KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13296 E., 2024/11400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/641 E., 2023/792 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/421 E., 2023/62 K.
Karar Metni
2.194 kelime·11 dk okuma·13 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin işyeri No: ... olan davalı şirket tarafından Kurum dökümlerine göre 27.07.2007-01.10.2007 çalıştırılmakta iken bulunmuş olduğu yerden aşağıya demir direğinin üstüne düşmüş olup vücudunu delerek, vücudunun diğer tarafından demir direk çıktığını, meydana gelen elim kazada müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını, davalı şirket tarafından iş kazasına ilişkin tahkikatın engellenmiş olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkette çalıştığı dönem içerisinde hiçbir şekilde kaza geçirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...SGK Başkanlığı Dulkadiroğlu Sosyal Güvenlik Merkezinin 09.04.2019 tarih ve 92519275-204.01.99-E.5449127 sayılı yazıları ile davacı ...'ın 26.09.2017 tarihli 11597755 sayılı iş kazası gelir başvurusu incelenmiş olup 20.11.2017 tarihli 59 karar numaralı Ünite/Servis Kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin hükümleri ve 2016/21 sayılı genelgenin 2.1.1.1. maddesinin belirtilen bilgi ve belgelerin olmaması nedeniyle iş kazası sayılmamasına karar verilmiş olduğuna dair karar verildiği görüldü.
Davacının Kahramanmaraş 4. İş Mahkemesinin 2020/197 Esas sayılı iş kazası tespit davası açmış olduğu, açılan davanın reddine karar verildiği ve dosyanın kesinleşmiş olduğunun bildirildiği görüldü.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, SGK'nın iş kazası sayılmamasına ilişkin vermiş olduğu karar, Kahramanmaraş 4. İş Mahkemesinin 2020/197 Esas sayılı dosyasında iş kazasına ilişkin davanın reddine vermiş olduğu karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının geçirmiş olduğu kazanın davalı iş yerine ait iş kazası olmadığı kanaatine varıldığından,.." gerekçesiyle,
Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurunun esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davacı vekili temyizinde, davacının İşyeri No:... olan davalı şirket tarafından SGK dökümlerine göre 27.07.2007-01.10.2007 çalıştırılmakta iken bulunmuş olduğu yerden aşağı demir direğinin üstüne düşmüş olup vücudu delerek,vücudun diğer tarafından direk çıktığını, meydana gelen kazada davacının hastaneye kaldırılmış ise de davalı şirket tarafından iş kaasına ilişkin tahkikatın engellendiğini,davacının çalışmış olduğu iş yerinde iş güvenliğine ilişkin herhangi bir eğitim verilmediği ve iş kazasıyla ilgili herhangi bir önlem alınmadığını davacının yaşamış olduğu ağır bedensel zarar sonucu davalı iş verenden tazminat talebinin kaçınılmaz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, iddia oluna n iş kazası ile ilgili olarak SGK tarafından 20.11.2017 tarihli 59 karar numaralı Ünite/Servis Kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin hükümleri ve 2016/21 sayılı genelgenin 2.1.1.1. maddesinin belirtilen bilgi ve belgelerin olmaması nedeniyle iş kazası sayılmamasına karar verilmiş olduğu, davacı tarafından davalı ile SGK aleyhine Kahramanmaraş 4. İş Mahkemesinin 2020/197 Esas sayılı iş kazası tespiti davası açıldığı, açılan davanın reddine karar verilerek davası açmış olduğu, açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, Mahkemece yargılamaya devam edilmemesi yerinde ise de Mahkemenin görevliliği hususu değerlendirilmeksizin davanın reddi kararı tesisi isabetli olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş.
Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o Kanun'un değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya Kanun'dan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ....” düzenlemesine yer verildiği,
bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.
O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması,
bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçede dikkate alınarak Mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ..., üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “iş kazası nedeni ile açılan maddi ve manevi tazminat davasında arada iş ilişkisi olduğu uyuşmazlık konusu olmayan, ancak 5510 sayılı kanunun 13. maddesi uyarınca işyerinde olup olmadığı anlaşılmayan ve bu konuda uyuşmazlık bulunan davada verilen kesin süre içinde iş kazasının tespiti için açılan davada iş kazasının kanıtlanamadığı gerekçesi kesinleşen iş kazası tespit isteminin reddi kararı nedeni ile tazminat davasının esastan reddi kararının yerinde olup olmadığı, kararının esas yönünden mi incelenmesi yoksa usule ilişkin görev yönünden mi bozulması gerektiği ” noktasında toplanmaktadır.
2. Mahkemece yapılan yargılama sonunda Kurumca düzenlenen müfettiş raporunda "SGK'nın iş kazası sayılmamasına ilişkin vermiş olduğu kararın iptali ve iş kazasının tespitine dair, Kahramanmaraş 4. İş Mahkemesinin 2020/197 Esas sayılı dosyasında iş kazası tespitine ilişkin davanın reddine vermiş olduğu karar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının geçirmiş olduğu kazanın davalı iş yerine ait iş kazası olmadığı kanaatine varıldığı, kararın kesinleştiği” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
3. Kararın istinaf edilmesi üzerine oy çokluğu ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
4. Kararın temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile “Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o Kanun'un değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya Kanun'dan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ....” düzenlemesine yer verildiği,
bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.
O halde; dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması,
bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre,
İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçede dikkate alınarak Mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
II. YASAL DAYANAK
5. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesine göre İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, b) 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları(İş Güvencesi kapsamı dışında tutulmuşlardır), c) 4857 sayılı İş Kanununa tabi işçiler veya d) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına …. ilişkin dava ve işlere .... Görüldüğü gibi kısaca arada iş ilişkisi olması kaydı ile iş sözleşmesinden ve 5953, 854, 4857 ve 6098 sayılı kanundan doğan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülecektir.
6. Diğer taraftan 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın Hak Arama Hürriyeti yan başlıklı 36’ncı maddesi gereği, “hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”. Mahkemenin davayı karara bağlama ödevi, önüne gelen ana sorunun çözümüne yönelik ara sorunların çözülmesini de kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 163-164. maddelerinde düzenlenen ön sorun bunlardan biridir.
Mahkeme, davanın esası hakkında karar vermeden önce, uyuşmazlığın taraflarından birinin dilekçeyle veya duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürmesi üzerine, öncelikle ön sorunun incelenmeye değer olup olmadığı konusunda bir karar verir. Ön sorun incelenmeye değer bulunursa, bu sorunun çözümüne yönelik beyan ve kanıtlarını sunmaları uyuşmazlığın taraflarına tebliğ ya da tefhim edilir ve yargılamanın esasının görülmesi bu sorunun çözülmesine dek bekletilir.
Ön sorun (ya da ara sorun), davanın görülüp karara bağlanabilmesi için mahkemece öncelikli olarak çözüme kavuşturulması gereken sorundur. Bir davadaki ana sorun olan talep sonucu hakkında düzgün karar verilmesi için bu ana sorunun çözümünde belirleyici etkiye sahip ön sorunların çözülmüş olması gerekir. Ön sorunlar çözülmeden dava karara bağlanamaz.
Ön sorun, bir dava değildir; davanın esasına ilişkin inceleme yapılabilmesi veya esasa ilişkin incelemeye devam edilip talep sonucu hakkında karar verilebilmesi için öncelikle çözülmesi gereken sorundur.
III. SOMUT UYUŞMAZLIK
7. Dosya içeriğine göre davacı, davalı şirket tarafından Kurum dökümlerine göre 27.07.2007-01.10.2007 çalıştırılmakta iken bulunmuş olduğu yerden aşağıya demir direğinin üstüne düşmüş olup vücudunu delerek, vücudunun diğer tarafından demir direk çıktığını, meydana gelen elim kazada müvekkilinin hastaneye kaldırıldığını, davalı şirket tarafından iş kazasına ilişkin tahkikatın engellenmiş olduğunu iddia etmiş, davalı ise çalıştığı dönemde iş kazası geçrimediğini savunmuş, kurum iş kazası denetim raporunda 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin hükümleri ve 2016/21 sayılı genelgenin 2.1.1.1. maddesinin belirtilen bilgi ve belgelerin olmaması nedeniyle iş kazası sayılmamasına gerektiği belirtilmiştir.
8. Mahkemece tanıklar dinlenmiş ve açılan davada davacı vekiline iş kazası tespiti davası açması için kesin süre verilmiş, kesin süre içinde açılan iş kazasının tespiti davası iş kazasının işyerinde gerçekleştiğine dair delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmiştir.
IV. KARŞI OY GEREKÇESİ
9. Belirtmek gerekir ki taraflar arasında iş ilişkisi olduğu konusunda da bir uyuşmazlık yoktur. İş sözleşmesi ile çalıştığı sabit olup, uyuşmazlık yaralanmanın işyerinde mi yoksa başka yer de mi meydana geldiği noktasındadır. Kısaca iş kazasının unsurlarından yaralanmanın işyerinde veya işin niteliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında olup, bu bir ön sorundur. Elbette bu dava açılarak bekletici mesele de yapılabilir.
11. Davacının iddiası arada iş ilişkisi olduğu kabul edilen davalı işveren aleyhine iş kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemi olup, beden bütünlüğüne yönelik bu uyuşmazlık akde aykırılık yanında bir haksız fiildir. Maddi ve manevi tazminat istemi 6098 sayılı TBK.’un 49 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Davacı aradaki iş ilişkisine dayanarak iş sözleşmesi ve Borçlar Kanunu'ndan doğan bir talepte bulunmaktadır. O halde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca iş mahkemesi görevlidir.
12.İş kazası tespiti istemi, ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. Bu karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Bu dosyada dinlenen tanıklar davacı ile birlikte işyerinde çalıştıklarını, doğrudan iş kazasını göremediklerini, ancak işyerinde kaza geçirdiğini duyduklarını beyan etmişlerdir. Aynı dönemde kurumca hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği de dosyadan anlaşılmaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13296, K. 2024/11400, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama