KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12256 E., 2023/11984 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/140 E., 2022/148 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
2.079 kelime·10 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin perakende gıda sektöründe faaliyet gösteren anonim şirket yapılanmasında bir firma olduğunu, müvekkil şirketin 1369485.35 sicil numaralı işyerinde faaliyet gösteren mağazası için 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 103/4f. hükümlerine dayanarak 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5, yılı/aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Menemen Sosyal Güvenlik Merkezine 28.06.2016 tarihli dilekçe ile Kuruma başvuru yapıldığını,
davalı idare tarafından müvekkil şirketin başvurusunun 2015/10 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalı idarenin red kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan red işleminin iptali ile yukarıda belirtilen ilgili dönemler için sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin teşvikten yararlanmak için gerekli şartlara haiz olduğunu,
bu nedenle 5510 sayılı teşvikin iptali ile 6111 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olan teşvikten yararlanmak için iptal ve asıl APHB leri düzenlemek suretiyle davalı idareye başvurusunu yaptığını, ancak bu başvurunun, davalı idare tarafından genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalı Kurumun müvekkili, şirketin geriye dönük teşvikten yararlanma talebinin reddinin bu bakımdan da hukuka aykırı olduğunu,
davalı idarenin müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10 uncu maddede düzenlenmiş olan hükmü uyarınca geçmişe dönük işveren teşvik primi yararlanma talebinin kesinleşmiş emsal karar uyarınca kabulü gerektiğini belirterek, 30598584/.035.38.03-2016/4384849 sayılı 09.08.2016 tarihli idari işlemin iptaline, 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5, yılı-aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Menemen Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 28.06.2016 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı Genelgenin yürürlükte olduğunu,
bu Genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde" aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 sayılı Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine,
yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk bozma öncesi ilk kararında, idari makamlar Kanun koyucu tarafından çıkartılan yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyeci işlemler yapabilirlerse de Kanunlar tarafından belirlenen hakların sınırlaması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamazlar. Söz konusu Genelge ile davacı şirketin işveren primi teşvikinden yararlanma hakkı sınırlandırılmıştır.
Bu nedenle de davacı şirketin söz konusu Genelgeden sonra değişiklik talebinde bulunduğu gerekçesiyle yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen işlemi yerinde olmadığından, davalı Kurumun davacının başvurusu üzerine verilmiş olduğu Menemen Sosyal Güvenlik Merkezinin 30598584/035.38.03-2016/4384849 sayılı 09.08.2016 tarihli işleminin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7,
2015/5 yılı aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Menemen Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, davacı hakkında 2015/10 sayılı Genelge hükümlerince yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile 5510 sayılı Kanun 81/I-(ı) maddesindeki teşvik uygulamasına ek olarak tanınan bir haktan yararlandırılma istemine ilişkin olduğu; istem ve isteme uygun hükmün, davacının başvurusunun işleme alınıp gerekli değerlendirmenin yapılması gereğine ilişkin olduğu; bu kapsamda davalı Kurum vekilinin istinaf itirazları yerinde bulunmadığı gibi; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, ilk bozma kararı ile görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m. 17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin İlk Derece Mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan Kanun maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir, şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma kararı sonrasında verdiği ikinci kararı ile uyuşmazlık 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta prim teşviki uygulamasından doğmuş olup davadan sonra yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17/3 üncü madde gereği dava konusuz kalmıştır. Bu nedenle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozmaya konu olan ikinci kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile "Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek Kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir.
Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarihli ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir Kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir, denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından; davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesinde yer alan sigorta primi teşvikinden yararlanması için çalıştırdığı sigortalılar ile ilgili aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Kurum’a verilmesi, sigorta primlerinin sigortalıların tamamına ait sigorta hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süre içerisinde ödenmesi, SGK’ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması koşullarını sağladığı,
4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ile sigortalıya ait primlerin işveren hissesine ait tutarlarının İssizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanabilmesi için sigortalı ve işyeri açısından öngörülen şartların yerine getirildiği anlaşılmıştır.
5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü maddeleri yönünden ise davacının 28.06.2016 tarihinde Kuruma başvurmakla yararlanılmış bulunan prim teşvikinden değiştirilmesi için başvuru koşulunu yerine getirdiği anlaşılmış, bu itibarla, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girdiği 01.04.2018 tarihinden önceki dönemlerde yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerinin başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilmesinde hukuka aykırılık olmadığı kanaatine varılarak davalı Kurum tarafından düzenlenen 13.03.2015 tarihli, 2015/10 sayılı Genelgenin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesine,
5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesine, Ek 17 nci maddesine ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu Genelgeye dayanılarak sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi talebinin reddine ilişkin 09.08.2016 tarihli Kurum işleminin iptaline, davacının 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5 yılı aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Menemen Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup davacı şirketin, dairemiz geri çevirme kararı ile Ek 17 nci madde kapsamında davalı Kuruma başvurusunun olmadığı, ayrıca davalı Kurumca da bu madde kapsamında resen işlem yapılmadığının belirtilmesi karşısında, davacı şirketin davası ile ilgili olarak verdiği belgelerin işleme alınabilir nitelikte olup olmadığı,
bu yönde belge içeriklerinde geçen sigortalıların her biri bakımından asıl teşvik maddesi olan 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerindeki şartların bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı şirketin geçici 10 uncu madde hükümlerinden faydalanması gerekip gerekmediği hususu üzerinde durularak, oluşacak sonuca göre Kurum işleminin iptali gerekip gerekmediği hususunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12256, K. 2023/11984, 28 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama