KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/2703 E., 2023/9473 K.·İncelenen Kararın
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/381 E., 2021/792 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.09.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile temyiz eden davalı ... adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 29.10.2005 günü iş kazasından yaklaşık 4 ay önce davalı ...'in işveren olduğu Ortakent beldesinde faaliyet gösteren Seçkin İzolasyon şirketinde inşaat ustası olarak işe başladığını, davalı ...'nın işi yaptıran, diğer davalı ...'in ise işi yapan olduğunu, müvekkilinin taşınmaza beton çivisi çakarken çivinin kırılması sonucu yaralandığından bahisle 79.027,45 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ya bir kusur atfedilemeyeceğini, onun işveren değil bina sahibi olduğunu, ...'in de olayda kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren yanlış çivinin davacı tarafından seçildiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.01.2016 tarih ve 2015/41 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararıyla iş kazasının meydana gelişinde davacının %30, davalı ...'nin %70 oranında kusurlu olduğu, davacının iş kazası nedeniyle %54,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi'nin 05.02.2019 Tarih, 2017/6586 Esas, 2019/625 Karar Sayılı Bozma Kararı Mahkemenin 28.01.2016 tarih ve 2015/41 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi'nin 05.02.2019 Tarih, 2017/6586 Esas, 2019/625 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın işveren olmadığı, kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir husus da bulunmadığına göre davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının sürekli iş göremezlik oranı %44,20 olarak tespit edilmiş olmasına karşın maddi zarar hesabının %54,00 oranı üzerinden yapılmasının yerinde olmadığı, Kurumca bildirilecek ilk peşin sermaye değerli gelirin rücuya tabi kısmının tazminat alacağından tenzil edilmemesinin isabetsiz olduğu,
davacının maluliyet oranının % 44,20 olduğunun nazara alınması ve Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak, davacının %44,20 sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle iş kazası sigorta kolundan bağlanması gereken gelirin ilk peşin sermaye değerinin sorulması,
müzekkere cevabından sonra rücuya tabi kısmının tazminat alacağından tenzil edilerek yeni bir hesap raporu alınması ve fakat hükme esas teşkil eden 31.07.2015 tarihli ilk hesap raporundaki donelerin dikkate alınması ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek rapor neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği, yine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 22.10.2020 tarih, 2019/101 Esas, 2020/501 Karar Sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen 22.10.2020 tarih, 2019/101 Esas, 2020/501 Karar sayılı kararla davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davacının maddi zararının 96.840,67 TL olarak tespit edildiğinden bahisle taleple bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
C.Dairemizin 08.06.2021 Tarih, 2021/2614 Esas, 2021/7853 Karar sayılı Bozma Kararı Mahkemenin 22.10.2020 tarih, 2019/101 Esas, 2020/501 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 08.06.2021 Tarih, 2021/2614 Esas, 2021/7853 Karar sayılı bozma kararı ile somut olayda Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 05.02.2019 tarihli bozma ilamına uyulması ile birlikte davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında 31.07.2015 tarihli bilirkişi hesap raporundaki doneler dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu,
diğer bir deyişle bozmadan sonra mahkemece alınan 22.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda, ilk peşin sermaye değeri tenzil edilirken rücu edilebilecek kısmın değil tamamının tenzil edilmesi şeklinde yapılan hata dışında anılan raporun bozma ilamına uygun olduğu gözden kaçırılarak bilinen dönemi değiştiren 29.03.2020 tarihli bilirkişi hesap raporu alınıp, bu rapora göre davacının maddi zararının belirlenmesinin yerinde olmadığı,
mahkemece yapılacak işin 22.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirtilen 92.714,03 TL toplam maddi zarardan, 86.097,05 TL tutarındaki ilk peşin sermaye değerinin davalı işverene rücu edilebilecek olan %70’lik kısmını tenzil ederek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibaret olduğu gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 09.12.2021 Tarih, 2021/381 Esas, 2021/792 Karar Sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 09.12.2021 Tarih, 2021/381 Esas, 2021/792 Karar sayılı kararla davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davacı lehine 32.446,10 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin 09.12.2021 Tarih, 2021/381 Esas, 2021/792 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, 16.09.2021 tarihinde karar düzeltme dilekçesi vermiş olmalarına rağmen, mahkemenin bu hususu değerlendirmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin 29.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporunu değil de 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporunu esas almasının hatalı olduğunu, 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda asgari ücret artışının hiç olmadığını, asgari ücret artışının bozmadan sonra olsa bile kazanılmış hak olarak kabul edilemeyeceğini, zira asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğunu, davalı ... yönünden vekalet ücretinin hatalı hüküm altına alındığını,
davalı ...'nin ilk Yargıtay itirazında ve ikinci Yargıtay itirazında hiç belirtmediği itirazların değerlendirilerek karar verilmesi ise fahiş hatalı olduğunu, davalının hiç itiraz etmediği hususların davalı lehine bozulmuşken, müvekkilin itiraz ettiği hususların hiç değerlendirilmeyip usuli kazanılmış hak olarak tanımlanmasının açıkça hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, tedavi giderleri hakkında karar verilmemesinin isabetsiz olduğunu, davacının gerçek ücretinin hatalı belirlendiğini,
faiz başlangıç tarihinde hata olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı ile davalı ... arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu yöndeki itirazlarının incelenmediğini beyan ederek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 492 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, itiraz ve temyiz nedenleri ile usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında davacı vekilinin bilinen dönemin ileri çekilmesi, diğer bir deyişle asgari ücret değişikliklerinin hesap raporunda gözetilerek dikkate alınmasına yönelik itirazları yerinde görülmediği gibi davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Hüküm tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesi “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda davalı ... hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı yararına A.A.Ü.T'nin 7/2 maddesi kapsamında tek ve maktu red vekalet ücreti takdiri yerine yazılı şekilde maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı red vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Mahkemenin 09.12.2021 Tarih, 2021/381 Esas, 2021/792 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 14 ve 15 numaralı bentlerinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere "14-Davalı ... davada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi 7/2. maddesi uyarınca 5.100,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine," rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'den alınmasına, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2703, K. 2023/9473, 10 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama