KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12483 E., 2024/823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1175 E., 2021/178 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 35. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/115 E., 2018/538 K.
Karar Metni
2.448 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili, davalılar ... vekili, ... İnş. ve Malz. San. Tic. A.Ş. vekili, ... Yapı Mak. Müh. San. Tic. Ltd. Şti. vekili ve ... Müt. Mim. Müh. ve Eml. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalılar ... vekili, ... İnş. ve Malz. San. Tic. A.Ş. vekili ve ... Müt. Mim. Müh. ve Eml. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... İnş. ve Malz. San. Tic.
A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.05.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... İnş. ve Malz. San. Tic.
A.Ş. adına Av. ... ile davacılar adına Av. .... davalı... İnş. Taş. Elektrik Elektronik Tic. Ltd. Şti. adına Av. ..... ve davalı ... Müt. Mim. Müh. Ve Eml. Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I. DAVA
Davacılar vekilleri özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle asıl dava dosyasında eş ... lehine 191.867,21 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, çocuk .... lehine 16.622,01 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tashilini, aynı davalılara karşı açılan birleşen dava dosyasında anne ... için 75.000,00 TL manevi, kardeşler Mehmet ... ve Hüseyin için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının bir kusurunun bulunmadığı, işveren ...'in %35, ... şirketinin %20, ... şirketinin %10, Eces şirketinin %10, ... şirketinin %25 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacılar eş ve çocuk ...'ın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı çocuk ... lehine 17.649,84 TL maddi tazminat ödenmesine, eş lehine 60.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine,
davalılardan ... in yapmış olduğu 10.000 TL maddi tazminat ödemesinin davacı ...’ye ödenecek maddi tazminat miktarından mahsubuna, yine davalılardan ...’in davacı ... için yapmış olduğu 5.000 TL ile çocuklar için toplam olarak yapılan 5.000 TL manevi tazminat ödemesinin yazılı miktarlardan mahsubuna, birleşen dava dosyasında anne ... lehine 10.000,00 TL, kardeşler Mehmet ... ve Hüseyin lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... vekili, ... İnş. ve Malz. San. Tic. A.Ş. vekili, ... Yapı Mak. Müh. San. Tic. Ltd. Şti. vekili ve ... Müt. Mim. Müh. ve Eml. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı ...
Şirketinden aldığı talimat üzerine işyerine iskele kurduğunu, bu kapsamda davacıyı da geçici olarak dış cephe asansör kurulum işi için çalıştırdığını, davacının koruyucu malzeme gelmesinin beklemeden tek başına çalıştığı sırada kazanın meydana geldiğini, kendisine yüklenen %35 oranındaki kusurun fazla, davacının kusursuz kabulünün hatalı olduğunu, kaza günü davalılar... şirketi ile ... şirketleri arasındaki kiralama sözleşmesine uygun olarak iskele kurmaya başladıklarını, şantiyeye izinsiz girdikleri kabulünün yanlış olduğunu, kusur raporunun hükme esas alınmaya yeterli olmadığını,
alt işveren ... şirketinin kusurunun çok düşük belirlendiğini, manevi tazminatların fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, reddedilen manevi tazminatlar yönünden lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu belirlenmesinin hatalı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, eşin evlenme ihtimalinin 32 yaşında olmasına rağmen %2 olarak tespitinin düşük olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece son alınan kusur raporuna değil de dosya kapsamında alınan 26.11.2016 tarihli ilk bilirkişi kusur raporuna itibar edilmesi ve hesabın da buna göre resen düzeltilmesi gerektiği, davalı ... tarafından yapılan ödemelerin hükümde mahsup edilmesi gerektiği, hükme esas hesap raporunda davacı çocuk ...’un maddi zararının bulunmadığı tespit edilmesine karşın bu çocuk lehine maddi tazminata karar verilmesi, birleşen dava dosyasının davacısı anne dışındaki diğer davacıların manevi tazminatlarının az olduğu,
yargılama gideri ve vekalet ücretleri yönünden mahkeme kararının hatalı olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyası yönünden eş lehine 153.087,64 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 7.428,70 TL maddi, 37.500,00 TL manevi, çocuk ... lehine 37.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine, çocuk ... maddi tazminat istemin reddine, birleşen dava dosyası yönünden davacılar anne ve kardeşler lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... vekili, ... İnş. ve Malz. San. Tic. A.Ş. vekili ve ... Müt. Mim. Müh. ve Eml. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın tümden kabulü şeklinde kararın düzeltilerek onanmasını talep ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi tazminatların azaltılmasının doğru olmadığını, birinci kusur raporuna itiraz ettiklerini bu itirazlarını tekrarladıklarını, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporunun oluşa uygun olduğunu, ceza dosyalarında verilen cezalardan ve bu cezaların kesinleşmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı ... şirketinin kesinlikle kusursuz olmadığını, bu nedenle de yetkilisi ...'nın cezalandırıldığını, diğer davalı yetkililerinin tamamının da cezalandırıldıklarını,
tam kusurun davalılarda olduğunu, müvekkillerinin murisinin kusursuz olduğunu, hükme esas alınması gereken raporun müteveffanın kusursuz bulunduğu 08.03.2018 tarihli bilirkişi heyet raporu olduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, davalı ... şirketinin asıl işveren ve asli kusurlu olduğunu, müştereken ve müteselsilen kusur ve sorumluluğun tüm davalılarda olduğunu, davacı çocuk ... lehine hükmedilen maddi tazminatın kaldırılmasının da hukuki olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden ilk rapor kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın ... kusurundan kaynaklandığını, tüm tarafların arasındaki hukuksal ilişkinin niteliğinin net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, ancak karara esas alınan raporlarda bu değerlendirme eksik ve hatalı yapıldığını, denetim görevlerini yerine getirmedikleri belirtilen diğer davalılar yönünden tespit edilen kusur oranlarının da hakkaniyete aykırı şekilde belirlendiğini, müvekkilinin şantiyede diğer davalı ... şirketinden aldığı talimatla çalışmaya başladığını,
müvekkilinden dış cephe iskelesi kurulum işinin bayram sonrası hazır olmasının istendiğini, Yazıcıoğlu şirketi ile aralarında işveren alt işveren ilişkisi olduğu sabit olan ... şirketi yönünden tespit edilen kusur oranının hakkaniyete aykırı şekilde düşük olarak tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve yeterlilikleri tartışılmadan karar verildiğini, istinaf mahkemesinin, yerel mahkemenin kararını kaldırma sebebinin temelinin yerel mahkemedeki yargılama sürecinde dava dosyasına kazandırılmış olan kusur raporları arasındaki çelişki ve kusur oran tespitlerindeki farklılık olduğunu, bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesince oluşa uygun bulunan 26.11.2016 tarihli ilk bilirkişi kusur raporunda davalı ... in %50, davalı ... firmasının %35 ve ... işçinin %15 oranında kusurlu olduklarının,
diğer davalıların kusursuz olduğunun tespit edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda kusur atfı yapılmayan ve asıl işveren sıfatı da bulunmayan davalı müvekkili ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken istinaf mahkemesinin kusur izafe edilmeyen ve asıl işveren sıfatı da olmayan davalı müvekkilini müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmasının hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tek kusurlunun ... olduğunu, ona verilen %15 kusurun az olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda müvekkili aleyhine kusur belirlemesi yapılmamış olmasına rağmen müvekkilin kusurlu olduğu kanaati ile hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu, istinaf mahkemesince müvekkilinin asıl işin bir bölümünü sözleşme ile diğer davalı şirkete vermesi nedeniyle asıl işveren sıfatına sahip olduğu ve dava konusu iş kazasında kendi kusuru bulunmasa bile alt işverenin çalıştırdığı işçilerin uğradığı zararlardan asıl işveren olarak sorumlu olacağı değerlendirilerek hüküm tesis edildiğini,
müvekkilinin meydana gelen olay sebebiyle herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin asıl işveren olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müteveffaya verilen kusurun az olduğunu, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, ilk derece mahkemesince hükme dayanak kılınan 08.03.2018 tarihli bilirkişi kusur raporunda iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının bir kusurunun bulunmadığı, işveren ...'in %35, ... Şirketinin %20, ..... Şirketinin %10, Eces Şirketinin %10, ...
Şirketinin %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırma gerekçelerinden birinin de İlk Derece Mahkemesince itibar edilen bu kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, 26.11.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunun oluşa uygun olduğu şeklindeki kabul olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince oluşa uygun olduğu değerlendirilen 26.11.2016 tarihli bu bilirkişi kusur raporunda iş kazasının meydana gelişinde ... sigortalının %15, davalı .....
Şirketinin %35, davalı ...'in %50 oranında kusurlu oldukları, diğer davalılar ... ve .... şirketlerinin kusurlu olmadıkları yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları,
çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).
Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince 26.11.2016 tarihli bilirkişi kusur raporunun hükme esas alınması gerektiğine karar verilmiş ise de anılan kusur raporunda davalılar ..... ve ..... şirketlerine kusur atfedilmediği,
her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde davalı ..... şirketinin asıl işveren olduğu belirtilmiş ve bu nedenle kendi kusuru bulunmasa bile alt işverenin çalıştırdığı işçilerin uğradığı zararlardan asıl işveren olarak sorumlu olacağı belirtilmiş ise de diğer davalıların durumları hakkında hukuki bir nitelendirme yapılmadığı gibi kendilerine kusur verilmeyen davalıların hangi hukuki sebebe dayanılarak hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulduklarına dair gerekçe oluşturulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Bu haliyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesine uygun bir gerekçe içerdiğinden bahsedilebilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; davalılar arasındaki hukuki ilişkileri eksiksiz ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirledikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesine uygun gerekçe oluşturmak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek bu gerekçeye uygun bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
4.Davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.100.00 TL duruşma avukatlık parasının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Temyiz eden davalılar avukatları yararına takdir edilen 17.100.00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12483, K. 2024/823, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama