KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/7178 E., 2024/12251 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/316 E., 2023/418 K.
- İlk derece mahkemesi
- Karabük İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/195 E., 2022/207 K.
Karar Metni
1.771 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki ölümlü iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisinin montaj elemanı olduğunu, davalı ...'ın üst işveren olduğu inşaatta diğer davalının işçisi olarak çalıştığını, davacıların murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, meydana gelen iş kazasında iş güvenliğine ilişkin gerekli tedbirleri almayan işverenin tam kusurlu olduğunu iddia ederek maddi tazminat ve manevi tazminat (... için 120.00,00, ..., ... ve ... için 100.00,00'er TL) taleplerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Korkmazlar Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi kusuruyla iş kazası geçirdiğini, kazanın oluşumunda işverenin herhangi bir kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...
Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkil şirketi üst işveren olarak nitelendirdiğini, bu nitelendirme neticesinde müvekkil şirketin olası bir zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu iddia ettiğini, somut olay değerlendirildiğinde davalının üst işveren olmadığını, diğer davalı şirketin bağımsız bir işveren olarak kabulünün gerektiğini, üst işveren olarak kabul edilebilmesi için somut olaydaki iş kazasının gerçekleştiği iş alanı olan inşaat alanında faaliyet göstermesi ve bu alanda işçi çalıştırması şartı arandığını, müvekkil şirketin demir çelik sektöründe faaliyet gösterdiğini,
taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde müvekkille diğer davalı arasında yapılan sözleşmenin anahtar teslimi işe ilişkin olduğu ve diğer davalının bağımsız bir işveren olarak kabul edilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle davanın Sampo Japan Sigorta A.Ş'ye ihbar edilmesine, somut olayda müvekkil şirketin üst işveren olarak kabul edilmesinin mümkün olmaması dolayısıyla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle,davacının iş kazası geçirdiği, vefat ettiği, davalı işverenlerin %90, davacıların murisinin ise %10 kusurlu olduğu gerekçesiyle, "1-Davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile davacı ... yönünden 329.374,33 TL, davacı ... yönünden 116.290,32 TL, davacı ... yönünden 46.698,89 TL ve davacı ... yönünden 14.420,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
2-Manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile davacı ... yönünden 100.000,00 TL, davacı ... yönünden 60.000,00 TL, davacı ... yönünden 60.000,00 TL ve davacı ... yönünden 60.000,00 TL manevi tazminat bedelinin kaza tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı taraflara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, İlk Derece Mahkemesince hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosya kapsamıyla çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ile vakıa değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine ...
" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle: ihale makamı olduklarını, asıl işveren olmadıklarını, ayrıca olayın meydana gelmesinde kusursuz olduklarını, asgari %30 kaçınılmazlık olduğunu, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu, TUİK verilerinin gözetilemeyeceğini, sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin Moser ya da Sauffer tablosuna göre belirlenmesi gerekirken AYİM tablosuna göre belirlendiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden ...'nun eşi ve çocukları tarafından davalılara karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren ve ... akti kavramlarının açıklanması gerekmektedir.
4857 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6.maddesi ile de asıl işveren, bu Kanun'un işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden ... hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir.
Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur".
Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur.
Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım iş yerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
İş kazası ve dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde ... sözleşmesi; “Yüklenicinin bir ... meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
... sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek ..., aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise ... sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, ... sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise ... sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.
... sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir ... meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir ... getirilmesine de ilişkin olabilir.
... sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise ... sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. (YHGK’nın 14.11.2019 ve 2016/21-627 E- 2019/1192 K sayılı ilamı da bu yöndedir)
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; "... Çelik Sanayi ve Tic. A.Ş." ünvanlı işverenlik tarafından yaptırılan, Zopran Köyü OSB içerisinde bulunan Fabrika İnşaatının Çelik Konstrüksiyon Kaplama İşi yapımını üstlenen "Korkmazlar Refrakter Montaj Müh.metal Çelik. Kons. İnş Har. Kumlama Boyama İzolasyon San. ve Tic. Ltd.
Şti." ünvanlı işverenlik bünyesinde montaj ustası olarak çalışan ...’nun, 25.04.2018 tarihinde, yaklaşık 21 metre yükseklikteki fabrikanın çatısı üzerinde, çelik konstrüksiyon çatı montajı işlerini yapmak için bulunduğu sırada, çatının makas diye tabir edilen parçasını yerine monteye etmeye çalışırken, yakalaşık 5 ton ağırlığındaki çelik makasın vidalarından kurtulup üzerine düşerek kolunu kopardığı ve aynı gün vefat etmesi ile sonuçlanan olayda, davalı Orman İşletme Müdürlüğünün iş kazasının gerçekleşmesine bir dâhilinin bulunmadığının ve davalı ...
Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin demir çelik alanında faaliyet gösterdiği, faaliyet alanının inşaat olmadığı, 28/09/2017 tarihli sözleşme ile fabrika inşaatının diğer davalıya verildiği, sözleşmenin 5. maddesinde yapılan işin denetiminin sözleşmeye uygun yapılıp yapılmadığını kendi çalışanları tarafından denetleyeceği, bu sözleşme hükmünün davalıyı asıl işveren konumuna getirmeyeceği, dosya kapsamındaki delillere göre;
davalılar arasındaki ilişkinin asıl – alt işveren ilişkisi olarak değerlendirmenin mümkün olmamasına ve taraflar arasındaki ilişkinin bir istisna (...) akti olarak değerlendirilmesinin gerektiğinin açıkça anlaşılabilir olmasına göre; davalı ... 'in asıl işveren sıfatıyla hükmedilen tazminatlardan diğer davalı Korkmazlar Refraktör ile beraber sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş davalı ... Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkındaki davayı reddetmek, diğer davalı tarafça kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hakları gözeterek karar vermekten ibarettir. Bölge Adliye Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı ... Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında verilen karar bozulmalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7178, K. 2024/12251, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama