KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13660 E., 2024/180 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/10 E., 2021/278 K.
Karar Metni
1.058 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen Kurum işleminin iptali ve istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararını kaldırarak davanın kabulüne dair hüküm tesis eden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.03.2016 tarihli 30711655/4875091 sayılı yazı ile eksik olduğu gerekçesiyle prim ve hizmet belgelerini talep eden Kurum yazısına istinaden 15.11.2016 tarihinde 30711655/15622462 sayılı yazı ile davacı bankaya eksik ödendiği bildirilen prim borçlarının iptaline/kaldırılmasına, şirket tarafından cebri icra tehdidi altında ihtirazi kayıtlı olarak davalı Kuruma 28.11.2016 tarihinde ödenmek zorunda kalınan 9.244,73 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsil edilerek davacı şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 20.03.2017 tarihli dilekçesi ile taraf değişikliği yaptıklarını, her ne kadar Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünü davalı olarak göstermiş iseler de sehven maddi hata yaptıklarını, davalı Kurumun ... olarak kabul edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu yaptığı Kurum işlemleri Sosyal Güvenlik Kurumunca takibinin yapılması gereken ve bu sebeple davacıya eksikliklerin giderilmesi için gönderilen yazılar olduğunu, yapıldığı iddia edilen ödemenin Sosyal Güvenlik Kurumuna yapıldığını, yani yapılan işlemlerin 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklı hizmet prim borçları ile ilgili olduğunu, vekil eden kurum işlemi olmadığını, bu sebeple öncelikle davanın vekil eden yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davanın esasına girilmesi halinde davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2021 tarihli ve 2019/10 Esas, 2021/278 Karar sayılı kararıyla; fazla mesaisi ödenmeyen ...'ın iş sözleşmesinin başlangıcının 01.12.2019, ...'ın sözleşme başlangıcının 07.10.2010, ...'ün sözleşme başlangıcının 21.06.2010, ....'nın 25.02.2008, ....'ın 22.03.2010 olduğu ve 5 sözleşmenin tamamının 8 inci maddesinde fazla mesainin ücretin içinde yer alması karşısında, bu koşul geçerli kabul edildiğinde işçilerin fazla mesai alacaklarının olmadığı,
öte yandan iş müfettişi tarafından belirlenen fazla mesai tutarları ödenmemiş olduğundan ve asıl ücret dışında işçilik haklarının prime esas kazanca esas alınabilmesi için ödeme koşulu gerçekleşmediğinden, alacak hakkı olsa bile ödenmedikçe prime tabi tutulamayacağından davacının 28.11.2016 tarihinde ödediği 9.244,73-TL primin SGK'dan ödeme tarihinden yasal faizi ile iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacının 28.11.2016 tarihinde ödediği 9.244,73-TL primin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
IV.İSTİNAF
lk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 11.04.2022 tarihli ve 2022/593 Esas, 2022/1022 Karar sayılı kararıyla; davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 15.02.2023 tarihli 2022/6905 Esas, 2023/1230 Karar sayılı bozma kararında; somut olay incelendiğinde, öncelikle, eldeki davada verilen kararın dava dışı ..., ..., ..., ...ve ...'ın hak alanını da ilgilendirmesi nedeniyle, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesinde “…maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmü uyarınca, ..., ..., ..., ...ve ...'a usulüne uygun şekilde husumet yöneltilmeli, gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle sair hususlar incelenmeksizin bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, davanın hak alanını ilgilendiren işçilerin taraf olmasının sağlandığı ancak dahili davalılar herhangi bir beyanda bulunmadıkları, delil de bildirmedikleri, açıklanan bu duruma göre dosya değerlendirildiğinde: İş Kur tarafından davacı iş yerinde yapılan denetimle bir kısım iş yeri çalışanlarının fazla çalışma yaptıklarına ilişkin tespit yapıldığı,
davalı Kurumun da bu tespite dayanarak eksik işçilik bildiriminden dolayı dava konusu işlemi tesis ettiği, itiraz ve dava yönünden yasal sürelere uyulduğu ancak gerek fazla çalışma yaptığı belirlenen işçilerin sözleşmelerinde fazla çalışmaların ücrete dair olduğuna ilişkin hüküm bulunması, gerekse bu tespite bağlı olarak fazla çalışma ücretlerinin ödendiğinin sabit olmaması sebebiyle Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşılmakla; davanın kabulü ile davacının 28.11.2016 tarihinde ödediği 9.244,73-TL primin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili: Kurum işlemlerinin aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu öne sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 30.03.2016 tarihli 30711655/4875091 sayılı yazı ile eksik olduğu gerekçesiyle prim ve hizmet belgelerini talep eden Kurum yazısına istinaden 15.11.2016 tarihinde 30711655/15622462 sayılı yuzı ile davacı bankaya eksik ödendiği bildirilen prim borçlarının iptaline/kaldırılmasına, davacı şirket tarafından cebri icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla davalı Kuruma 28.11.2016 tarihinde ödenmek zorunda kalınan 9.244,73 TL. nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsil edilerek davacı şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80 inci maddesi
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13660, K. 2024/180, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama