İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/4712 K.2023/4439

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle 01.01.2020 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece…

Esas2023/4712Karar2023/4439Tarih25 Nisan 2023Okuma14 dk · 2.889 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/4712 E., 2023/4439 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Nisan 2023
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/113 E., 2023/229 K.
Karar
Esastan red
İlk derece mahkemesi
... 9. İş Mahkemesi
Sayısı
2022/708 E., 2022/34 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.889 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet zammı süresi nedeniyle 01.01.2020 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tespiti için Muratpaşa Sosyal Güvenlik Kurumu'na 08.11.2018 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu, Kurumun 28.12.2018 tarihli yazısı ile müvekkilinin 52 yaşını doldurduğu 15.10.2025 tarihinde emekli olabileceğinin bildirildiğini, yapılan hesaplama ve verilen cevabın hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğunu,

müvekkilinin hizmet başlangıç tarihinin 15.10.1991 olup, 1396 gün yani 3 yıl 10 ay 16 gün fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geri çekilmesi gerektiğini, geri çekildiği zaman müvekkilinin hizmet başlangıç tarihinin 29.11.1987 tarihi olacağını ve emeklilik yaşının 50 olacağını, 50 yaşını doldurduğu tarihin ise 15.10.2023 olacağını, bu tarihten de fiili hizmet zammı süresinin tamamı tadar indirim yapılması gerektiğini belirterek, müvekkilinin hak etmiş olduğu 1396 gün yani 3 yıl 10 ay 16 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine,

geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek emeklilik tarihinin 29.11.2019 olduğunun tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, fiili hizmetin geçtiği tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un uygunlanması gerektiğini kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dosyada yapılan incelemede, 15.10.1973 doğumlu davacının, 30.09.1991 tarihinde Hava Harp Okuluna öğrenci olarak başladığı, 30.8.1995 tarihinde mezun olup teğmen nasbedildiği, 28.2.2011 tarihinde istifaen görevinden ayrıldığı, teğmen nasbedildiği tarihi takip eden aybaşı olan 15.09.1995 tarihinden istifaen görevinden ayrıldığı tarihi takip eden ay sonu olan 14.03.2011 tarihine kadar geçen toplam 15 yıl 6 ay hizmetine karşılık 3 yıl 10 ay 15 gün filli hizmet süresi zammı verildiği, Hava Harp Okulunda 30.9.1991-30.8.1995 toplam 23 yıl 3 ay 15 gün hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

SGK, fiili hizmet süresi zammının gerek 5434 sayılı Kanun, gerekse de 5510 sayılı Kanun uyarınca sigortalıların fiilen çalıştıkları sürelere ilave olarak verilen bir hizmet olup, fiili hizmet zammı süresinin ilgilerin sigortalılığının başladığı tarihten önceki süreye götürülerek sigortalılık başlangıç tarihinin değiştirilmesine imkan bulunmadığını, davacının da sigortalılığının Hava Harp okulunda askeri öğrenci olarak öğrenime başladığı 30.09.1991 tarihini takip aybaşı olan 15.10.1991 tarihinden başlatılmış olup, Türk Sihalı Kuvvetlerinde subay olarak geçen çalışmalarına karşılık ilave bir süre olarak verilen 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının bu tarihten geriye götürülmesine imkan bulunmadığını belirterek, davacının talebini reddetmiştir.

15.10.1973 doğumlu davacının, 30.09.1991 tarihinde Hava Harp Okuluna öğrenci olarak başladığı, 30.8.1995 tarihinde mezun olup teğmen nasbedildiği, 28.2.2011 tarihinde istifaen görevinden ayrıldığı, teğmen nasbedildiği tarihi takip eden aybaşı olan 15.09.1995 tarihinden istifaen görevinden ayrıldığı tarihi takip eden ay sonu olan 14.03.2011 tarihine kadar geçen toplam 15 yıl 6 ay hizmetine karşılık 3 yıl 10 ay 15 gün filli hizmet süresi zammı verildiği, Hava Harp Okulunda 30.9.1991-30.8.1995 tarihleri arasında geçen 3 yıl 11 aylık askeri öğrencilik süresi de ilave edilmek suretiyle toplam 23 yıl 3 ay 15 gün hizmetinin bulunduğu,

14.07.2011-30.05.2021 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında sigortalı çalışmalarının bulunduğu, dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığı şartları değerlendirildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi Olarak Geçen Hizmetlerin birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı,

davacının 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarından elde ettiği 1.395 gün fiili hizmet süresinin davacının 5434 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığının başladığı 30.09.1991 tarihinden indirilmesi halinde bulunan sigortalılık başlangıç tarihi olan 15.11.1987 tarihinde davacının 18 yaşını ikmal etmediği, 506 sayılı Kanun'u 60/G maddesi gözetilerek,

davacının 18 yaşını ikmal tarihi olan 15.10.1991 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, SGK'nun 04.12.2020 tarihli cevabi yazısında da bildirildiği üzere, SGK'nca sigortalılık başlangıç tarihinin zaten 15.10.1991 olarak esas alındığı,15.10.1991 sigortalılık başlangıç tarihine göre 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-ı bendi kapsamında 25 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları ve en az 5525 gün prim ödeme günlerinin bulunması şartlarına tabi olduğu, davacının 52 yaş ikmal tarihinin15.10.2025 tarihi olduğu,

bu süreden fiili hizmet süresi olan 1.395 günün indirilmesi ve işten ayrılma koşulu yerine getirilmesi halinde davacının yaşlılık aylığı şartlarının 01.12.2021 tarihinde oluştuğu dikkate alındığında, davacının yaşlılık aylığı şartlarının gerçekleşme tarihi olarak 29.11.2019 tarihi olarak kabulü mümkün olmadığından,

tahsis talep tarihi olan 27.12.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı için yasal şartları taşımadığından tahsis talebinin reddine, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamındaki 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaşlılık aylığına hak kazanacağı tarihte tahsis şartlarının hesaplanmasında (18 yaş ikmal tarihi dikkate alınarak) sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı vekili, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, fiili hizmetin geçtiği tarih itibariyle 506 sayılı Kanun'un uygunlanması gerektiğini kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Davacı vekili, kendisi ile aynı durumda bulunan bazı devre arkadaşlarının dava açmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazandıklarını, esasen tüm taleplerinin yerine getirilerek kendisine yaşlılık aylığı tahsisi gerektiğini bunun aksine verilen kararın yerinde olmadığını ve bu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 15.10.1973 doğumlu davacının, 30.09.1991 tarihinde Hava Harp Okuluna öğrenci olarak başladığı, 30.8.1995 tarihinde teğmen olarak mezun olduğu 28.2.2011 tarihinde istifa ederek görevinden ayrıldığı, teğmen olduğu tarihi takip eden aybaşı olan 15.09.1995 tarihinden istifa ederek görevinden ayrıldığı tarihi takip eden ay sonu olan 14.03.2011 tarihine kadar geçen toplam 15 yıl 6 ay hizmetine karşılık 3 yıl 10 ay 15 gün filli hizmet süresi zammı verildiği.

Hava Harp Okulunda 30.9.1991-30.8.1995 tarihleri arasında geçen 3 yıl 11 aylık askeri öğrencilik süresi de ilave edilmek suretiyle toplam 23 yıl 3 ay 15 gün hizmetinin bulunduğu. 14.07.2011-30.05.2021 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında sigortalı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi Olarak Geçen Hizmetlerin birleştirilmesi Hakkındaki 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarından elde ettiği 1395 gün fiili hizmet süresinin davacının 5434 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığının başladığı 30.09.1991 tarihinden indirilmesi halinde bulunan sigortalılık başlangıç tarihi olan 15.11.1987 tarihinde davacının 18 yaşını ikmal etmediği, 506 sayılı Kanun'u 60/G maddesi gözetilerek,

davacının 18 yaşını ikmal tarihi olan 15.10.1991 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Kurumun 04.12.2020 tarihli cevabi yazısında da.

Kurumca sigortalılık başlangıç tarihinin zaten 15.10.1991 olarak esas alındığı, 15.10.1991 sigortalılık başlangıç tarihine göre 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-ı bendi kapsamında 25 yıllık sigortalılık süresini ve 52 yaşını doldurmaları ve en az 5525 gün prim ödeme günlerinin bulunması şartlarına tabi olduğu, davacının 52 yaş ikmal tarihinin 15.10.2025 tarihi olduğu, bu süreden fiili hizmet süresi olan 1395 günün indirilmesi ve işten ayrılma koşulu yerine getirilmesi halinde davacının yaşlılık aylığı şartlarının 01.12.2021 tarihinde oluştuğu dikkate alındığında; davanın kısmen kabul, kısmen red kararında herhangi bir hata görülmemiştir.

Bu nedenle, ilk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyizinde, davacı vekili, kendisi ile aynı durumda bulunan bazı devre arkadaşlarının dava açmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazandıklarını, esasen tüm taleplerinin yerine getirilerek kendisine yaşlılık aylığı tahsisi gerektiğini bunun aksine verilen kararın yerinde olmadığını ve bu kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin hem yaş haddinden hem de sigortalılık başlangıcından indirilmesinin mümkün olmadığı, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Kanun kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.

5434 sayılı Kanun'un 10 uncu kısmında (31 inci ila 34 üncü maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11inci kısmında (35 ila 38 inci maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.

5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32 nci maddesinde.

İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32 nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da,

Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34 üncü maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.

Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde de, 32 nci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.

5434 sayılı Kanunda düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35 inci maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36 ncı maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.

506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.

506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesinde de "Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60 ıncı ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Konu, son olarak 5510 sayılı Kanun'un ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.

5510 sayılı Kanun'un “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1 inci maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında,

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür.

Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.

2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.

Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun'un kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”,

iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı,

5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak,

5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.

Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ınc ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,

sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma,

sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması,

kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4712, K. 2023/4439, 25 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4712
Karar No
2023/4439
Tarih
25 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/4712 K.2023/6145
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/4713 K.2023/5346
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/4713 K.2023/6146
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/4713 K.2023/3892
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/4714 K.2023/6147
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/4715 K.2023/6148

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.