İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/9884 K.2024/13658

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine…

Esas2023/9884Karar2024/13658Tarih24 Aralık 2024Okuma15 dk · 3.048 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/9884 E., 2024/13658 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Aralık 2024
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Sayısı
2020/190 E., 2021/684 K.
Karar
Kısmen Kabul Kısmen Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.048 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkemece verilen kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, geri çevirme sonrası dosya Dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle desteğin yoksun kalan hak sahipleri olan davacı eş lehine 1.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminat, davacı 3 çocuğun her biri lehine 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, iş kazasında illiyet bağının dava harici şoför eylemi ile müvekkili yönünden kesildiğini, davada görevli yargı yolunun idari yargı yolu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava harici 3. kişi şoför eylemi ile illiyet bağının kesildiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, istenilen tazminatların fahiş olduğunu, davacılara bağlan gelirlerin tazminatlardan mahsubu ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2018 tarih ve 2013/651 E - 2018/458 K sayılı kararı ile davacı eş ...’nin maddi tazminat miktarının 20.917,92 TL olmakla beraber taleple bağlı 1.000 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davacı çocukların hepsi sigortalının vefatı tarihinde 18 yaşından büyük olmaları nedeni ile maddi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise davacı eş lehine 50.000,00 TL, davacı çocukların her biri lehine 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2018 tarih ve 2013/651 E - 2018/458 K sayılı kararının davacılar ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2018/3627 E- 2019/934 K sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2018/3627 E- 2019/934 K sayılı kararının süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarih ve 2019/3324 E- 2020/657 K. sayılı ilamında sair temyiz itirazları incelenmeksizin özetle.

"Somut olayda davacıların murisi sigortalının araçta yolcu olarak bulunduğu kusur raporlarındaki tespitlere göre 5 kişi kapasiteli kamyonetin kupa kısmına 7 kişinin bindirildiğinin tespit edilmiş olmasına göre, her işçinin kendisine tahsis edilmiş bir emniyet kemerinin olmadığı, bu durum karşısında, sigortalı işçiye emniyet kemerini takmamış olması nedeniyle %10 oranında kusur atfının hatalı olduğu gözetilerek;

aynı dava konusu olayda yaşamını yitiren ... mirasçıları tarafından açılan İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2013/611 Esas sayılı dava dosyası da bu dosya arasına getirilmek suretiyle, yukarıdaki açıklamalara göre, sigortalı işçiye %10 oranında kusur verilmesinin olayın gerçekleşme şeklinde uygun olmadığı da gözetilerek, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı yasa hükümleri göz önünde tutularak trafik alanında uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanı 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyanın incelettirilerek, tarafların kusur ve sorumluluklarının belirlenerek, çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi,

ayrıca davacı eş lehine takdir edilen 50.000,00 TL manevi tazminat ile davacı çocukların her biri lehine takdir edilen 30.000,00 TL’şer manevi tazminatların ayrı ayrı az olduğu, öte yandan somut olayda davalılar hakkında davanın kısmen reddi nedeniyle takdir edilecek vekalet ücretinin her bir davacı yönünden değil; toplam reddolan miktar üzerinden hesap edilmesi gerekirken.

İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı şekilde her bir davacı için reddolan miktar üzerinden ayrı ayrı ret vekalet ücreti takdiri de hatalı olduğu" gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında, bozmaya uyularak. "Dosya kapsamının incelenmesinde 03.11.2013 günü saat 07.38 sıralarında dava dışı ... ... yönetimindeki ... plakalı ... Orman Ürünleri San. Tic. Ltd.

Şti.’nin temin ettiği kamyonet ile ... istikametinden Hadımköy istikametinde seyredip 1657 numaralı sinyalizasyon ışıklarının bulunduğu kavşağa geldiğinde sağ taraftan kırmızı ışıkta kavşağa giren dava dışı ... ’ün yönetimindeki ... plakalı otobüse çarpmış, meydana gelen kazada kamyonette bulunan ve davalı ... Orman Ürünleri San.Tic. Ltd. Şti.’nin işçisi olan davacıların miras bırakanı ... ’nin vefat ettiği anlaşılmıştır.

Söz konusu olayın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bozmadan sonra alınan heyetin raporunda belirtilen kusur oranları ve gerekçeler Mahkememizce olaya uygun bulunmuş ve olayın meydana gelmesinde davalı asıl işveren ... ile davalı Alt işveren ... Peyzaj İnşaat San.. Ltd.

Şti’nin müştereken %10, dava dışı ... ’ün %70, dava dışı ... ...’in %20 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, kazanın meydana gelmesinden sonra davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi vermiş olduğu ek raporda davacı eş ...’nin maddi tazminat miktarının 139.813,33 TL olduğunu, davacılar ..., ... ve ...’nin vefat tarihinde 18 yaşından büyük olmaları nedeni ile maddi tazminatlarının hesaplanmadığını, davacıların murisi ...

Köse’nin davalı asıl işveren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının alt işvereni olan .... Ltd.

Şti’nin temin etmiş olduğu servis ile seyahat halinde iken meydana gelen kaza sonucunda vefat ettiği, meydana gelen kazanın trafik iş kazası olduğu, söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusur bilirkişi raporuna göre kusurlu olduğu, kusur oranı ile ilgili bozmadan sonra alınan bilirkişi heyet raporundaki tespitlerin Mahkememizce olaya uygun bulunduğu, söz konusu kusur nedeni ile davalıların davacı eşin yoksun kaldığı maddi tazminattan kusurları oranında sorumlu olduğu, davacı eş ...’nin söz konusu olay nedeni ile yoksun kaldığı tazminat miktarının bilirkişi raporunda tespit edildiği,

davacı ...’nin davalılardan söz konusu tazminatı talep etme ... olduğu kanaatine varılmış ve istemle bağlı kalınarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği, davacılar vekili dava dilekçesinde davacılar ..., ... ve ... için maddi tazminat isteminde bulunmuş olup, destekten yoksun kalma tazminatını talep edebilecek kişilerin murisin desteğine ihtiyaç duyan kişiler olması gerektiği, davacıların kaza tarihinde 18 yaşından büyük oldukları, dolayısı ile murisin desteğine ihtiyaçlarını bulunmadığı kanaatine varılmış ve davacılar ..., ... ve ...’nin maddi tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerektiği,

manevi tazminat istemleri yönünden ise; meydana gelen kazada davacı ...

Karagöz’ün eşi, diğer davacıların babası davalıların kusurlu eylemi sonucu vefat etmiş olup, söz konusu olay nedeni ile davacıların davalılardan manevi tazminat talebinde haklı olduğu anlaşılmakla M-K.' nın 4 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle matematiksel bir uygulama yapmaksızın, olayın oluş biçimi, zararın niteliği ve derecesi göz önüne alınmak suretiyle ve miktarı belirlerken kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranları, tarafların tespit olunan sosyal ve ekonomik durumları, davalı için bir ceza,

davacı için zenginleştirici ve özendirici olmayacak ancak zarara uğrayanda huzur duygusu ve manevi ızdırabın dindirilmesinde etki yaratacak kadar olması, toplumun moral yapısı, günümüzün ekonomik koşullarına uyum sağlayacak miktarda olması, neticeten tarafların gerçek durumlarını gerektirdiği miktarda olması hususlarına dikkat edilerek,

kaza nedeni ile davacıda meydana gelen yaralanma hususları göz önüne alınmak sureti ile davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçeleriyle "Davacı ...’nin maddi tazminat isteminin reddine, Davacı ...’nin maddi tazminat isteminin reddine, Davacı ...’nin maddi tazminat isteminin reddine, Davacı eş ...’nin maddi tazminat isteminin kabulü ile istemle bağlı kalınarak 1.000,00 TL maluliyet tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıya verilmesine,

davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabul, kısmen reddi ile eş ... lehine 100.000,00 TL, çocuklar ..., ... ve ... lehlerine 60.000 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılara verilmesine, fazlaya ait taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesap raporuna PMF tablosu dikkate alınmaması nedeniyle itiraz ettiklerini bu nedenle talep artırımında bulunmadıklarını, değer artırımı ve ıslahın birbirinden farklı olduklarını, ıslah için ayrıca süre verilmemesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihale makamı olduğunu, asıl alt işveren ilişkisi olmadığını, kontrol sorumluluğunun asıl işveren ilişkisi doğurmayacağını, müteveffanın müvekkili belediye işçisi olmadığını, illiyet bağının karşı araç şoförü ve sigortalının içinde bulunduğu araç sürücüsü kusurları ile kesildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetim ve hüküm kurmaya elverişli olmadığnı, maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu beyanla, kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; illiyet bağının 3. kişi şoför ...'ın kırmızı ışıkta geçerek kesildiğini, ceza dosyasında asli kusurlu bulunduğunu, sigortalının içinde bulunduğı aracın şoförü ... ...’in tali kusurlu tespit edildiğini, murisin emniyet kemeri takmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, müvekkilinin %10 kusurlu kabul edilmesine karşın müteselsil sorumlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın fazla olup, tarafların ekonomik sosyal durumlarının araştırılmadığını, ... işçinin emniyet kemeri takmaması nedeniyle kusuru nedeniyle indirim yapılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

a) Davacılar ve davalıların, davacılardan ..., ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Öte yandan temyiz incelemesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması halinde, bozma sonrasında verilecek kararlar için uygulanması gereken sınırın temyiz yasa yolu için geçerli kesinlik sınırı olacağı açıktır.

4. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin bozma kararına uyarak verdiği 16.12.2021 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 78.630,00 TL olup, manevi tazminat hükmünün, maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğinde, davacılardan ..., ... ve ... lehine talep edilen manevi tazminatların kısmen kabul ve kısmen reddolan miktarlarının anılan kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

b) Davacılar ve davalıların, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, bozma kararına uyularak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ile ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına ve taraf vekillerinin temyiz itirazı olarak ileri sürdüğü sebeplerin kararın bozulmasını gerektirici mahiyette bulunmaması nedeniyle, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat hükmüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

c) Davacılar ve davalıların maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin maddi tazminat hükmü ile ilgili aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

4. Ayrıca davacı ...'un maddi tazminat isteminin belirlenmesinde de uyuşmazlık bulunduğu uyuşmazlığın tazminat alacağından tenzil edilmesi gereken SGK tarafından bağlanan gelirin miktarı üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır.

5. Bu hususta davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi oluşturmakta olup, anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.

Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe gire 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/1 inci maddesinde “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.

İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.” 21/4 üncü maddesinde ise “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” Düzenlemesi yer almaktadır.

6. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 nci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.

7. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli kararına karşı temyiz başvurusunda bulunan davacılar vekilinin temyiz itirazlarında davacı eş ... yönünden maddi tazminat hesap raporunu açıkça temyiz etmediği dikkate alındığında, davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında bozma sonrası tespit edilen %100 oranındaki kusurun 19.06.2018 tarihli hesap raporuna uygulanarak, tenzil edilecek gelirin miktarında da, 5510 sayılı kanunun 21/4 üncü maddesi hükmü gözetilerek (asıl işveren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında izafe edilen %5, alt işveren ... şirketine izafe edilen %5 kusur yanında 3. kişiler olarak;

karşı araç şoförü ... 'ün %70, ...

Şirketi işçisi ve şoför ... ...'in %20 olmak üzere toplam %90 kusurun yarısına isabet eden %45 kusurla beraber) %55 kusura isabet eden gelirin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzil edilerek sonucuna göre davacı ...'nin maddi tazminat alacağını belirlemek, belirlenecek bu tazminat miktarı üzerinden de davacı ... vekiline HMK'nun 107/2 nci maddesi kapsamında talep artırım dilekçesini sunmak üzere önel verilip bu süre içerisinde sunulacak dilekçe de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

8. O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar ve davalıların, davacılardan ..., ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davacılar ve davalıların, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddiyle iş bu manevi tazminat hükmünün 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Davacılar ve davalıların maddi tazminat hükmüne yönelik sair temyiz itirazlarının reddi ile davacı ... lehine hükmedilecek maddi tazminat hükmün yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

4. Onanmasına karar verilen manevi tazminat hükmü yönünden hesap edilen harcın peşin yatırılan harçtan mahsubu ile fazla tahsil edilen harcın istem halinde ilgililere iadesine,

5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine

Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

24.12.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma ... (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (... Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf)

Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir.

Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme ... sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir.

HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.

Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür.

İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün ... gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir.

Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir.

Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır.

HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır.

Mahkemeye erişim ..., kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.

Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.

HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.

Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir.

Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim ... engellenmiş olacaktır.

Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9884, K. 2024/13658, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VI. Karar
  12. Karşıoy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9884
Karar No
2024/13658
Tarih
24 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/9888 K.2024/21519
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/9895 K.2024/12689
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/9895 K.2024/20555
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/9908 K.2024/20541
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/9915 K.2024/20550
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/9921 K.2024/19539

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.