KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/7991 E., 2024/10017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/85 E., 2023/90 K.
- Karar
- Ret
Karar Metni
1.686 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasında tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.07.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını beyanla, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 17.04.2011-13.11.2012 tarihleri arasında çalıştığını, 03.07.2011 tarihinde hız limitlerinin üstüne çıkarak kaza yaptığını, davacının bu kusurlu hareketi nedeniyle davalının zarar gördüğünü, Karayolları Genel Müdürlüğüne gerçekleşen zarar bedelini ödediğini, aracın tahribi sonucu 50.000,00 TL'lik hasar gördüğünü, değer kaybından mahrum kaldığını, davalının kaza sonrası olay yerine intikal ettiklerini, davacı ve ailesine geçmiş olsun dileklerinde bulunup maddi ve manevi destek verdiklerini, davalının kendi bünyesinde istihdam edemeyeceği bir işçiyi çalıştırmak istemediğini,
davacının sözleşmesini 1 yıl 3 ay sonra feshettiğini, mahkeme aksi kanaatte ise tazminattan sosyal güvenlik ödemelerinin indirilmesini bildirip davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2018 tarihli ilk kararda özetle.
Sürücü ... idaresindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorktan oluşan araç katarı ile Devlet yolunda seyri sırasında Tehlikeli viraj yön levhalarına (T 33-a ve T 33b) ve azami hız sınırlaması (70 km/saat) TT29) levhalarına uygun olarak virajlı olan bu yol kesiminde hızını ayarlamadığından aracını devirmiş ve araç yolda sürüklenip durması şeklinde kazanın meydana gelmiş olduğu, aracın hızının 81Km/saat olduğu, Karayolları Trafik Kanunu 47.c maddesi ve 52 b maddesi hükümlerine aykırı davranışı nedeniyle bu kazanın oluşumunda etken olmuş asli ve tam ( %100 oranında ) kusurlu olduğu,
davalı işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı gibi objektif sorumluluk hallerinin de olayda gerçekleşmediği bu suretle dava konusu kazanın, davacının tam kusuru nedeniyle meydana geldiği ve davalı işverenin sorumluluğunun bulunmadığı kanaatinin varıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir'' şeklindeki gerekçeyle "davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararıyla; dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, İzmir 5. İş Mahkemesinin 04.06.2018 tarih, 2017/332 Esas - 2018/319 Karar sayılı kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” şeklinde karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 11.02.2022 tarih ve 2021/1165E, 2022/159 K sayılı ilamıyla;
"Somut olayda, davacı sigortalının davalı şirkette şoför olarak çalışmaktayken 03.07.2011 tarihinde dava harici ... ... adına kayıtlı ... plakalı çekiciye bağlı davalı şirket adına kayıtlı 35 TRL 67 plakalı talaş yükü bulunduğu iddia edilen yarı römork ile Bursa - Yalova yolunda seyri sırasında karayolunun Esadiye Kavşağı olarak tanımlanan kısmına geldiğinde, virajlı yolda aracı sol orta bariyer kısmına çarpıp, kendi şeridi üzerine devirmesi neticesinde davaya konu iş kazasının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında tek iş güvenliği uzmanı makine mühendisinden alınan 24.04.2018 tarihli raporda davacının hız sınırı levhalarına göre 70km/saat ile sınırlandırılmış olan ve aynı zamanda viraj uyarı levhaları da bulunan yolda dosya muhteviyatına işaretle olay anında 81 km/saat ile seyrettiği kabul edilerek, Karayolları Trafik Kanunun 47/c maddesi gereğince “trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymadığı” belirtilerek davacının %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de;
rapordaki tespitlerin Cumhuriyet Savcılığı Soruşturma dosyası ve takograf kaydının fiziken incelenmesi suretiyle tespit edilmediği, varsayım suretiyle kabul edilen tespitler olduğu, böylelikle alınan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı açıkça belli olmaktadır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, davaya konu iş kazası ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ile araca ilişkin okunaklı takograf kayıtları aslı veya mümkün olmaması halinde ise okunaklı örnekleri dosyaya celp edilmek suretiyle bu kayıtlar üzerinden davacının olay anındaki hızının tespiti ile bu hızın iddia edildiği şekilde olayın gerçekleştiği yer için geçerli hız limitlerinin üzerinde olup olmadığının tespitinin sağlanması, öte yandan iş kazasının gerçekleştiği olay anına gelinceye kadarki süreçte davacı sigortalının çalışma, araç kullanma ve dinlenme sürelerine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı,
böylelikle olay anında davacı işçinin yorgun olup olmadığı hususunda da taraflarca gösterilen delillerin de toplanarak dosya kapsamına dahil edilmesi, delillerin toplanması hususunda ise sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması bu şekilde toplanacak delillerle birlikte dosyanın trafik – iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin
alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle davanın esasına yönelik inceleme yürütülüp karar verilmesi gerekirken yetersiz inceleme ve araştırma ile yazı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1 inci maddesi gereğince kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih, esas ve karar numarası belirtilen kararında özetle; dava konusu kazaya karışan aracın fenni muayenesinin yapılmış ve geçerli olduğu, araç katarında teknik bir eksiklik ya da aksaklığın bulunduğuna dair herhangi bir bilgi-belge bulunmadığı, kazanın vukuunda anılan araçta bulunan herhangi bir kusurun etken olmadığı, trafik kazası tespit tutanağına göre dava konusu kazanın vukuunda herhangi bir yol kusurunun da etken olmadığı, kazazede işçinin davalı işverenliğe ait işyerinde 17.04.2011 tarihinde işe başlayıp, uygun sınıfta (D sınıfı) sürücü belgesini, SRC Belgelerini haiz bir çalışan olduğu,
dosya muhtevasında kazazede işçiye ait iş güvenliği eğitimi katılım belgesi bulunmasa da dava konusu olayın trafik kazası olduğu, kazazede işçinin de gerekli sürücülük eğitimi ve belgelerini haiz bir çalışan olduğu, sürücü belgesi almak üzere sürücü kursuna başvurduğunda kurs döneminde kendisine gerekli eğitim ve bilginin verildiği, takograf kayıtlarının incelenmesinde işçinin yasal sürüş süresini aşan araç kullanımı tespit edilmediği gibi tanık beyanlarından da davacının yorgun biçimde araç kullanmaya zorlandığına dair delil bulunmadığı anlaşılmakla;
işçinin idaresindeki... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römorktan oluşan araç katarı ile seyri sırasında Karayolları Trafik Kanununun 47/c maddesi ve 52/b maddesi hükümlerini ihlal ettiği, aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayıp kazanın meydana gelişine sebebiyet verdiği dava konusu kazada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 46 ncı ve 52 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 19 uncu maddesine aykırı davranışları nedeniyle işçinin dava konusu kazanın vukuunda %100 oranında kusurlu olduğu,
işverene izafe edilebilecek kusun bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Öte yandan; her ne kadar dosya muhtevasında kazazede işçiye ait iş güvenliği eğitimi katılım belgesi bulunmasa da dava konusu olayın trafik kazası olduğu, kazazede işçinin de gerekli sürücülük eğitimi ve belgelerini haiz bir çalışan olduğu, sürücü belgesi almak üzere sürücü kursuna başvurduğunda kurs döneminde kendisine gerekli eğitim ve bilginin verildiği hususları dikkate alındığında iş güvenliği eğitimi ile kaza olayı arasında illiyet bağı bulunmadığına dair görüşe iştirak edilmiş ve benimsenmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olayda işçinin %100 kusurlu olmasının illiyet bağını kesmesi nedeniyle tam kusurlu bulunan işçinin kusurlu davranışının sonuçlarından işverenin sorumlu tutulamayacağı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiğini, davalı işveren müvekkili sigortalıyı gözetme borcunu yerine getiremediğini, müvekkilinin, kaza meydana gelmeden önceki ay içerisinde sürekli ve aralıksız seferlere gönderilerek yoğun bir çalışma temposuna sokulduğunu, müvekkil dinlendirilmeksizin kazanın olduğu sefere giderken de iş bu trafik iş kazası meydana geldiğini, davaya konu iş kazasının süresi içerisinde SGK’ya bildirilmediğini, olayın iş kazası olduğu halde bir trafik kazası olarak değerlendirildiğini, işçiyi gözetme borcu yönünden değerlendirmeye tabi tutulmadığını,
müvekkilinin muavin şoför olmaksızın yoğun bir çalışma temposuna sokulduğunu, aracın iş için kullanıldığı sırada bilinmeyen arızalarının olup olmadığı, İSG uzmanının görevlendirilip görevlendirilmediğini araştırılmadığını, takograf ve GPS kayıtlarının incelenmediğini, olay kaza tespit tutanağına göre olayın gerçekleşme şekli kabul edilmesinin hatalı olduğunu;
müvekkilinin ağır yaralı olması nedeniyle bu tutanakta imzasının bulunmadığını, kaza tespit tutanağı raporunda müvekkilinin hafif kusurlu olduğu tespit edilmesine karşın ağır kusurun müvekkiline verildiğini, öte yandan KTK 85 inci maddesi gereğince davalının araç işleten olarak kusursuz sorumlu olması gerektiğinin de dikkate alınmadığını, davacının elem ve acısının hafifletilmesi açısından maddi tazminata hükmedilmesi yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle bozma kararında işaret olunan hususların bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada incelenerek sonuca ulaştırılmış olmasına, temyiz edenin sıfatına, kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı temyiz itirazlarının reddiyle kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7991, K. 2024/10017, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama