KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13658 E., 2024/5582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/125 E., 2022/1084 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Düzce 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/535 E., 2019/341 K.
Karar Metni
1.260 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket bünyesinde çalışırken 26.04.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kazanın davalı şirketin iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda gerekli önlemleri almaması nedeniyle meydana geldiğini, kaza sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranının %14 olarak belirlendiğini, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını beyanla 70.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 15.05.2019 tarihli dilekçesiyle talebini 124.145,76 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının dengesini kaybetmesi sonucu düştüğünü, olayda işverene atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 26.04.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği ve yaralandığı, davacının maluliyetinin SGK tarafından %14 olarak belirlendiği, kusur durumuna ilişkin olarak alınan 27.02.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda, meydana gelen iş kazasında davalı tarafın %70 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği; kusur durumuna ilişkin raporun dosya kapsamına ve olayın gelişimine uygun olduğu, 03.04.2019 tarihli rapora göre;
davacının 26.04.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu oluşan maddi zararın 124.145,76 TL olduğunun hesaplandığı, davacının yaralanması, kaza tarihi ve davacının kaza tarihinde 29 yaşında oluşu, ayak bileğine genç yaşta platin takılmış olması, ilgililerin olayın meydana gelmesindeki kusur oranları, davalı tarafın kazaya sebebiyet veren olayla ilgili önceden risk değerlendirmesi yaparak gerekli tüm önlemleri zamanında almamış olması,
tarafların sosyal ve ekonomik halleri, paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 124.145,76 TL'nin kaza tarihi olan 26.04.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 26.04.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, iş kazasında davalı işverenin kusurlu olmadığını, hesap raporunun hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından, kaza olayı ile ilgili olarak düzenlenen 02.10.2017 tarihli inceleme raporunda davacının 26.04.2013 tarihinde maruz kaldığı kazanın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre iş kazası olduğu, işveren davalı şirketin olayın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
İlk Derece Mahkemesince aldırılan 25.02.2018 tarihli raporda, meydana gelen iş kazası sebebiyle davalı işverenin %70 ve davacı işçinin %30 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kazanın davacının merdivenlerde kayarak düşmesi sonucu meydana geldiği, tanık beyanları da nazara alındığında işverenin kaymaz bantları kontrol edip, işlevini yerine getirmeyenleri değiştirmesini sağlaması, zeminin ıslak olup olmadığını kontrol etmesi, ıslak olması halinde gerekli önlemleri alması gerektiği, dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde yer alan tespitlere göre davalı işverenin iş kazasında kusurlu olduğu,
mahkemenin bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı, maddi tazminat miktarının tespiti açısından düzenlenen bilirkişi raporunda hesaplamalara esas alınan unsurların Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekili tarafından hesaplamaların PMF yaşam tablosuna göre yapılmaması gerektiği yönünde itirazda bulunulmuş ise de istinafa gelenin sıfatı dikkate alındığında TRH2010 yaşama tablosunun bakiye ömür hesabı daha uzun olduğundan davalı aleyhine olduğu,
bu nedenle hesaplamanın PMF1931 yaşama tablosuna göre yapılmış olması karşısında davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmediği, davacıya kurum tarafından yapılan ödemenin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin kusura isabet eden kısmının hesaplanan toplam alacaktan mahsup edildiği anlaşıldığından bu yöndeki davalı itirazının da reddine karar verildiği,
dosya içeriğine göre manevi tazminatın takdiri konusunda İlk Derece Mahkemesince kaza tarihi ile dava tarihi arasındaki süre, kusur oranları, maluliyet oranı değerlendirilerek manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, işverene atfedilen kusur oranının yüksek olduğunu, geçici iş göremezlik döneminde %100 malul olduğunun kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabında ücretin hatalı olarak dikkate alınması ve bu suretle tazminat hesabına esas ücretin fazla hesaplanmasının söz konusu olduğunu, davacının maluliyet oranının %60'ın altında olduğu durumda pasif dönem zararının hüküm altına alınmasına olanak bulunmadığını, takdir edilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğraması sonucu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 nci, 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. Somut olayda, davalı vekilinin davacı lehine kısmen kabul edilen manevi tazminat istemine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısıma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup temyiz kapsam ve nedenlerine göre ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek maddi tazminat yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13658, K. 2024/5582, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama