KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9510 E., 2024/11455 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/777 E., 2023/402 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Kars İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/30 E., 2021/9 K.
Karar Metni
2.230 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin mirasbırakanı ...'in 09.06.2017 tarihinde davalıya ait işyerinde çalıştığı esnada ve davalının işini gördüğü sırada aynı işyerinde çalışan bir işçinin sözlü ve fiili saldırısı nedeniyle kendisini rencide edici hakaret ve küfürlü sözlerin etkisinde kalarak olay sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini, müvekkillerinin yaşanan ölüm olayı nedeniyle miras bırakanın hem maddi anlamdaki desteğinden ve hem de çocuklarının yaşlarının küçük olmasından ötürü yaşam koşulları,
karşılaşacakları zorluklar ve çocukların babasız büyüyecek olmaları nedeniyle manevi olarak emsallerine göre oldukça ciddi psikolojik sarsıntıya uğrayacak olmaları nedeniyle manevi anlamdaki desteğinden yoksun kalacaklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL cenaze ve defin gideri, müvekkilleri ... için 1.000 TL maddi tazminat, 150.000 TL manevi tazminat, ... için 1.000 TL maddi tazminat, 50.000 TL manevi tazminat, ... ... için 1.000 TL maddi tazminat,
50.000 TL manevi tazminat ... için ise 1.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi ve toplam 300.000,00 TL manevi zararın her bir alacak yönünden ayrı ayrı olmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava konusu etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 'in müvekkili şirketin Kars ili ... ilçesinde bulunan şantiyesinde düz işçi olarak 24.08.2016 tarihinde işe girdiğini, 09.06.2017 tarihinde rutin günlük çalışmasını sürdürmekte iken atık ayrıştırma bölümünde çalıştığı esnada iş arkadaşlarına lavaboya gideceğini söylediğini ve sonrasında baygınlık geçirerek kusmaya başladığını, müvekkili şirkette bulunan sağlık ekipleri ve işyeri hekimi tarafından ilk müdahale yapıldıktan sonra hızlı bir şekilde hastaneye sevk edilerek orada kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini,
müvekkili şirketin yaşanan bu olayda herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını, olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması ve işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından müteveffaya her türlü iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, müvekkili şirketin her türlü sorumluluk ve yükümlülüğünü yerine getirdiğini,
müteveffanın olay gerçekleşir gerçekleşmez müvekkili şirkette bulunan sağlık ekipleri tarafından ilk müdahale yapılarak hastaneye sevk edildiği nazara alındığında kazanın yapılan iş ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğinin açıkça ortada olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... davalı işyerinde temizlik işçisi olarak görev yapmakta olan ... sigortalının arazi çalışması dönüşü işyerinin şantiye binasında dinlenme arasında iken 09.06.2017 tarihinde kalp krizine bağlı olarak vefat ettiği, duruşmada dinlenen tanık beyanlarına göre de 09.06.2017 tarihinde şantiye binası iş yerinde vefat ettiği, olayı birebir görmediklerini, iddia edilen bir başka işçi ile olan sözlü tartışmaya da birebir tanık olmadıkları ancak başka işçilerden duyduklarını beyan ettikleri,
meydana gelen iş kazasına ilişkin yapılan kusur bilirkişi "... daha önce herhangi bir kalp rahatsızlığı bulunmayan müteveffanın iş yerinde geçirdiği kazanıın "ani kardiak ölüm" daha önceden herhangi bir kardiyak semptomu olmayan kişilerde aniden gelişen, öncesinde yapılmış en ileri kardiyavasküler tetkiklerle dahi tespit edilemeyecek klinik bir tablo olduğu, olayın meydana gelmesinin işyerinde işveren tarafından alınması gereken iş güvenliği önlemlerinin eksikliğinden kaynaklanmadığı nedeniyle işveren ve ... işçinin olayın meyrana gelmesinde etkili olmadıklarını.
SGK Teftiş Başkanlığı Müfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporuna katıldıklarını " bildirerek, rapora göre davalı işverene atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı tespit edilmiş olup, ayrıca iş kazasının meydana gelişinde olay günü sigortalının fazlaca çalıştırıldığı,
görevi dışında çalışma yaptırıldığı vb. şekilde olayın gerçekleşmesine iş koşullarının etkili olduğu ya da davacının daha öncesi geçirmiş olduğu rahatsızlıkları olan ve dosya kapsamında tıbbi evrakları bulunan sol göz ve kol kırılması nedeniyle olayın gerçekleştiği ve ya bu rahatsızlıkların kalp krizini tetiklediği yönünde bir bulgu,
delil dosya kapsamında bulunmadığı her ne kadar davalı vekilince işini gördüğü sırada aynı işyerinde çalışan bir işçinin sözlü ve fiili saldırısı nedeniyle kendisini rencide edici hakaret ve küfürlü sözlerin etkisinde kalarak olay sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği de iddia edilmiş ise de olay günü fiili bir saldırının bulunmadığı açık olup,
sözlü tartışmaya yönelik Mahkeme huzurunda dinlenen tanıkların olaya birebir tanık olmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla ve kusur raporundaki doktor bilirkişi tarafından yapılan tıbbi tespitler bir arada değerlendirildiğinde iş kazasının gerçekleşmesinde işverenin herhangi bir kusuru tespiti yapılamadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... 'in geçirdiği iş kazasının sebebinin davalı şirkette çalışmasından kaynaklı olduğunu, davalının kusurlu olduğunu, illiyet bağının bulunduğunu, davalı şirketin maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; olayın davalı işyerinde temizlik işçisi olarak görev yapmakta olan ... sigortalının arazi çalışması dönüşü işyerinin şantiye binasında dinlenme arasında iken 09.06.2017 tarihinde kalp krizine bağlı olarak vefat etmesi biçiminde meydana geldiği,
Mahkemece hükme esas alınan 18.11.2020 tarihli kusura ilişkin heyet bilirkişi raporunda, daha önce herhangi bir kalp rahatsızlığı bulunmayan müteveffanın iş yerinde geçirdiği kazanıın "ani kardiak ölüm" daha önceden herhangi bir kardiyak semptomu olmayan kişilerde aniden gelişen, öncesinde yapılmış en ileri kardiyavasküler tetkiklerle dahi tespit edilemeyecek klinik bir tablo olduğu,
olayın meydene gelmesinin işyerinde işveren tarafından alınması gereken iş güvenliği önlemlerinin eksikliğinden kaynaklanmadığı işveren ve ... işçinin olayın meyrana gelmesinde etkili olmadıkları, SGK Teftiş Başkanlığı Müfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporuna katıldıkları yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece de anılan raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda; hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda, ani gelişen kalp krizi nedeniyle vefat olayının gerçekleştiği, işçi veya işverene atfedilebilecek kusurun bulunmadığı tespiti üzerine Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de davacılar murisine ait tedavi kayıtları getirtilmeden, murisin daha önce bu tür bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı hususu ile işverence düzenlenen murise ait işe giriş ve var ise periyodik sağlık muayene raporları değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Ayrıca davacılar vekilince dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında kalp krizi nedeniyle vefat olayından hemen önce davacılar murisinin dava dışı işçi ... ile tartışma yaşadığı, tartışmanın vuku bulduğunun kolluk ifadeleri ve Mahkemece alınan tanık anlatımlarında da beyan edildiği, Mahkemece olayın görgü tanıklarının dinlenilerek yaşanan kalp krizi olayına etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin somut olayın özelliğine uygun olmayan rapora itibar edilmesi suretiyle hüküm kurulması yine hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, öncelikle müteveffanın vefatından önce kalp damar hastalığı ile kalp krizini tetikleyecek nitelikte bir rahatsızlığı olup olmadığı, bu hususta tedavi görüp görmediği konusunda tarafların ibraz edeceği kayıtlar ile SGK MEDULA sisteminden araştırma yapmak, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmak,
anılan tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılan işin tehlike sınıfını ve var ise bu kapsamda periyodik muayeneleri getirtmek, toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, iddia edilen tartışma olayının muriste yarattığı üzüntü veya stres faktörü ,yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilerek,
dava konusu kaza olayına ilişkin yürütülen ceza soruşturma dosyası (yürütülen tahkikata ilişkin tüm evraklar dahil) ile yine kurumca hak sahiplerine yapılan ödemelerin işverenden tahsiline yönelik dava açılıp açılmadığı kurumdan sorularak ilgili dosya örnekleri getirtilerek, şayet var ise soruşturma aşamasında veya rücuen tazminat dosyasında aldırılan raporları da inceleyen davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek,
olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ile bünyesel faktörün etkisini belirleyecek mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmek, yukarıda belirtilen hususlara gözeten kusur raporu aldırmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılar vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9510, K. 2024/11455, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama