KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/6585 E., 2024/7972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/440 E., 2021/1477 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Edirne 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/462 E., 2020/603 K.
Karar Metni
2.610 kelime·13 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, muris ...'ın davalıya ait işyerinde kaynak ustası olarak çalışmakta iken depo imalatı sırasında yüksekten düşerek beyin kanaması geçirmesi suretiyle 19/08/2017 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiğinini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere murisin eşi ve çocukları için her bir davacı için 5.000 TL maddi tazminat utarlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek, her bir davacı için 80.000 TL tutarında manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili, 01.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı eş ... için 351.621,95 TL, çocuk ... için 185.116,32 TL, ... (19.04.2018 tarihinde vefat etti)için 5.269,73 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, zaman aşımı itirazında bulunarak kazanın oluşumunda müvekkilinin tam kusurlu olmadığını, müteveffaya gerekli eğitimin verilerek gerekli ekipmanların işçinin her zaman ulaşabileceği yerde sağlandığını, davalı şirketin kusursuz olması nedeni ile maddi tazminattan sorumlu olamayacağını, manevi tazminatın ise fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce 29.06.2018 tarihinde kaza mahallinde keşif icra edilmiş dosya kül halinde işçi sağlığı iş güvenliği konularında uzman bilirkişi kuruluna tevdii edilerek 30.10.2018 ve 28.02.2019 tarihli raporlar alınmıştır. Buna göre; davalı işveren’in olayda %45, dava dışı ... OSGB'nin %45, kazazede ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Alınan bu kusur oranının dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya yeterli görülmüştür.
Davacıların maddi zararlarının hesaplanması amacıyla hesap bilirkişisinden rapor alınmış olup, 17.07.2019 tarihli rapor ve 29.06.2020 tarihli ek rapor alınmıştır. Yeni bir bilirkişiden 14.10.2020 tarihli hesap raporu alınmıştır. Davacı davasını 01.08.2019 tarihinde ıslah etmiştir.
Hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan davacı ... için 213.817,48 TL, ... için 94.492,90 TL maddi zarar miktarının hüküm altına alınmasına, davacı ...'ın maddi zararının Kurum ödemeleri ile karşılandığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar her bir davacı için 80.000,00 TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Bu nitelikteki davalarda olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur oranı, paranın satın alım gücü, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde, hak ve nesafet kuralları göz önünde bulundurularak makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının malul kalmasının manevi bütünlüğünde çöküntüler oluşturabileceği, manevi tazminat miktarının felaketin tekrar özlenir hale gelecek miktara da ulaşmaması,
bu miktarın öç alma duygusunu kısmen yatıştıracak ve içindeki manevi çöküntüyü bir nebze olsun giderecek miktarda olması kriterleri ve ülkemizin ekonomik ve sosyal durumu, davacının aynı şekilde belirlenen durumları, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı da dikkate alındığında kazazedenin eşi olan ... için 60.000,00 TL, kazazedenin oğlu olan ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı ...'ın manevi tazminat talebi bakımından; Selimiye Polis Merkezi tarafından dosya kapsamında mevcut olan mali sosyal durum araştırmasında çalışmaya engel hali olup olmadığı kısmında %99 ağır özürlü çocuk olarak belirtildiği, davacının yargılama sırasında 19.04.2018 tarihinde vefatı ile manevi tazminat ile kavuşulacak manevi çöküntüyü giderme amacının gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığı ve manevi acılarının son bulduğu vicdani kanaatiyle manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. .." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,
Davacı eş ... için 213.817,48 TL maddi tazminat ve 60.000,00 TL manevi tazminatın, Davacılardan ... için 94.492,90 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın 24.08.2017 gününden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacılardan ...'ın maddi ve manevi tazminatı isteminin reddine, Davacıların fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, iş güvenliği uzman heyetinin asıl ve ek raporu ile SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı raporunda ... ...'ın %10 kusuru esas alınarak tazminat hesaplamalarının yapıldığı, esasen müteveffaya atfedilebilecek bir kusur olmamakla birlikte, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda tazminat hesabının eksik yapıldığı, müteveffanın son net ücretinin 1.745,27 TL olduğu varsayılarak tüm hesaplamaların yapıldığı, bu noktada müteveffanın 30 yıllık tecrübesi karşılığında ücretinin bu derece düşük olamayacağı hususunun raporda göz ardı edildiği, Raporda belirtilen ücretin tecrübesiz bir kaynak işçisi ücreti olduğu,
oysa ki müteveffanın 30 yıl tecrübeli olduğu, dosya içeriğinde yer alan sendika yazı cevabında; toplu iş sözleşmesi kapsamındaki 30 yıl tecrübeli kaynak ustasının net 3.328 TL ücret alabileceğinin belirtildiği, Toplu İş Sözleşmesi kapsamında yer almanın getireceği avantajdan arındırıldığında 30 yıl tecrübeli bir kaynak ustasının (dinlenen tanıkların da net biçimde ifade ettiği gibi) aylık net 2.800 TL ücret almakta olduğu, yerel mahkeme kararının öncelikle bu nedenle kaldırılması gerektiği,
Ayrıca, manevi tazminat miktarları gerek yükesk Yargı içtihatları ile ve gerekse Edirne İş Mahkemesinin kendi kararları ile çelişir biçimde düşük takdir edildiği,
Diğer yandan, dava devam ederken vefat eden ... yönünden, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, hatta ... çin reddedilen bu manevi tazminat miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği,
..., engelli de olsa, babası ile iletişimi güçlü olan bir çocuk olduğu, nitekim babasının vefatının üzerinden bir sene geçmeden vefat etmiş olmasının da bunun kanıtı olduğu, engelli olması onun manevi acı çekmediğini göstermeyeceği, dava devam ederken vefat etmiş olması da mirasçıları lehine manevi tazminata hükmedilmesinin önünde engel olmadığı, nitekim her davanın açıldığı andaki durum ve koşullara göre değerlendirileceği, dava açıldıktan 6 ay sonra vefat etmiş olan ... ehine manevi tazminata hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğu, yerel mahkeme kararının bu yönüyle dahi açıkça hukuka aykırı ve hatalı olduğu, belirtilerek karar istinaf edilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, öncelikle zamanaşımı itirazında bulundukları, davada zamanaşımı süreleri dolmuş olup, davacının öncelikle bu sebeple reddi gerektiği,dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığı, müvekkili şirkette görev yapan her personele, üstlendiği görevin gerektirdiği koruyucu ekipmanların davalı müvekkili şirket tarafından verildiği, tanık beyanları ile de bu hususun doğrulandığı,
Davalı müvekkili şirketin tüm sayasında yapılan işle uyumlu ve yeterli miktar ve büyüklükte uyarı levhaları bulunmakta olup, davacının bu levhaların sonradan konulduğuna dair iddiasının doğru olmadığı,
Koruyucu ekipman kullanımı konusunda eğitime de tabi tutulan ... işçinin, söz konusu ekipmanları kullanması hususunda amirleri tarafından sözlü olarak uyarıldığı,
Davalı müvekkili şirketin kusur durumuna ilişkin yapmış oldukları itirazların Yerel Mahkemece dikkate alınmadığı, ancak, aynı konuya ait olan ve Edirne 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/277 E. sayılı derdest yargılama dosyasında tarafların kusur durumlarına dair keşif yapıldığı ve hazırlanan bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirketin %50, iş güvenliği uzmanı olarak görev yapan ... OSGB'nin %25, ... işçinin ise %25 oranında kusurlu bulunduğu,
Aynı hukuku dayanak sebebiyle hazırlanan aynı konuya ait raporlardan Yerel Mahkemenin yargılamasında %10 kusurlu bulunan ... işçinin diğer raporda %25 kusurlu bulunduğu, bu çelişkinin kabul edilebilir tarafı bulunmadığı için çelişkinin giderilmesi hususunda yapmış oldukları itirazların Yerel Mahkemece değerlendirilmediği,
Müteveffanın o an için bulunmaması gereken yerde ve aldığı tüm eğitimlere, talimatlara ve uyarılara rağmen koruyucu ekipmanını bağlamaksızın çalıştığı,
Davalı müvekkili şirket bünyesinde birkaç aydır mesai yapan ... işçinin herhangi bir itirazı kayıt ileri sürmeksizin aldığı maaşı banka kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere gerçek maaşı olup, asgari ücret düzeyinde olduğu,
Hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğu, manevi tazminatın hakkaniyete uygun olması gerektiği, belirtilerek karar istinaf edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut uyuşmazlıkta; yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, olayın meydana geliş şekli, kazalının ölümü nedeniyle eş ve çocukları olan davacıların yaşadığı elem ve ızdırabın derecesi, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, manevi tazminat verilmesine ilişkin temel hukuk ilkeleri, hak ve nesafet kuralları gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu ve manevi tazminatın tespitine ilişkin sayılan kriterlerin her bir hak sahibi için farklı derecelendirmeye tabi tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin aksine itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak, İlk Derece Mahkemesince, adına velayeten dava açılan ...'ın %99 ağır özürlü olduğu ve 19.04.2018 tarihinde yargılama sırasında vefatı ile manevi tazminatla kavuşulacak manevi çöküntüyü giderme amacının gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığı ve manevi acılarının son bulduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
Manevi tazminat hakkı kural olarak zarar görene ait bir hak olup zarar gören ölmeden önce dava açmış olması durumunda manevi tazminat isteme hakkı mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar açılmış davaya devam edebilirler.
...'ın dosyaya temin edilen nüfus kayıt örneğine göre mirasçılarının eldeki davanın davacılarından ibaret olduğu dolayısıyla mecburi dava arkadaşı olan mirasçıların taraf sıfatıyla temsil edildikleri anlaşılmakla yargılamaya devam olunmasında usuli eksiklik bulunmadığı değerlendirilmiş, Öte yandan, kaza tarihinde 17 yaşlarında olduğu anlaşılan ...'ın %99 özürlü bulunması sebebiyle babasıyla duygusal bağ kurmadığını, babasının ölümü sonucu onun verdiği bakım, ilgi, sevgi ve şefkatten yoksun kalmayacağını kabul etmek hakkaniyete aykırı olacağından manevi tazminat talebinin reddi hatalı olmuştur.
Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, ... mirasçılarına verilmek üzere takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi yönünde yeniden karar verilmiştir... " gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak
Davanın kısmen kabulüne,
1. Davacı eş ... için 213.817,48 TL maddi tazminat ve 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden 24.08.2017 gününden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Davacılardan ... için 94.492,90 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden 24.08.2017 gününden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Davacılardan ... ... için tayin olunan 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden 24.08.2017 gününden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak ... ...'ın mirasçıları olan davacılara verilmesine,
4. ... yararına maddi tazminat alacağı bulunmadığından davacı taleplerinin reddine,
5. Fazlaya dair isteklerin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri istinaf dilekçe içeriğini tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Dava, 19.08.2017 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, kaynak ustası işyerinde depo çatı onarımı esnasında çatıdan inmeye hazırlanırken dengesini kayberederek 6-7 m üzerinden kafasının üzerine düşerek 24.08.2017 tarihinde hastanede vefat etmiş olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikat raporunda olayın iş kazası sayıldığı ve işveren şirketin %90,kazalının %10 ağır kusurlu olduğu,anılan iş kazasına ilişkin Edirne 7. Asliye Ceza Mahkemesinde E.2019/277 esasa kayden açılan kamu davasında, davalı işyerinin iş güvenliği konusunda sözleşme ile hizmet satın aldığı dava dışı ...
İş Güven. Ltd. Şti. çalışanlarından sanık ... (işyerinde B sınıfı iş güvenliği uzmanı), ... ... (işyerinde A sınıfı iş güvenliği uzmanı), ... (C sınıfı iş güvenliği uzmanı), ... (... Ltd.Şti. İş yeri hekimi) ile ... Boru Ltd. yetkilisi ... Karşı hakkında Mahkemece aldırılan kusur raporunda ...'ın %25-tali kusurlu, ...'ın kusursuz, ...'un kusursuz, ...'ın kusursuz, kazalının %25-tali kusurlu, işveren davalı ... Boru Ltd.
Şti.'nin %50-asli kusurlu bulunduğu, dava sonucunda ...,... ve ... hakkında beraat kararı verildiği, Tarakya Boru Ltd.
Şti. ortağı-yetkilisi ... hakkında 11 ay 10 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, ... hakkında da 1 yıl 8 ay hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan kararlar kesinleşmiş, yine SGK tarafından davalı işverene karşı Edirne 2. İş Mahkemesinde E.2021/90 sayılı dosya üzerinden açılan rücu davasında davalı işverenin %90, kazalının %10 kusurlu bulunduğu anlaşılmış, işbu davada alınan 30.10.2018 tarihli kusur raporu ile aynı bilirkişi heyetinden alınan 28.02.2019 tarihli kusur raporlarında, %10 kazalı, %45 davalı işveren,
%45 kusurun ise davalı işyerinin iş güvenliği uzmanlığını sözleşme karşılığı üstlenen dava dışı ... Ltd. Şti.'ne verildiği böylelikle SGK müfettiş raporu, ceza, rücu ve dosya kapsamında alınan kusur oran ve aidiyetlerinin çeliştiği, Mahkemece anılan çelişkiler giderilmeden anılan raporun hükme esas alınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
3.İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, hükme esas alınan kusur raporunun, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, beyin kanamasında kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da bedensel faktörler olarak etkili olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği ve bu durumun olayın uygun illiyet bağını oluşturabileceği ve kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır.
Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, Mahkemece yapılacak iş; kazaya ilişkin müfettiş raporu, ceza, rücu dosyaları ile işbu dosya kapsamında alınan kusur raporlarında belirtilen kusur oran ve aidiyetler arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden belirtilen esaslara uygun bir kusur raporu alınmalıdır.
4.Dosya kapsamından; davacılar vekilince dava dilekçesinde murisin iş yerinde 2.800,00 TL net ücretle çalıştığının belirtildiği, Mahkemece emsal ücret araştırması yönünde, davacının sendikalı olduğuna dair bir iddia olmamasına karşın sendikalara müzekkere yazıldığı, TÜİK'den emsal kazanç sorgulama bilgisinin geldiği, başkaca araştırmanın yapılmadığı, aldırılan 17.07.2019 tarihli tarihli hesap raporu ile 29.06.2020 tarihli ek raporlarda.
17.07.2019 tarihli hesap raporunda davacı tarafın iddası olan 2.800 TL net ücret (asgari ücretin 1,99 katı) ile asgari ücrete göre alternatifli hesaplama yapıldığı, 29.06.2020 tarihli ek hesap raporunda bunlar haricinde Birleşik Metal Sendikası tarafından bildirilen ve döneminin asgari ücretinin 2,29 katı olan ücret üzerinden olmak üzere üç alternatifli hesaplama yapıldığı, alınan 14.10.2020 tarihli ek hesap raporunda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca açıklanan rayiç işçilik tutarına göre hesaplama yapılmış ve Mahkemece anılan hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemece yapılacak iş; davacılar murisinin iş kazası tarihindeki yaşı, mesleğindeki kıdemi ve iş kazası tarihinde yaptığı kaynak ustalığı işi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları ile davacının sendikalı işçi olduğuna dair bir kaydının da bulunmaması nedeniyle çalıştığı iş koluna ait sendika haricindeki meslek odalarından ücret araştırması yapılarak, davacının ücret konusundaki talepleri de aşılmamak suretiyle tespit edilecek ücret üzerinden hesap yaptırmak, suretiyle alınacak raporu hükme esas alarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6585, K. 2024/7972, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama