KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12698 E., 2023/12061 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/561 E., 2023/139 K.
- Karar
- Ret
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.11.2013 tarih 2013/7338-2013/22824 sayılı ilamı ile karar bozulmuş, Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiştir.
Direnme kararının davacı Kurum vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 15.05.2014 tarihli ve 2014/9288- 2014/10807 sayılı kararı ile bozma ilâmı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.01.2019 tarih 2015/10-3438 E, 2019/35 K. Sayılı ilamı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili; ...’ın 2005 yılında eşi ...’dan boşanması üzerine tarafına hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığı bağlandığını, ancak 19.07.2010 tarihinde Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü kontrol memurları tarafından yapılan denetim ve düzenlenen rapor ile ...'ın boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, yapılan tespit üzerine davalılar hakkında ...’a yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu davalıların ise borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile %40’dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkilinin eşinden boşandığını ve ayrı yaşadığını, eski eşinin nerede yaşadığını bilmediğini, Kurum tarafından fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığına dair yeterli araştırma yapılmadan sadece nüfus kayıtlarına dayanılarak müvekkilinin ölüm aylığının iptal edildiğini, müvekkilinin eski eşinin ikametgâh değişikliğinin müvekkil tarafından yaptırılamayacağını, ayrıca müvekkilinin böbrek ve tansiyon hastası olduğunu, kemoterapi tedavisi gördüğünü ve yirmi bir defa ameliyat olduğunu, böbreğinin birinin ve dalağının alındığını, sağlık sorunları nedeniyle de eski eşiyle bir araya gelmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2013 tarihli ve 2012/302-2013/75 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 29.11.2013 tarih 2013/7338 E., 2013/22824 K sayılı ilamında; eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3.Mahkemece, 26/02/2014 tarih 2014/43-2014/147 sayılı kararıyla boşanmanın muvazaalı olmadığı, itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.01.2019 tarih 2015/10-3438 E, 2019/35 K. Sayılı ilamı ile "... nüfus kayıt sistemine göre davalı Muhide Avan ile eski eşi diğer davalı ...’ın adreslerinin aynı olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun 19.07.2010 tarihli Kontrol Memurluğu raporunda yapılan çevresel araştırmada davalı ...’ın eski eşi ... ile birlikte yaşadığının tespit edildiği,
yine 13.12.2011 tarihinde düzenlenen Kontrol Memurluğu raporunda ifadelerine başvurulan kişilerin fiilen birlikte yaşama iddiasını doğruladıkları, 10.07.2012 tarihinde Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırmada davalıların aynı adreste uzun süredir birlikte yaşadıklarının belirlendiği, Seyhan İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 27.08.2012 tarihli yazı cevabı ile gönderilen sandık seçmen listesine göre davalıların 12.06.2011 tarihinde aynı sandıkta oy kullandıkları göz önünde bulundurulduğunda davalıların boşanma sonrası fiilen birlikte yaşadıkları sabittir... " gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozma kararı sonrası Mahkemenin 02.03.2020 tarih ve 2019/335-2020/119 sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6.Dairemizin 13.10.2021 tarih ve 2020/10482 -2021/12183 sayılı kararıyla, usulüne uygun tebliğler sağlandıktan sonra, davanın esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile
1-Davalı ... yönünden davanın reddine,
2-Davalı ... yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
a)Adana 13. İcra Dairesi 2012/5020 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 12.651,90 TL asıl alacak, 3.017,95 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 15.669,85 TL üzerinden devamına,
b)Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, davalı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyizden vazgeçilmiş sayılmasına dair ek karar verilmiş ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmemiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra inkar tazminatı verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 56 ve 96 ncı maddeleri, İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.22.05.2012 tarihinde yapılan icra takibine itiraz üzerine işbu davanın açıldığı belirgindir.
2.İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
2.Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
3.Davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın %40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği öngörülmüştür. Söz konusu hüküm 02.07.2012 kabul, 05.07.2012 Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi itibariyle 6352 sayılı Kanun’un 11 nci maddesi ile değiştirilerek %40 olan icra inkar tazminatı %20’ye düşürülmüştür.
4.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; takip konusu asıl alacağın likit, yani belirgin olması karşısında, borçlunun, hükmedilen miktar üzerinden takip tarihine göre hesaplanacak asgari %40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı şekilde, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde icra inkar tazminatına yönelik istemin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
5.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının icra inkar tazminatının reddine ilişkin (2) nolu bendinin (b) fıkrası silinerek yerine "İtirazın iptali nedeniyle hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanacak %40 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12698, K. 2023/12061, 29 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama