KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12530 E., 2025/10220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1543 E., 2023/1987 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sakarya 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/99 E., 2023/47 K.
Karar Metni
2.214 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı Şirket vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, ... sigorta sicil numarası ile sigorta girişi 04.02.1994 tarihinde davalılardan ... ... tarafından yurt dışına ... Firması adı altında Rusya'nın Bogaçer şehrine inşaat işçisi olarak çalıştığını, 04.02.1994 tarihinden 04.12.1994 tarihine kadar işçi olarak çalıştığını ancak davalı tarafın işe girişini her ne kadar 04.02.1994 yapmış ise de 04.12.1994 tarihine kadar sigortaya yatırmadığını ileri sürerek, davalı ... ... Rusya ... Firmasında ... şehrinde inşaat işçisi olarak 04.02.1994-04.12.1994 tarihine kadar çalışmış olduğu günlerin tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 20.12.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile davacının .... 00050.34 no.lu iş yerinde 01.05.1994 tarihinde bir gün boyunca asgari ücretle hizmet akdi gereği sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle.
Kurumun davada fer'i müdahil olabileceğini, davacı ile ilgili resmi kayıtlar incelendiğinde davacının işe giriş bildirgesinin 01.05.1994 tarihinde verildiğinin görüldüğünü, 04.02.1994-01.05.1994 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti taleplerinin yasal süresi içinde talep edilmediğinden hak düşürücü süreye uğradığını ve talebin reddi gerektiğini, davacının 01.05.1994 tarihinde işe giriş bildirgesi verilmiş olmasına rağmen resmi kayıtlarda herhangi bir hizmet dökümü olmadığını, işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının dahi tek başına eylemli bir çalışmaya karine oluşturmayacağını,
davacının iş yerinde fiili olarak çalıştığının ispatlanması gerektiğini, bu nedenle davacının 01.05.1994-0.12.1994 tarihleri arasında hizmetlerinin tesbitine ilişkin taleplerini ancak yasal delilleriyle kanıtlayabileceklerini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalıya husumet yöneltmesine sebep ... Firması denen bir firma bilinmediğini, davalının böyle firmanın sahibi ya da yöneticisi olmadığını, davalının şahsı değil, hissedarı olduğu şirketlerin bundan 20 yıl önce Rusya'da çeşitli işlem yaptığını ancak, taşeron firma ile çalıştıklarını, bu firmalar davalının değil, kendilerinin sigortalı yüzlerce işçisi olduğunu, davalı tarafından davacının tanınmadığını davalıya ait firmalarda çalışmadığını, davacının iddia ettiği alacak üzerinden yirmi yıl geçmiş olmakla zamanaşımına uğradığını ileri sürerek reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamı belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının çalıştığı iş yerinin topluluk sigortası kapsamında olması, çalıştığını iddia ettiği tarihte yurt dışında bulunması, adına işe giriş bildirgesi düzenlenmiş olması ve işe giriş tarihinde 18 yaşının üzerinde olması, dinlenen bordro tanık beyanı ve aynı tarihte yurt dışında bulunan aynı iş yerinde çalıştığını iddia eden tanık beyanlarının da davacının çalıştığının ispatlaması,
Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında sosyal güvenlik anlaşması bulunmasa da davalı işverenin Türkiye’de tescil edilmiş bir iş yerinin bulunması, davalı işveren ile davacı arasında sözlü olarak Türkiye'de iş sözleşmesi yapılmış olması, davacının bu sözleşmenin yüklediği edimi yerine getirmek üzere yurt dışına geçici olarak çalışma amacıyla götürüldüğü hususları göz önüne alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulü ile
1.Davacının davalı Müflis ...'ne ait ... Sicil sayılı Rusya'da bulunan topluluk sigortasına tabi iş yerinde 01.05.1994 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığı ve sigortalılık başlangıcının 01.05.1994 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı Şirket tasfiye memuru tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili ile davalı Şirket tasfiye memuru eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 7., 9., madde hükümleridir.
Kural olarak sigortalılar, Türkiye’de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Bu kural, Kanunların mülkiliği ilkesinin doğal sonucudur. Türkiye ile yabancı bir ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmişse istisnaen mülkilik ilkesine değer verilmeyebilir.
Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddelerine göre sigortalı olmayanlar kapsamında olmak üzere, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkede hizmet akdiyle çalışan Türk vatandaşları da anılan Kanun'un 86. maddesi gereği işverenleriyle yapılacak “İş kazalarıyla meslek hastalıkları”, “Hastalık”, “Analık”, “Malullük, yaşlılık ve Ölüm” sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları mümkündür.
Başka bir anlatımla 506 sayılı Kanun'un ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi Sosyal Güvenlik Kurumuna yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir.
506 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre, Kurum 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak genel şartlarla (İş kazalarıyla meslek hastalıkları), (Hastalık), (Analık), (Malullük, yaşlılık ve Ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir.
(Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40. md.) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanun'un 78. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın % 30'udur. Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80. madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.
(Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40. md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri halinde 85. madde hükümleri uygulanır.
506 sayılı Kanun'un 7.maddesi; "İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu kanunda yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece de devam eder." şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki iş yerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda,
50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, anılan bende 01.03.2011 günü yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle “Bu bent kapsamında yurt dışındaki iş yerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.” cümlesi eklenmiş,
10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Kanunun, “506 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde 6/sonda ise “Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce çalıştırılmak üzere bu ülkelere götürülen Türk işçilerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi topluluk sigortasına devam edenler ile isteğe bağlı sigortalı olarak söz konusu ülkelere götürülmüş olan sigortalıların, bu Kanun'un 5. maddesinin (g) bendi kapsamında sigortalılıkları bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde işverenlerince sağlanır ve buna ilişkin yükümlülükler yerine getirilir” denilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 7. ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, Türk işverenin iş merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte iş yerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir.
Maddede “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri gözetilecektir.
Ancak, işverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışılması, Türkiye’de tescilli işyerinde faaliyet yürütmekte olan işverenin yurt dışında ayrı işyeri açması ve sigortalının Türkiye’deki işyerinde herhangi bir çalışması, bu iş yerinden görevlendirmesi söz konusu olmaksızın, doğrudan yurt dışındaki iş yerinde çalışması, geçici görevle yurt dışına gönderilme niteliğinde değerlendirilemez.
Diğer bir deyişle, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de iş yeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Şirketin ... sicil numaralı topluluk sigortası iş yeri kayıtlarından davacı adına 01.05.1994 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği ancak sigortasının olmadığı, işveren şirketin 1994/1. Döneminden sonra bildirim yapılmadığı, davacının işverenle yaptığı sözleşmenin dosya içinde olmadığı, davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtları incelendiğinde 07.05.1993'de yurt dışına çıktığı, 01.12.1994 tarihinde yurda giriş yaptığı anlaşılmıştır.
Eldeki dosyada; davacı ile davalı işveren arasında yapılmış bireysel iş sözleşmesinin olup olmadığı araştırılmalı, davacının anılan mevzuat hükümlerine göre 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup olamayacağı, davalı Şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, 506 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusu, değinilen ilkeler kapsamında irdelenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalı Şirkete iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 18.06.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile temel uyuşmazlık, “davalı tarafından işe giriş bildirgesi kuruma bildirilen, ancak hizmeti bildirilmeyen ve davalının üstlendiği sözleşme kapsamında yurt dışı anılan ülkenin mevzuatına göre kurduğu ve organik bağ içinde olduğu işyerinde çalışan sigortalının primi de ödenmeyen bu hizmetinin tespitini isteyip istemeyeceği, yabancılık unsuru taşıyan bu uyuşmazlıkta 506 ve 5510 sayılı kanunun uygulanıp uygulanmayacağı” noktasında toplanmaktadır.
2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda “davacının çalıştığı iş yerinin topluluk sigortası kapsamında olması, çalıştığını iddia ettiği tarihte yurt dışında bulunması, adına işe giriş bildirgesi düzenlenmiş olması ve işe giriş tarihinde 18 yaşının üzerinde olması, dinlenen bordro tanık beyanı ve aynı tarihte yurt dışında bulunan aynı iş yerinde çalıştığını iddia eden tanık beyanlarının da davacının çalıştığının ispatlaması, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında sosyal güvenlik anlaşması bulunmasa da davalı işverenin Türkiye’de tescil edilmiş bir iş yerinin bulunması,
davalı işveren ile davacı arasında sözlü olarak Türkiye'de iş sözleşmesi yapılmış olması, davacının bu sözleşmenin yüklediği edimi yerine getirmek üzere yurt dışına geçici olarak çalışma amacıyla götürüldüğü” gerekçesi ile davalı Müflis ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait ...
Sicil sayılı Rusya'da bulunan topluluk sigortasına tabi iş yerinde 01.05.1994 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığı ve sigortalılık başlangıcının 01.05.1994 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
3. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
4. Verilen kararın davacı temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "davalı Şirketin ... sicil numaralı topluluk sigortası iş yeri kayıtlarından davacı adına 01.05.1994 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği ancak sigortasının olmadığı, işveren şirketin 1994/1. döneminden sonra bildirim yapılmadığı, davacının işverenle yaptığı sözleşmenin dosya içinde olmadığı, davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtları incelendiğinde 07.05.1993'de yurt dışına çıktığı, 01.12.1994 tarihinde yurda giriş yaptığı anlaşıldığından,
davacı ile davalı işveren arasında yapılmış bireysel iş sözleşmesinin olup olmadığı araştırılmalı, davacının anılan mevzuat hükümlerine göre 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup olamayacağı, davalı Şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği ile görevdeki geçiciliğe ilişkin koşullar yukarıda anlatılan çerçevede yöntemince araştırılmalı, 506 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında geçici görevle gönderilme olgusu, değinilen ilkeler kapsamında irdelenmeli ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmeli" gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
5. Dairemizin 2024/7578 Esas, 2024/9629 Karar sayılı karşı oy gerekçesinde açıklandığı üzere, hizmet tespit davası, yalnızca yurt içi hizmetler bakımından değil yurt dışında geçen hizmet sürelerinin tespiti amacı ile de açılabilir. Uygulamada uzun vadeli sigortalı kolları için açılsa da davanın açılacağı sigorta dalları bakımından herhangi bir ayrım yapılmamaktadır(.., ... Nazım: Türk Sosyal Sigortalar Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2017 s: 478-479).
6. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi yada şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı delillendirildiğinde Türk İş Hukuku uygulanmakta ve organik bağ içinde olan Türkiye’de kişi veya kişiler işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulmaktadır(Y. 9. HD. 22.01.2018 gün ve 2017/28074 E, 2018/916 K).
7. Dosya içeriğine ve Ticaret sicil kayıtlarına göre inşaat işkolunda faaliyet gösteren davalı şirketin 05.05.1994 tarihinde kuruma bildirdiği işe giriş bildirgesinde, Türkiye'de kurulu ve sigorta sicil numarası almış işyerinde 01.05.1994 tarihinde işe başladığının bildirildiği, sonra da yurt dışı iş yerine gönderildiği, yurt dışı iş yerinin topluluk sigortası kapsamında olduğu, ancak davacının bu kapsamda sigortalılığının bildirilmediği anlaşılmaktadır.
8. Davalı şirket ile davacının çalıştırılmak üzere gönderildiği yabancı ülkede bulunan ve bu ülke mevzuatına göre kurulan şirket arasında organik bağ bulunmaktadır. Davacıyı bu işyerine gönderen ve işe alan davalı şirket olup, 506 sayılı Kanun kapsamında işverendir. Çalıştıran davalı işveren olup, hizmetin tespitinde davacının hukuki yararı vardır. Kararın onanması görüşünde olduğumdan, bozma gerekçesine katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12530, K. 2025/10220, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama