KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9385 E., 2023/11599 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/932 E., 2023/1346 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- ... 17. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/322 E., 2020/294 K.
Karar Metni
1.740 kelime·9 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve işleyen faizleri ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay olarak çalıştığını 15.09.1989-14.10.2000 tarihleri arasında hizmet ettiğini bu görevden sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiğini hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için kuruma müracaat ettiğini kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığını belirterek fiili hizmet zammının sigorta
başlangıç tarihinden geri çekilmesini bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek 01.08.2019 tarihinde emekliliğe hak kazandığının tespitine bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...Buna göre, davacının sigorta başlangıcı olarak 15.10.1989 tarihi dikkate alındığında 1 yıl 9 ay 8 gün, bu tarihten düşürüldüğünde sigorta başlangıcının 07.01.1988 olarak kabulü gerekmiştir, davacının doğum tarihi 14.04.1971'ten, 1 yıl 9 ay 8 gün düşürüldüğünde 06.07.1969 olarak tespit edilmiştir.
Buna tespitler doğrultusunda davacının mevcut durumuna göre emeklilik şartları: (506 sayılı madde, geçici 81-3, B-g), 50 yaş 5375 gün 25 yıl sigortalı bulunmasıdır. Buna göre davacının 07.01.1988 tarihinde işe girişi kabul edilerek 25 yılını doldurmuş olduğu, hizmet süresi bakımından ise toplam gün sayısını (S.S.K 4/a 1887 gün, 4598 gün emekli sandığı, 4/c toplam 6485 gün) fazlası ile tamamladığı,
ayrıca Emekli Sandığından sonra S.S.K sigortalılığı mevcut gün sayısı olarak 1887 olduğundan 2829 sayılı Hizmet Birleştirilmesi Hakkındaki Yasanın hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartının da gerçekleştiği anlaşıldığından davacının yaşlılık aylığını hak kazanması müracaat tarihini takip eden 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının, hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesinin gerektiğinin tespitine davanın kabulü ile,
davacının 1 yıl 9 ay 8 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının emeklilik yaş haddinden indirilmesine, davacının tahsis talep tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğinin ve emeklilik aylıklarına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,..." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....14.04.1971 doğumlu davacı 51 yaşını 14.04.2022 tarihinde ikmal edecek olup 1 yıl 9 ay 8 gün (638 gün) fiili hizmet süresi zammının, aylık hesabı yapılırken yaş haddinden indirilmesi (506 SK Ek m.39) gerektiğinden, davacı 06.07.2020 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanacaktır.
Davacı her ne kadar tahsis talebinde bulunduğu 31.07.2019 ve davanın açıldığı 05.08.2019 tarihlerinde yaşlılık aylığını hak kazanamamış ise de eldeki davanın açılmasına Kurum da hatalı ve hukuka aykırı işlemiyle (davacının fiili hizmet zammı süresini 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmeyerek) neden olduğundan, davacının eldeki davanın kesinleşmesinden sonra yeniden yaşlılık aylığı talebinde bulunması gerektiğinin kabulü halinde, ortaya çıkan hukuka aykırılığın tüm sonuçları davacıya yüklenmiş ve uzunca bir süre yaşlılık aylığından mahrum kalmış olacaktır.
Bu nedenle, mahkemece hüküm kurulan 13.11.2020 tarihinden önce, 06.07.2020 tarihini takip eden aybaşı 01.08.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hükmedilmesi usul ekonomisi gereğince yerinde olacaktır.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
HMK'nın 355 maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi ve davacının 01.08.2020 tarihinden itibaren hak kazandığı yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine..." dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma kararında "....Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 inci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 ssayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun'un kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği,
buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde,
toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 Sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,
sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B bendi gereğince davacının 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresinin (15.10.1989 - 23.05.2002) toplam 12 yıl 7 ay 8 gün olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-h bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve 5450 gün prim ödemesiyle yaşlılık aylığına hak kazanacağı; davacının 31.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinde sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı,
51 yaşını 14.04.2022 tarihinde ikmal ettiği ve 1 yıl 9 ay 8 gün (638 gün) fiili hizmet süresi zammının, aylık hesabı yapılırken yaş haddinden indirilmesi (506 SK Ek m.39) sonucunda davacının (dava tarihinden sonra) 06.07.2020 tarihinde yaşlılık aylığı koşullarını tamamladığı ve takip eden aybaşından (01.08.2020) itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile,
davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi gerektiğinin ve yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı 06.07.2020 tarihini takip eden aybaşı olan 01.08.2020 tarihinden itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.11.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine.." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9385, K. 2023/11599, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama