KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/5775 E., 2024/10409 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/872 E., 2021/953 K.
- İlk derece mahkemesi
- Soma 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/430 E., 2021/65 K.
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı .... adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle ... İşletmesi Müessese Müdürlüğü ile ... A.Ş. aleyhine dava açarak dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, aşamalarda davasını ıslah eden davacı taraf maddi tazminat istemini 88.984,98 TL’ye çıkarmakla birlikte başvuru harcı yatırmak suretiyle 100.000,00 TL de manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşladır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava dilekçesinde davalı olarak ... Müessese Müdürlüğünün gösterildiği, ...’nin ana statüsü üzerinde yapılan incelemede 2. madde gereğince ... Müessese Müdürlüğünün TKİ Genel Müdürlüğünden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunduğu, ... Müessese Müdürlüğünün kazanın meydana gelmesinde bir kusuru olmadığı, yapılan hizmet alım sözleşmesinin TKİ ile yapıldığı, ruhsat sahibinin de TKİ olduğu anlaşıldığından bahisle davalı ... bakımından davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı ... A.Ş. yönünden ise maddi tazminat isteminin kabulüne, yine davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya konu iş kazasının meydana geldiği ... mevkiinde yer alan kömür ocağının asıl işvereninin ... İşletmesi Müessese Müdürlüğü olduğunu, bu işyerinin önce ... A.Ş.’ye, ardından ... A.Ş.’ye rödovans sözleşmesi ile devredildiğini, asıl-alt işveren ilişkisinin açık olduğu bu durumda her iki şirketin meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, ...
İşletmesinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak TKİ Genel Müdürlüğüne bağlandığını, dolayısıyla bu kuruma husumet yöneltilmesinin temsilcide yanılma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, SGK vizite kağıdında dahi kazanın ... işyerinde meydana geldiğinin belirtildiğini, rödovans sözleşmesi gereği kontrol ve denetim yükümlülüğü TKİ’ye ait olduğundan, bu yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle sorumluluğun doğduğunu, kazanın meydana geldiği dönemde bu denetim görevini ihmal eden kamu işvereninin mutlak sorumlu olduğunu,
Mahkemenin ret gerekçesinin daha önce emsal dosyalarda Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek hukuka aykırı bulunduğunu, davacının devrinin rızası alınmadan gerçekleştirilmiş olmasının asıl işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, ayrıca zayıf durumda olan işçinin korunması ilkesi gereği TKİ’nin sorumluluğunun devam ettiğini, tazminat hesabına esas ücretlerde geleceğe dönük sistem değişiklikleri ve gerçek ücret artışlarının dikkate alınmadığını, belirli dönemlerdeki ücret verileri net olarak biliniyor iken varsayımsal artışlarla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bu yönüyle de kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünün iki taşra teşkilatından biri olup da ana statüsünün 2. maddesi gereğince Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünden ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ... İşletmesi (...) Müessesesi Müdürlüğünün 28.01.2021 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararından önce Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun 12.05.2017 tarih ve 14/118 sayılı kararı ile tüzel kişiliğinin kaldırılıp işletme müdürlüğüne dönüştürülmek suretiyle Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlandığı anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Somut olayda, tüzel kişiliği ortan kalkmış olan diğer bir deyişle taraf ehliyeti bulunmayan ... İşletmesi (...) Müessesesi Müdürlüğü yönünden davanın esası hakkında karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; ... İşletmesi (...) Müessesesi Müdürlüğünün devredildiği Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünü davaya dahil ettikten sonra aşamalarda alınan kusur ve hesap raporlarıyla toplanan diğer delilleri, ıslah dilekçesini etmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5775, K. 2024/10409, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama