KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/3809 E., 2023/13240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3630 E., 2022/4003 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/132 E., 2022/310 K.
Karar Metni
883 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2013-11.12.2019 tarihleri arasında davalı işveren yanında aralıksız çalıştığını belirterek yıllara göre prime esas gerçek kazancının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Grup Yapı Ürünleri Alüminyum Sanayi Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının müvekkili şirkete ait fabrikanın kurulum aşamasında 1225633 sicil numaralı işyerinde 1 aylık dönem için "Makina Kurma ve Tesisat İşi-Makina Kurma ve Tesisat İşçisi" olarak 01.04.2013-30.04.2013 tarihleri arasında 1 ay çalıştığını, sigorta girişinin ve sigortasının kesintisiz yatırıldığını, devamında 01.05.2013-10.12.2019 tarihleri arasında 1239211 sicil numaralı işyerinde Metal İşçisi olarak çalıştığını, davacının buradan da sigortasının kesintisiz yapıldığını, hizmet süresinde bir kaybı bulunmadığını, davacının asgari ücret ile çalıştığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurumun yapmış olduğu işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu, 5510 sayılı Kanunun 86/1 maddesi uyarınca çalıştırılan işçilerin sigorta prim ödeme gün sayıları, sigorta primlerini gösterir belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyeti işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen dönem ve kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını belirterek haksız ve yersiz olan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili özetle, dosyada emsal ücret araştırmalarının yapıldığını, asgari ücretten yüksek ücret ile çalıştığının bu yazılı deliller ile kanıtlandığını, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle, Kurum kayıtları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirildiğinde, davacı iddialarının yazılı kayıt ile kanıtlanamadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde görüldüğü belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2.1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi.
2.2 Prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287).
Çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288 inci (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesi) maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288 inci(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesi) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir.
Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir.
Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nun Geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289 uncu maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3809, K. 2023/13240, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama