KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10516 E., 2024/13355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/217 E., 2024/262 K.
- Karar
- Ret
Karar Metni
1.323 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan ... ünvanlı iş yerinde 2005 - 2008 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığını ancak SGK bildiriminin geç yapıldığını belirterek talep ettiği tarihler arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı işveren vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacının iddia ettiği tarihlerde çalışmadığını, iddia ettiği tarihlerde iş yerinin mevcut olmadığını Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının çalıştığı sürelerin Kuruma bildirilmemesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davacının asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalıştığı iddiasını yazılı deliller ile ispatlayabileceğini, davacının iddiaları bakımından Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2013/169 E., 2015/145 K. sayılı kararı ile açılan davanın kabulü ile 01.08.2005 - 31.12.2005 arası 150 gün, günlük 16.29 TL 01.01.2006 - 31.12.2006 arası 360 gün, günlük 17.70 TL 01.01.2007 - 30.06.2007 arası 180 gün, günlük 18.75 TL 01.07.2007 - 31.12.2007 arası 169 gün, günlük 19.50 TL 01.01.2008 – 01.09.2008 arası 180 gün, günlük 20.28 TL 01.07.2008 - 01.09.2008 arası 60 gün, günlük 21.29 TL ücretle 506 sayılı Kanun'a tabi çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesince verilen 07.05.2018 gün, 2017/3860 E., 2018/4463 K. kararında; "... Somut olayda; yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; re'sen seçilecek başkaca bordro tanıklarını dinlemek, zabıta marifetiyle ve davalı Kurumdan sorarak talep edilen dönemde davalı işyerine komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri tespit ederek dinlemek, ayrıca daha önce yapılan araştırmada muhtar tarafından bildirilen komşu işyeri tanığını dinlemek ve böylece toplanan deliller değerlendirilmek sureti ile varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamada da fiili çalışması olgusunun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddinin hatalı olduğunu ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK)
2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli ... getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve
yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Somut dosyada davalıya ait ayakkabı mağazasında satış elemanı olarak çalıştığını beyan eden davacı adına davalı işveren tarafından 19.09.2007 – 29.09.2007 tarihleri arasında hizmet bildirildiği, davalıya ait işyerinin 29.05.2007 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, ancak davalı tarafından delil olarak sunulan vergi levhasında bu işyerinin şube olduğunun belirtildiği,
davalı iş yerine ait bir merkez ve yedi şube olduğunun tespit edildiği fakat Mahkemece davacının çalıştığı şubenin hangisi olduğu konusunda bir belirleme yapılmadığı anlaşılmakla Mahkemece öncelikle davacının hangi işverene ait hangi iş yerinde çalıştığının tespit edilerek bu iş yerine ilişkin kayıtlar getirtilmek suretiyle dosya kapsamında yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak bordro tanıkları dinlenip, çalışmanın varlığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10516, K. 2024/13355, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama