 TL idari para cezasının iptali talebinin reddine dair karar verilmiştir.
C. Dairemizin 2 nci Bozma Kararı
1.Mahkemenin ikinci kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin ikinci bozma ilamı ile Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtayın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Gerekçesi ile karar 2 nci kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yukarıda yapılan yukarıda yapılan inceleme, tespit ve açıklamalara istinaden, tespit açıklama ve 5510 sayılı Kanun'un 81 inci naddesinin birinci fıkrası (ı) bendi kapsamında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalan prim oranının işveren hissesinden beş puanlık indirim teşvikinden yararlanmaya ilişkin dava açma hakkı bulunduğu ortadadır.
Bu itibarla davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 25.04.2013 tarihli tutanağa istinaden davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde tanımlanan prim indiriminden ve yatırım teşvik indiriminden yararlanamayacağına ilişkin işlemin iptaline, davacı şirketin dava tarihine kadar yararlanamadığı ve uygulama sebebiyle 1 yıl boyunca yararlanamayacağı prim indirimine ilişkin alacakları konusunda dava açma hakkının saklı tutulmasına, 3.914,00 TL idari para cezasının iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin uygulanmasına ilişkin olarak Maliye Bakanlığının; söz konusu sigorta prim desteği uygulanmasında herhangi bir sorumluluğu ve yetkisinin bulunmadığı ve davaya konu edilen işlemin tarafı olmadığı göz önüne alınarak, hasım mevkiinden çıkarılması gerektiğini, işin esası hakkında da Kurumca yapılan işlemin yerinde olduğunu belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve Kurumca belge istemine ilişkin yapılan işlemin ve idari para cezasının iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği, anlaşılmakta olup, öncelikle davacının 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesi kapsamında Kuruma yapmış olduğu başvuru veyahut Kurumca resen yapılan bir işlemin bulunup bulunmadığının sorulması, işlem yapılması ve davacının anılan kanun gereğince teşvikten faydalandırılmış olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece yapılan yargılamada Kurumca yapılan tespit nedeniyle kesilen idari para cezasının iptaline yönelen talep bakımından ise Mahkemece zaten 10.09.2014 tarihli celsede tefrik kararının verildiği anlaşılmasına rağmen, yazılı şekilde yargılamaya. devam edilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gibi, idari para cezasının yerindelik denetiminin idare mahkemelerinin görevinde olduğunun dikkate alınmaması da bozma nedenidir.
4.Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca; "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep
sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü mevcut olup aynı Kanun'un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık,
şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Eldeki davada ise davacının davasının sadece 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendi kapsamında yapılan teşvik iptaline hasrettiği belirgin olup, yatırımı teşvik priminden hangi primin kastedildiği hususu belirlenmeksizin, davanın kabulüne denilerek, infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar tesisi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11885, K. 2023/12438, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama