KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11452 E., 2024/13834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/73 E., 2024/124 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/183 E., 2021/177 K.
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya babası ... 'nün vefatı nedeni ile davalı Kurum tarafından ölüm aylığı bağlandığını, 31.03.2016 tarihli rapor gereğince tesis edilen işlemle ölüm aylığının iptal edildiğini, 26.01.2014-26.10.2015 arasındaki dönem yönünden yersiz ödeme tespit edildiği gerekçesiyle Kocaeli 1 İcra Müdürlüğünün 2016/11839 Esas sayılı icra dosyası üzerinden ödeme emri gönderildiği,
davacının icra takibin itirazı üzerine davalı tarafından ikame edilen dava Kocaeli 1.İş Mahkemesinin 2017/197 E.-2018/62 K. sayılı kararıyla reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı Kuruma dilekçeyle başvurarak 2015 tarihinden itibaren kesilen yetim aylıklarının bağlanmasını talep ettiğini, cevabi yazıyla talebinin reddedildiğini, davacıya babası ... 'den bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile 26.10.2015-16.05.2020 tarihleri arasında biriken ölüm aylıklarının yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde.
5510 sayılı Kanun ve 2011/58 sayılı genelge kapsamında davacıya aylık bağlandığını, ancak vefat tarihi itibari ile davacının durumunun 1479 sayılı Kanun ve 2002/33 sayılı genelgeye göre değerlendirilmesi gerektiğinin ortaya çıktığını, 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden (01.10.2008) sonra vefat eden sigortalıların hak sahibi malul erkek yada malul kız çocukları için evli olma şartı aranmadığını, ancak davacının durumunun 1479 sayılı Kanun dönemindeki vefat ile ilgili olduğunu, bu sebeple sehven bağlanan aylığın kesildiğini, önceki kanun döneminde gerçekleşen ölümlerde, maaş bağlama şartı olarak evli olmadığının öngörüldüğünü,
davacının eski Kanun'un aradığı şartları taşımadığından maaş kesme işlemi yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne davacıya babası ... Dövücü'den bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile 26.10.2015 tarihinden 16.05.2020 tarihine kadar olan aylıklarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı SGK'nın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince maluliyet durumuna göre işlemin geçersiz olduğunu gerekçelendirse de, maluliyet durumunun ancak Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu tarafından belirlendiğini, bu yönde raporların dosyaya kazandırılmadan verilen hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıya babası ... bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile 26.10.2015 - 16.05.2020 tarihleri arasında biriken ölüm aylıklarının yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11452, K. 2024/13834, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama