İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/2544 K.2024/7638

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/2544Karar2024/7638Tarih3 Temmuz 2024Okuma13 dk · 2.519 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/2544 E., 2024/7638 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Temmuz 2024
Mahkemesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/3524 E., 2022/3429 K.
Karar
Esastan Ret
İlk derece mahkemesi
Antalya 6. İş Mahkemesi
Sayısı
2022/43 E., 2022/339 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.519 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı yanında kalıpçı ustası olarak çalıştığını, 27.08.2014 günü saat 09.30 sıralarında diğer davalı ...'in kullandığı vince malzeme yüklerken bu kişinin vinci aniden ve kontrolsüz olarak hareket ettirmesi sonucu sağ baş parmağının ikinci boğumdan olacak şekilde koptuğunu ve bu yolla özürlü kaldığını, olay nedeniyle Antalya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/979 esas sayılı dosyasında görülen davada bilirkişi incelemesi sonucunda davacının kusursuz görüldüğünü, kusurun davalılar arasında bölüştürüldüğünü,

yargılama sonucunda davalı ...'in cezalandırılmasına karar verildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması koşuluyla 423.645,01 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazası meydana geldiği tarihten itibaren davalı şirketin üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını, bu süreçte her zaman yanında olduğunu, maddi ve manevi desteğini eksik etmediğini, meydana gelen iş kazası nedeniyle davalı şirketin sağlık ve kaza ödemesi olarak davacının banka hesabına 01.05.2015 tarihinde 4.568,00 TL ödeme yaptığını, davacının iş kazası geçirdikten sonra da davalı şirkette hala çalışmaya devam ettiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda kazazedenin kusurunun bulunmadığı, davalı işveren Hakkum yapı firmasının %95, davalı ...'in %5 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %19,2 olduğu kabulünden hareketle; "1-Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı tutulması kaydıyla maddi tazminat miktarının 695.130,87 TL olduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 423.645,01 TL nin olay tarihi olan 27/08/2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,

2-Manevi tazminatının kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan olay tarihi olan (27.08.2014) tarihinden işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, " karar verilmiştir .

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranını kabul etmediklerini, olay nedeniyle sürekli ve geçici nitelikte meslekte kazanama gücündeki kayıp oranına itiraz ettiklerini, davacının aylık kazancının düşük tespit edildiğini, maddi tazminat davası kısmi dava olduğunun ve bir kez ıslah yapılabileceği belirtilerek verilen hükmün hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yeterli olmadığını, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davalılar aleyhine 20.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, bakiye kısmın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun istinaf Mahkemesince esastan reddine karar verildiği, reddine karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Mahkemece Antalya Briketçiler, Nalburiyeciler, İnşaat Malzemecileri ve Harfiyatcılar meslek odası tarafından bildirilen emsal ücret, TÜİK emsal ücret araştırması verisi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Fen İşleri Başkanlığı tarafından ilan edilen emsal işçilik ücretlerinin ortalamasının alınması suretiyle davacının ücretinin dönem asgari ücretinin 1,8636 katı olarak tespit edildiği ve bu doğrultuda düzenlenen hesap raporunun hükme dayanak kılındığı,

ortalama alınması şeklindeki bu uygulamanın yerinde olmadığı ve davacı tarafın aşamalarda ayrıca devamında istinaf ve temyiz dilekçelerinde ücretinin düşük olarak tespit edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmakta ise de tespit edilen 1,8636 katı ücretin davacının yaptığı işin niteliğine, mesleki tecrübesine, yaşına, tanık anlatımlarına ve dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşıldığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden.

Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamı öncesinde hükme esas alınan 07.02.2021 hesap raporunda davacının maddi zararının 423.645,01 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora süresi içerisinde itiraz edildiği, Mahkemece 18.02.2021 tarihli celsede davacı vekilinin itirazlarının reddi ile bedel arttırım dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, davacının da ara karar üzerine itiraz ve fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 24.02.2021 tarihli dilekçesi ile 423.645,01 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu,

Mahkemece 20.04.2021 tarihli 1. kararı ile maddi tazminat talebini talep gibi kabul ettiği, davacı vekilince yargılama aşamasında ileri sürdüğü itirazları yineler biçimde kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce dosyada yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle esasın incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam olunduğu, maddi zararın tespitine yönelik 16.04.2022 tarihli 2. kök raporun alındığı ve raporda davacının maddi zararının bu kez 695.130,87 TL olarak hesaplandığı,

davacı vekilince raporda belirlenen tutar üzerinden talep arttırım dilekçesi sunmak üzere süre talep edildiği, Mahkemece talep ile ilgili ara karar kurulmadığı, devamında 27.05.2022 tarihli temyize konu kararında davanın kısmen kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla önceki hüküm gibi 423.645,01 TL maddi tazminata hükmolunduğu,

2. kararının gerekçesinde ise davacının maddi zararının 695.130,87 TL olduğu ancak önceki aktüer hesap raporu doğrultusunda maddi zarar yönünden davasını ıslah ettiğini, istinaf mahkemesi kaldırma kararından sonra alınan rapor doğrultusunda bedel arttırım talebinde bulunmasının, davanın kısmi dava niteliğinde olması ile kaldırma kararından önce davasını ıslah etmiş olması dikkate alındığına ıslah hakkının sadece 1 kez kullanılabilecek olduğu değerlendirilerek talebinin reddine karar verildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107 nci maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”

Bu davadaki temel amaç ise alacağın belirsiz olması nedeni ile zamanaşımının tüm alacak için dava tarihi itibari ile kesilmesidir. Kanun'un ilgili maddesindeki gerekçeye göre “Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir.

Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur.

Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi.

Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmali ya da kusuru olmadığı hâlde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir sınırlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır.

Son dönemde, gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk hukukunda artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek "etkin hukukî koruma"nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki, miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir.

Ayrıca, miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmî davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her edâ davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur”

Bu doğrultuda HMK'nın 107 nci maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasını açabilmesi için alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlemesinin objektif olarak mümkün olmaması gerekir. Alacak miktarı biliniyorsa ya da bilinebilecek durumda ise böyle bir dava açılamaz. Çünkü bu durumda her davada arandığı gibi hukuki yarar aranacak olup alacak miktarının biliniyor ya da bilinebilecek olması halinde davacının hukuki yararından söz edilemez.

Belirsiz alacak davasında yapılan yargılama sırasında alacağın miktarının tam olarak belirlenmesi ile davacı talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilecektir. Alacağın belirli hale gelmesi sonrasında ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilirse davacının bundan sonraki yeni artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü böylesi bir durumda alacağın belirsizliği değil davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur.

Öte yandan HMK'nın 33 üncü maddesine göre "Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir." Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.

Bu açıklamalar doğrultusunda, iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak, davayı 6100 sayılı HMK’nın 107 nci maddesine dayalı "belirsiz alacak davası" olarak değerlendirerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi,

sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil; talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. (Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/3834 E - 2022/5880 K sayılı ilamı da bu yöndedir)

Ayrıca 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 107/2 nci maddesine göre "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü ihdas edilmiştir.

Öte yandan her usuli işlemde uygulanma imkanı olan ıslah müessesinin belirsiz alacak davasında da uygulanmasına engel bir durum söz konusu değildir. Ancak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ıslah ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile 177 nci maddenin 2 nci fıkrasına eklenen "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin Kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmüyle açıkça düzenleme altına alınmıştır.

Bu aşamada ıslah ile ilgili düzenlemelere de yer vermek uygun olacaktır. Şöyle ki;

Islah Kurumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 176 ncı ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Islah, davacı veya davalının, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hâkimin onayına bağlı olmaksızın belli kurallar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmesini sağlayan bir usul hukuku kurumudur.

Bilindiği üzere, usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın “zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448 inci maddesi. “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır.” hükmünü içermektedir.

Mahkeme karar tarihi itibari ile 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar ve 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas, 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında da belirtildiği üzere bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı ve bu içtihadın değiştirilmesine gerek bulunmadığı kabul edilmiş olduğundan, bozma ilamından sonra yapılan ıslah geçerli olmayacaktır.

Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 177 nci maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile eklenen fıkra ile bozmadan sonra da ıslah yapılabilmesinin önü açılmıştır. Buna göre; "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz."

Yapılan değişiklik ile kural olarak bozma ilamından sonra İlk Derece Mahkemesinde tahkikat ile ilgili bir işlem yapılması halinde iş bu tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılması mümkün hale getirilirken iş bu kuralın istinası ise yapılacak ıslah ile bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağıdır.

Somut olayda davacı vekilinin, müvekkili sigortalının iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat alacağı miktarını davanın açıldığı tarih itibariyle tam ve kesin olarak belirleyemediğinin açık olmasına göre maddi tazminat istemi yönünden davanın Mahkemece "belirsiz alacak davası" olarak kabul edilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı şekilde kısmi dava olarak kabulü hatalı olduğu gibi,

Mahkemece 24.02.2021 tarihli talep artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi ve 05.05.2022 tarihli ıslah için süre verilmesine dair davacı vekili talebinin de mükerrer nitelikte ıslah yapılacağına ilişkin bir talep olarak değerlendirilmesi isabetsizdir.

Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 177 nci maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile eklenen madde hükmü ile tahkikat işlemlerinin henüz tamalanmamış olması hususları dikkate alındığında ve davacının talebinin kabulü halinde kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunmakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılmasının yukarıda dosya kapsamına ilişkin yapılan açıklamalar ışığında söz konusu olmayacağı hususu da gözetildiğinde Mahkemece bozma sonrası ıslah yapılamayacağı değerlendirilerek davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2544, K. 2024/7638, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2544
Karar No
2024/7638
Tarih
3 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/2545 K.2024/7639
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2577 K.2024/2363
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2590 K.2024/5557
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2598 K.2024/5474
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/2603 K.2024/9080
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2604 K.2024/5438

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.