İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/13506 K.2024/239

Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan…

Esas2023/13506Karar2024/239Tarih18 Ocak 2024Okuma11 dk · 2.176 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/13506 E., 2024/239 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Ocak 2024
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2023/193 E., 2023/3 K.
Karar
Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.176 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 06.08.2006 tarihinde davalının evinin inşaatında kalıpçı ustası olarak gündelikçi usulü çalışırken kalıp sökme işlemi esnasında inşaatın birinci katından aşağıya düşerek iş kazası geçirdiğini, düşme neticesinde acil olarak ambulansla Osmaniye Devlet Hastanesine götürüldüğünü, yapılan tedavisinde omurgasında kırıklar olduğunun tespit edildiğini ve ameliyata alındığını, 10 gün boyunca hastanede yattığını ve yapılan tedaviler sonucu iki bacağının kullanılamaz hale gelerek tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu, davacının kalıp ustası olduğunu,

kazanın olduğu inşaatın davalının bizzat oturmak için kendisine yaptığı evin inşaatı olduğunu, davalının inşaatında sigortasız olarak çalıştığını, kazanın üzerinden yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra Osmaniye Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulundan iş gücü kaybına ilişkin rapor aldığını, 31.10.2007 tarihli raporda davacının %95 oranında vücut fonksiyon kaybı oranı olduğu ve ağır özürlü olarak çalışamayacağı ve bunun sonucu olarak da %60 iş gücü kaybı olduğunun tespit edildiğini, davalının iş kazasını yasal mecburiyet ve davacının talebine rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini belirterek,

davacının davalı işverene ait iş yerinde 06.08.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve kaza neticesi oluşan maluliyet oranının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açıldığını bu nedenle reddi gerektiğini, Kurum kayıtlarında yapılan incelemede .....TC no.lu davacı ...

Cumendür'ün 27.06.2016 tarih ve 9094337 sayılı yazı ile 06/08/2006 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası olduğunun tespit edilmesi, kaza nedeniyle %95 oranında yürüyemez raporunun olduğu ve sürekli iş göremezlik gelirine bağlanmak istediği, bu nedenle idari tahkikatın yapılması isteminde bulunduğu, Kurum tarafından 06.08.2006 tarihli olay ile ilgili olarak Osmaniye CBS ile yazışma yapıldığı ve ....

TC no.lu davacı ...'ün 06.08.2006 tarihinde geçirmiş olduğu olayla ilgili bir soruşturmaya rastlanılmadığının bildirildiğini, davacının sicil dosyasının incelenmesinde de diğer davalı işveren tarafından ve davacı sigortalı tarafından Kuruma iş kazası bildiriminde bulunulmadığını, davacının 27.06.2016 tarih ve 9094337 sayılı talebine istinaden İş Kazası Tespit Komisyonu tarafından gerekli soruşturma belgeleri toplanmış ve 21.02.2017 tarih ve 10 sayılı karar ile olayın iş kazası olduğu yönünde tespit yapılamadığının bildirildiğini beyan ederek,

davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/125 E., 2021/350 K. sayılı kararı ile meydana gelen olayın gerek sosyal güvenlik hukuku anlamında, gerekse bireysel iş hukuku anlamında iş kazası olduğunun davacı yanca ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile somut olayda ...'ın ...'nun denetimi ve kontrolü altında ona bağlı olarak işi aldığının görüldüğünü, tanık beyanlarının da bu yönde olduğunu, ... ile davalı ... arasında bir hizmet ilişkisi olduğundan dolayı ... müvekkilin de asıl işvereni konumunda olduğunu, dolayısıyla müvekkil ile davalı arasında bir işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini beyanla İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 20.01.2022 tarih ve E. 2021/2641, K.2022/153 sayılı kararı ile yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, somut olayda, kazanın meydana geldiği yerin mesken niteliğinde olduğu, evin tadilatı işi hususunda anlaşıldığı, böylece kazalanan davacının, çalışan olarak, iş gücünü belirli veya belirsiz bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmakla yükümlü olmayıp, işveren buyruğuna bağlı olmadan sözleşmedeki amaçları gerçekleştirecek biçimde edimini görmeyi taahüt ettiği, malzemenin iş sahibi tarafından sağlanmasının bu durumu değiştirmeyeceği, böylece Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 30.05.2022 tarih ve E.2022/5771 , K.2022/8121 sayılı kararında; "...Mahkemece, yukarıda anlatılanlar ışığında davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin ve yapılan anlaşmanın niteliği belirlenmeli, aradaki ilişkinin hizmet değil istisna akdi olması durumunda -iş kazası tespiti isteminin niteliği gereği- varsa davacıyı çalıştıran başka bir işveren olup olmadığı araştırılmalı, var ise HMK'nın124 üncü md. kapsamında yöntemince husumet yöneltilerek bu davalının göstereceği deliller de toplanmalı, iş kazasının tespiti bakımından da davacının tüm tedavi evrakları da dosyaya celp edilmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir." şeklinde belirtilerek söz konusu karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarından ve Mahkemece yapılan keşiften anlaşıldığı üzere kazanın meydan geldiği yerin mesken niteliğinde olduğu, davacının iddia ettiği işin kalıp işi olduğu, tanık beyanlarından açıkça anlaşılacağı üzere işverene bağlı bir çalışmanın söz konusu olmadığı, gerek çalışma saatleri gerek malzemenin sağlanması, gerekse emir ve talimat bakımından işçi işveren ilişkisine uygun bir ilişkinin de taraflar arasında kurulmasının mümkün olmadığı,

bu halde dahi taraflar arasında olsa olsa bir eser sözleşmesi ilişkisi olabileceği, Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ... davaya dahil edilmiş ise de gerek ...'ın gerekse davacı asilin 14.09.2023 tarihli duruşmadaki beyanları dikkate alındığında davacının ...'a bağlı olarak çalışmadığı gibi herhangi birine hizmet akdine bağlı olarak da çalışmadığı, sadece davalı ...'nun işvereni olduğunu iddia ettiği, ancak yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında bu iddiasını da ispatlayamadığı,

dahili davalı ...'ın beyanı dikkate alındığında onun da eser sözleşmesi olarak nitelendirilecek bir sözleşme ile davalı ...'nun evinin inşaatını yaptığı bu anlamda davacı ile davalı ve dahili davalı davasında işçi işveren ilişkisi olduğuna dair dosya kapsamında bir delil olmadığı, yukarıda açıklanan hususlar gereği öncelikle davacının kaza tarihinde bir iş ilişkisine bağlı olarak kazanın meydana geldiği yer olan davalının evinde çalıştığını yeterli delil ile ispatlayamadığı, bu nedenle teknik anlamda bir iş yerinden de söz edilemeyeceği, olayın üzerinden uzun süre geçmesine rağmen davacının herhangi bir girişimde bulunmadığı,

aksinin kabulü halinde dahi yukarıda açıklanan hususlar gereği meydana gelen olayın gerek sosyal güvenlik hukuku anlamında gerekse bireysel iş hukuku anlamında iş kazası olduğunun davacı yanca ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, arada eser sözleşmesi değil hizmet akdi, işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, tanıklar ve davalı tanığının dahi iddialarını doğruladığı, bilirkişi tarafından da olayın iş kazası olduğu yönünde görüş bildirildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının 06.08.2006 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi

3. Değerlendirme

1.5510 sayılı Kanun'un 12/1 maddesi uyarınca "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir". Kanun'un 4 ncü maddesinin "(a) bendinde Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, (c) bendinde ise kamu idarelerinde çalıştırılanlar" yer almaktadır.

2.4857 sayılı İş Kanunu’na göre “iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir”. 6098 sayılı TBK.’ya göre ise “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir”. O halde; ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.

3.İş sözleşmesini diğer iş görme edimlerini içeren eser, vekalet veya ortaklık sözleşmelerinden ayıran, belirleyen en önemli ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder.

4.Eser sözleşmesinde işi yapmayı üstlenen, eser meydana getirmekten ibaret bir iş görme edimini borçlanmaktadır. Eser sözleşmesi, bir iş görme borcu doğuran sözleşme olmakla beraber burada önemli olan çalışmanın kendisinden ziyade bu çalışma neticesi ortaya çıkan ve objektif olarak gözlemlenen sonuçtur. İşi yapmayı üstlenen, iş sahibi ile akdi ilişkiye girerken bir sonuç (eser) meydana getirmeyi taahhüt etmektedir.

Bu anlamda eser, bir iş görme faaliyetinin maddi veya maddi olmayan sonucudur. Kuşkusuz bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimler de eser kavramına dahil sayılır ve istisna sözleşmesinin konusunu oluştururlar. Eser sözleşmesinde ücret belli bir süre çalışıldığı için değil, netice için ödenmektedir. İşi yapmayı üstlenenin, kararlaştırılan zamandan önce taahhüdünü yerine getirmesi, ücret üzerinde herhangi bir etki meydana getirmeyecektir.

İş ilişkisinde olduğu gibi kişisel ve hukuki bir bağımlılık yoktur.

5.Özellikle bir hizmetin tamamlanması için işi üstlenen ile bu işin belirli bir bölümünü tamamlaması için üçüncü kişiye devredenler arasında imzalanan sözleşmenin eser veya iş sözleşmesi olup olmadığı tartışma konusu olabilir. Bu tür bir ilişkide tarafların meslekleri ve nitelikleri, işin niteliği, tarafların anlaşma şartları dikkate alınarak yorum yapılmalı ve iradeleri ortaya konulmalıdır. İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır.

Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz.

6.Hizmet akdinin bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek karar verilmesi gerekir. Davalı bakımından yazılı bir sözleşme sunulmuş olsa bile, taraflar arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını içeren bir hizmet akdinin varlığının tespiti hâlinde gerçek fiili ilişkinin hizmet akdi olduğunun kabulü gerekecektir .

7.Yukarıda da açıklandığı üzere, bir kişinin işveren olması için hukuki ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip olması yanında, işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olması gerekir. İşveren konumunda olan bir işverene, kendi hizmeti yanında getirdiği işçilerle birlikte çalışması, onlar adına hareket etmesi, ücretlerini alıp dağıtması, işveren sıfatı kazandırmaz.

Bunun tipik örneği 4857 sayılı İş Kanunu’nun takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmede “İşçilerden biri, birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle sözleşme yapmaktadır” ve “işe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır.”. Takım kılavuzu ile sözleşme yapan kişinin işverenle aradaki ilişkisi iş ilişkisidir.

8.5510 sayılı Kanun'un 13 maddesinde iş kazasını oluşturan haller sayılmış ve 13/1.b maddesi uyarınca da "İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle ... meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay" iş kazası olarak tanımlanmıştır.

Bu hüküm uyarınca iş ilişkisi kapsamında çalışan, kısaca 4 (a) kapsamında olan işçi, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeni ile iş ilişkisi kapsamında; çalışmayan ise kendi nam ve hesabına yürütmekte olduğu iş nedeni ile meydana gelen ve engelli hale getiren olay iş kazası sayılacaktır. Somut uyuşmazlıkta işin yürütümünün kimde olduğu önemlidir. Zira işin yürütümü iş sözleşmesinin önemli unsuru olan bağımlılık unsurunu etkileyecektir. İşin yürütümü iş sahibinde ise işveren olup aradaki ilişki iş ilişkisi olacaktır. Kendi nam ve hesabına çalıştığı kabul edildiğinde, aleyhine iş ilişkisi nedeni ile iş kazası tespit edilen davacının işveren sıfatı ortadan kalkacak ve 5510 sayılı Kanun'un işverene yüklediği sorumluluklardan kurtulacaktır.

9.Eldeki davada; davacının 06.08.2006 tarihinde davalının evinin inşaatında kalıpçı ustası olarak gündelikçi usulü çalışırken kalıp sökme işlemi esnasında inşaatın birinci katından aşağıya düşerek iş kazası geçirdiğini, davalının iş kazasını yasal mecburiyet ve davacının talebine rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmediğini belirterek davacının davalı işverene ait iş yerinde 06.08.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve kaza neticesi oluşan maluliyet oranının tespitine karar verilmesi isteminde bulunduğu, kaza tarihinde davacı adına herhangi bir yerden bildirim bulunmadığı,

davalılardan ... adına 06.02.2006 ile 05.04.2012 tarihleri arasında özel bina inşaatı mahiyetli kanun kapsamında işyeri bulunduğu ,dinlenen tanık beyanlarından Sait'e ait evde inşaat işinin yapıldığının anlaşıldığı ve davacının söz konusu inşaatta geçirdiği kaza sonucu ambulansla alınarak hastaneye götürüldüğünün belirtildiği anlaşılmıştır

10. Mahkemece bozma üzerine davanın reddine karar verilmiş ise de, bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

11. Dosya içeriğine göre mahkemece inşaat ruhsatının davalılardan ... adına olduğu, kaza tarihi itibariyle 06.02.2006 - 05.04.2012 tarihleri arasında adına kapsama alındığı göz ardı edilmiştir. Kurumca inşaat ruhsatı nedeni ile davalı ...'na işverenlik sıfatı verilmiş ve bir işyeri tescili yapılmıştır. Bu maddi olgular ile yukarıda belirtilen hukuki değerlendirmeler kapsamında bir işyerinin varlığı da gözetilerek öncelikle davacı ile ... arasındaki ilişki irdelenmeli, aradaki ilişki somut olarak ortaya konulmalı, bu davalının işveren olduğu sonucuna varıldığı takdirde davanın kabulüne karar verilmelidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgiliye iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13506, K. 2024/239, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. Iv.istinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. A. Bozma Kararı
  9. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  10. VI. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13506
Karar No
2024/239
Tarih
18 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/13511 K.2024/655
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/13512 K.2024/316
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/13517 K.2024/237
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/13517 K.2024/304
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/13522 K.2024/185
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/13522 K.2024/674

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.