KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13156 E., 2023/13426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1539 E., 2023/2381 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Bodrum İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/741 E., 2021/239 K.
Karar Metni
1.917 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile birlikte fer'i müdahil Kurum vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ve fer'i müdahil ... Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile birlikte fer'i müdahil Kurum vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dilekçesinde özetle; davacının, 01.05.2006 tarihinde davalı şirkette şoför olarak çalışmaya başladığını, 20.08.2017 tarihinde işten ayrıldığını, işveren taralından Sosyal Güvenlik Kurumuna işe giriş bildirimi yapılmadığı gibi işten ayrılma tarihine kadar sigorta primlerinin de ödenmediğini, ücretlerinin elden ödendiğini, çalıştığı süre içinde davalı şirkete ait 48 VA 385, 48 V 4743 plakalı araçlar ile şirket üzerine kayıtlı iken 2013 yılında satılan 48 TP 247 plakalı aracı kullandığını iddia ederek hizmet süresinin tespiti ve primlerinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekilleri, özetle: müvekkilleri ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdinin unsurlarının yer olmadığını, davacı arasındaki hukuki ilişkinin istisna akdi olduğunu ve aksi durumda dahi davacı bakımından yapılan bildirimlerinin tam ve eksiksiz yapıldığını, bildirimsiz geçen günlerinin bulunmadığı belirterek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevabında, davacı hakkında yapılan bildirimlerin uygun ve mevzuat ile yerinde olduğunu, davacının iddiasının ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen tanıkların hizmet döküm cetvelleri, beyanlarına itibar edilirken davalı yanında çalışmasının olup olmadığı hususuna dikkat edilmiş, davalı tanıkları davacının davalı şirkette çalışmadığını davalı şirketi sahibi olan ...'nın yanında özel şoförlük ve ev hizmetleri personeli olarak çalıştığını beyan etmişlerdir.
Davacı tanıkları ise davacının hem otel işlerini hem de otel sahibi olan ...'nın özel şoförlüğünü yaptığını beyan etmişlerdir. Bordro tanığı olarak dinlenen ... davacıyı tanımadığını beyan etmiş bordro tanığı ... ise davacının kendisinin otelde çalıştığı dönemde davacının davalı şirkette çalıştığını beyan etmiştir.
Dosya kapsamına celp edilen trafik cezalarına dair emniyet kayıtlarında davacının davalı şirkete ait araçlarla ceza yediğinin tespit edildiği ve bu nedenle davacının davalı şirket araçlarını kullanarak davalı şirketin işlerini yaptığı anlaşılmıştır. Ayrıca Vergi Dairesi müzekkere cevabında davacının belirttiği tarihlerde davalı şirketin aktif olduğu tespit edilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında bordro tanığı ...'nin davacıyla birlikte davalı işyerinde çalıştığına dair beyanı ve davacı tanık beyanları doğrultusunda davacının davalı şirkette çalışmasının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı tanıkları davacının davalı şirket sahibi yanında çalıştığını beyan etmiş iseler de, davacının çalışmalarının davacı tanık beyanları ve davalı tanıklarından ...'in beyanı doğrultusunda şirket sahibinin şoförlüğünü yapmanın yanında şirket işlerinde de gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Çalışma döneminin başlangıcı açısından yapılan değerlendirme de ise davacı tanık beyanları ile davalı tanığı Göksel'in beyanları kapsamında davacının 2006 yılında işe başladığı tespit edildiğinden iddia edildiği gibi 01.05.2006 tarihinde işe başlanıldığı kanaatine varılmıştır.
Çalışma döneminin bittiği tarihe ilişkin olarak ise bordro tanığı ...'nin 2016 yılı başlarından 2018 yılı Ekim ayına kadar çalıştığı ve davacının en son çalıştığı dönemde işten çıktığını belirttiği beyanı kapsamında tanık beyanı içinde kalan ve davacının iddia ettiği 2018 yılı Ağustos ayında iş akdinin sonlandığı tespit edilerek iddia edildiği gibi 20.08.2017 tarihinden iş akdinin sonlandığı kabul edilmiştir.
Tanık beyanları, trafik para ceza tarihleri, vergi dairesi yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı itibariyle davacının davalı işveren yanında 01.05.2006-20.08.2017 tarihleri arasında 4070 gün süreyle kesintisiz olarak ve asgari ücretle çalıştığı tespit olunmuş davanın kabulüne, davacının davalı işverene ait iş yerinde 01.05.2006-20.08.2017 tarihleri arasında 4070 gün süreyle asgari ücretle çalıştığının ve bu çalışmalarının bildirimlerinin fer’i müdahil Kuruma yapılmadığının ve primlerinin ödenmediğinin tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı işveren vekili ile birlikte fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, dosya kapsamında toplanan tüm deliller, dinlenen tanık beyanları, ilgili makamlardan gelen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın Yüksek Yargı içtihatlarında belirlenen kriterlerine uygun tamamlanmadığını, yeni bir bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulduğunu, ek bilirkişi raporuna yapılan itiraza ilişkin herhangi bir ara karar dahi verilmediğini, savunma haklarının ihlal edildiğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapora dayalı hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında alınan iki raporun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.İstinaf kanun yoluna başvuran fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hüküm tesis edilirken sadece yetersiz tanık anlatımına ve bu tanık anlatımını dayanak alan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edildiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının hizmet tespitinin kabulüne karar verilen dönemler yönünden çalışmanın fiili olduğunun Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda Mahkemece yöntemince araştırılarak delillerin değerlendirilmesi sureti ile belirlenerek karar verildiği, verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir hususun bulunmadığı görülmekle;
ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalılar ile fer'i müdahilin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili ile birlikte fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil SGK vekili özetle, davacının çalışmalarının Kurum kayıtlarında görüldüğü gibi olduğunu, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece dinlenen tanıklar beyanı ile ispatının kabul edilemeyeceğini, tanıkların Yargıtay'ın aradığı nitelikte olmadığını, Kurumun fer'i müdahil olup aleyhine vekalet ücreti yargılama giderine hükmedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin 1988 yılında kurulduğunu, 25.08.2016 tarihine dek şirketin tek faaliyetinin sahibi olduğu gayrimenkullerin kirasını toplamak olduğunu, bu süre zarfında müvekkilinin otel işletmeciliği yapmadığını, Bodrum Mandarin Resort Otel, ticaret ve vergi odası kayıtlarından anlaşılacağı üzere başka şirketler tarafından işletildiğini, davacının bu yöndeki beyanlarının doğru olmadığını, davacının şirket çalışanı olmadığı ve hatta ev hizmetlerinde çalışan bir kişi olduğu bu nedenle davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olmadığını, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir: "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı davaya konu sürenin bir kısmı itibariyle 506 sayılı Kanun'un mülga 2, 6 ve 79 uncu maddeleridir.
3. 506 sayılı Kanun'un mülga 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir: "Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."
4. 506 sayılı Kanun'un mülga 6 ıncı maddesi şöyledir: "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."
5. 506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir: "...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."
6. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "(1) Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar... sigortalı sayılırlar."
7. 5510 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten... itibaren başlar."
8. 5510 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten... itibaren sona erer.
"
9. 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir:
"Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.
3. Değerlendirme 1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ıncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
4.Eldeki davada ise öncelikle davacının çalışma iddiasına ilişkin olarak, çalıştığı otelin kiraya verildiğinin belirtilmesi nedeniyle bu kira ilişkisi üzerinde durulmalı ve davacının işvereninin kim olduğu hususu net bir şekilde belirlenmelidir.
Aynı şekilde davacının somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde hangi dönemlerde ve hangi işverenlik nezdinde çalışmalarının geçtiği hususunda alınacak açıklama sonrasında, tespiti istenilen dönemlerde fiili çalışmasının varlığı irdelenmelidir.
Bu kapsamda yapılacak araştırma ile, iş yerlerine ilişkin kuruma verilen bordroların ve kurumca bu iş yerleri hakkında davalı kurum denetmelerince denetim yapılıp yapılmadığı hususlarının da irdelenerek, davacının çalışması konusunda bilgi sahibi olabilecek çalışma dönemleri ile uygun ve örtüşür şekilde bordrolu çalışanların olup olmadığı hususları ile komşu tanıkların varlığı hususunda araştırma yapılmalı ve tespit edilecek tanıkların beyanlarının alınmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Çalışma ilişkisinin kesintili olduğunun tespit edilmesi halinde ise bu kez hak düşürücü süre irdelenmeli ve davacının iddiası bakımından fiili çalışmanın varlığı hususunda yeterli araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13156, K. 2023/13426, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama