KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11301 E., 2024/13998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1001 E., 2024/1384 K.
- İlk derece mahkemesi
- Konya 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/280 E., 2022/87 K.
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... kardeş ...'ın ödediği yurt dışı borçlanma bedelinin şimdilik 1000 TL'sinin taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ... kardeş ...'ın ödediği yurt dışı borçlanma bedelinin şimdilik 1000 TL'sinin taraflarına ödenmesi istemine ilişkindir.
İnceleme konusu davada, davacıların kardeşi ...'ın 18.02.2018 tarihli yurt dışı borçlanma talebine istinaden Almanya'da geçen çalışma sürelerini borçlanarak, 1225 günlük tahakkuku 26.518,80 TL olarak süresinde 19.03.2018 tarihinde ödediği, maluliyet aylığı bağlanması için talepte bulunduğu ancak talebin reddedildiği, sigortalının 13.04.2021 tarihinde vefat ettiği, dosya içinde bulunan mirasçılık belgesine göre murisin davacılardan başka mirasçısının bulunmadığı, davacıların 14.07.2021 tarihinde ödenen borçlanma bedelinin taraflarına iadesini talep ettiği, davalı Kurumun talebi reddi üzerine eldeki davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Kanun'un "Borçlama tutarı ve borçlanma tuarının iadesi" başlıklı 4. maddesinin ikinci fıkrası borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir düzenlemesini içerir.
Bu düzenlemede belirtilen "hak sahipliği"nin sigortalılıktan yararlanmaya ilişkin bir hak sahipliği olmadığı, sigortalının mirasçılarının kastedildiği gözetilerek İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile talep edilen borçlanma bedelinin, 3201 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi gereği davacılara faizsiz olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ..., ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 26.12.2024 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık; davacıların murisi tarafından 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı borçlanma bedelinin iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İnceleme konusu olayda; davacıların kardeşi olan sigortalının, 14.02.2018 tarihli borçlanma başvurusu ve 19.03.2018 tarihinde yaptığı 26.515,80 TL tutarındaki ödeme ile Almanya’da geçen 1225 günlük yurtdışı süresini 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlandığı, sigortalının 13.04.2021 tarihinde vefat ettiği, geriye yasal mirasçıları olarak davacı kardeşlerinin kaldığı, davacıların borçlanma bedelinin iadesi istemiyle yaptığı 14.07.2021 tarihli başvurunun Kurumca, sigortalının sağlığında yapılan borçlanmanın vefatından sonra hak sahiplerine iade edilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasında “Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, ''hak sahibi" kavramı, 5510 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 7. bendinde “sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malullük veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası” olarak belirtilmiştir.
Yine aynı kanunun ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması başlıklı 34. maddesinde, ölen sigortalının dul eşine, çocuklarına ve anne babasına, gerekli şartları taşımaları halinde ölüm aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Kanun koyucu sosyal sigortalar anlamında hak sahipliği kavramını kullanmış ve hak sahiplerinin kimler olacağını da açıkça belirlemiştir. Görüldüğü üzere hak sahipliği kavramı mirasçılık kavramından farklıdır.
Somut olayımızda olduğu gibi ölen sigortalının kardeşleri, Türk Medeni Kanunu’nun 497. maddesine göre, çocuğunun bulunmaması ve anne babasının hayatta olmaması nedeniyle sigortalının mirasçısı olabilecekken kanunda sınırlı sayıda belirtilen hak sahipleri arasında sayılmadığından hiçbir şekilde ölüm aylığına hak kazanamamaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde ve Dairemizin 17.03.2016 tarih 2015/3636 E. 2016/3531 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, kanunda açıkça belirtilen tanımların dışına çıkılmasına imkan bulunmadığını ve kanunda tanımlanan hak sahipliği sıfatı ile birlikte irdeleme yapılması gerektiğini, mirasçı olmakla birlikte hak sahibi sıfatı olmadığı anlaşılan davacılara borçlanma bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmamaktayım.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11301, K. 2024/13998, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama